Sen büyük bir yardımcısın, Tom.You're a big help, Tom.
Senin büyük bir sorunun var.You have a big problem.
Sen büyük bir öpücüsün.You're a great kisser.
Yarın büyük bir gündür.Tomorrow is a big day.
Tom'un büyük mavi gözleri vardı.Tom had big blue eyes.
Tom'un büyükannesiyim.I'm Tom's grandmother.
Ben büyük bir aileden geliyorum.I'm from a big family.
Büyük gösteriydi, değil mi?Great show, wasn't it?
Ben Tom'un en büyük oğluyum.I'm Tom's oldest son.
Bahçen ne kadar büyük?How big is your yard?
Sen büyük bir yardımcısın.You're a great help.
Tom artık büyük bir çocuk.Tom's a big boy now.
Köpeğiniz ne kadar büyük?How big is your dog?
Sen büyük bir düzenbazsın.You're a big fraud.
Sen büyük bir erkek çocuksun.You're a big boy.
Tom'un büyük bir televizyonu var.Tom has a big TV.
O büyük bir yalan.That's a big lie.
Sen bunu büyük bir ilerleme olarak düşünmelisin.You must think of this as a great improvement.
Senin odan çok büyük.Your room is very big.
Bugün büyük gün.Today's the big day.
O büyük bir Alman şirketinin başkanıdır.He's the president of a large German company.
Bu, dünyadaki en büyük şehirlerden biri.It's one of the largest cities in the world.
O büyük bir sandviç.That's a big sandwich.
Yiyecek hayat verir, hayat güç verir ve güç büyük başarılar verir.Food gives life, life gives strength and strength gives great feats.
Bu sözcük büyük harfle yazılır.This word is written capitalized.
Fiber-optik kablolar büyük miktarda bilgi taşıyabilirler.Fibre-optic cables can carry huge amounts of information.
Almanya dünyadaki en büyük peynir üreticilerinden biridir.Germany is one of the largest cheese producers in the world.
Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en büyük peynir üreticisidir.The United States is the largest producer of cheese in the world.
Daha büyük güçlerle kavga ediyorsun!You are fighting bigger forces!
Sen daha büyük güçlerle mücadele ediyorsun!You are fighting greater forces!
Bu büyük bir evdir.This is a big house.
Benim evim büyük, pembe ve beyazdır.My house is big, pink and white.
Lütfen, büyük bir parça istiyorum.I'd like a large portion, please.
Tokyo dünyanın en büyük kentlerinden biridir.Tokyo is one of the largest cities in the world.
Eğer alerjiniz varsa, bir restoranda yemek büyük bir acıdır.When you have allergies, eating at a restaurant is a huge pain.
Tom'la tanışmak benim için oldukça büyük bir deneyimdi.Meeting Tom was quite an experience for me.
Hayat büyük bir karayolu gibidir.Life is like a big highway.
On bin cümle eklemek için büyük bir sabra ihtiyacın var.You need great endurance to add ten thousand sentences.
Bir kediye küçük bir kaplan ve bir kaplana büyük bir kedi diyebilirsiniz.You can call a cat a small tiger, and a tiger a big cat.
Alt dudak, üst dudaktan daha büyüktür.The bottom lip is bigger than the top lip.
Oh, bak, bak! Orada büyük bir gökkuşağı var!Oh, look, look! There's a big rainbow over there!
Oh, bak! Orada büyük bir yılan var!Oh, look! There's a big snake over there!
Büyük haberi duydun mu?Have you heard the big news?
Biz Sao Paulo'nun en büyük müzesini ziyaret ettik.We visited Sao Paulo's largest museum.
Tom kendini büyük görüyor.Tom thinks highly of himself.
Büyükbabam büyükbabası için çalışırdı.My grandfather used to work for his grandfather.
Arşimet büyük bir matematikçiydi.Archimedes was a great mathematician.
En büyük endişem bu.This is my biggest worry.
Tom için büyük umutlarım vardı.I had great expectations for Tom.
Onun evi benimkinin üç katı büyüklükte.His house is three times as big as mine.
Lütfen büyük harfleri ve noktalama işaretlerini unutma.Please do not forget capital letters and punctuation!
Büyükanne torunlarına şeker verir.The grandmother gives candies to her grandchildren.
Büyükanne torunlarına tatlılar vermektedir.The grandmother gives sweets to her grandchildren.
Çiftçilerin çoğunun büyük aileleri vardı.Most of the farmers had large families.
Dün gece büyükannemdeydim.Last night I was at my grandma's.
Tom, Mary'den yaklaşık üç yaş büyük.Tom is about three years older than Mary.
Yalnızca, benden üç yaş büyüksün.You're only three years older than me.
Benden yalnızca üç yaş büyüksün.You're only three years older than me.
Tom ve Mary'nin çok büyük bir evi var.Tom and Mary have a very large house.
Bu saat senin büyük babanındı.This watch was your grandfather's.