Ben ormanda büyüdüm.I grew up in the woods.
Bu evde büyüdüm.I grew up in this house.
Bu çevrede büyüdüm.I grew up in this neighborhood.
Bir nehrin yakınında büyüdüm.I grew up near a river.
Bir çiftlikte büyüdüm.I grew up on a farm.
Tom'la birlikte büyüdüm.I grew up with Tom.
Tom'un hayatındaki en büyük hatayı yapmasını durdurmak zorunda kaldım.I had to stop Tom from making the biggest mistake in his life.
Okul binasının olduğu yerde büyük bir moloz yığını var.There is a large pile of rubble where the school building used to be.
Köşede büyük bir örümcek ağı var.There is a big cobweb in the corner.
Büyükannem düştü ve kalça eklemini kırdı.My grandmother fell and broke her hip.
O benden yaşça biraz daha büyük.She's a bit older than me.
Ben o mahallede büyüdüm.I grew up in that neighborhood.
Mississippi deltası tarihin akışı boyunca büyük ölçüde şekiş değiştirdi.The Mississippi delta has changed shape drastically over the course of its history.
Büyük gemilerin hepsi bir cankurtaran ile donatılmıştır.Large ships are all equipped with a lifeboat.
Yapacak büyük bir duyurum var.I have a big announcement to make.
Büyük bir erkek kardeşim var.I have a big brother.
Büyük bir ipoteğim var.I have a big mortgage.
Bununla ilgili büyük bir sorunum var.I have a big problem with that.
Gecenin büyük kısmı uyanıktım.I've been up most of the night.
Yarın büyük bir gün beni bekliyor.I've got a big day tomorrow.
Büyük bir sorunum var.I've got a big problem.
Senin için büyük bir sürprizim var.I've got a big surprise for you.
Büyük ellerim var.I've got big hands.
Büyütecek üç çocuğum var.I have three children to raise.
Büyük bir gürültü duydum.I heard a crash.
Tom'un sana büyük babasının kemanını verdiğini duydum.I heard Tom gave you his grandfather's violin.
Bunun büyük bir hata olmadığını umuyorum.I hope this isn't a huge mistake.
Büyük bir hata yapmadığımızı umarım.I hope we're not making a huge mistake.
Ben büyük bir hata yaptığımı düşünüyorum.I think I've made a big mistake.
Yarın büyük olasılıkla yağmur yağacak.It's very likely to rain tomorrow.
Onlar büyük olasılıkla işe yarayamaz. Bunların hepsi sahte.They can't possibly work. They are all fake.
Büyük bir hata yaptım.I made a big mistake.
Büyük bir hata yapmış olabilirim.I may have made a big mistake.
Büyük bir iyiliğe ihtiyacım var.I need a big favor.
Daha büyük bir odaya ihtiyacım var.I need a larger room.
Sana büyük bir özür borçluyum.I owe you a big apology.
Gençlerin kelime dağarcıkları o kadar büyük değil.The vocabulary of young people is not so great.
Tom'dan daha büyük olduğunu düşünüyor musun?Do you think you're bigger than Tom?
Konser büyük bir başarıydı.The concert was a huge success.
Deneyim Tom'a büyük acıya sebep oldu.The experience caused Tom great pain.
Tom'un resme büyük bir ilgisi vardı.Tom had a great interest in painting.
Tom tenha tren istasyonunda büyük bir saatin altında tek başına durdu.Tom stood alone under a big clock in the deserted train station.
Tom'un kafa karışıklığı büyüdü.Tom's confusion grew.
O, üç kız kardeşin yaşça en büyüğüdür.She is the oldest of the three sisters.
Tom'un utancı büyüdü.Tom's embarrassment grew.
Büyük ihtimalle Tom'un zamanında varmasını bekliyorsun.You're probably expecting Tom to arrive on time.
Senin kadar büyüğüm.I'm as old as you.
Sanırım büyük olasılıkla gitmeliyim.I think I should probably go.
Sanırım başım büyük belada.I think I'm in big trouble.
Sanırım o büyüleyici.I think it's fascinating.
Sanırım o büyük ölçüde mümkün değil.I think that's highly unlikely.
Sanırım Tom büyük bir hata yaptı.I think Tom made a big mistake.
Sanırım Tom büyük olasılıkla zaten onun hakkında biliyor.I think Tom probably knows about it already.
Sanırım Tom büyük olasılıkla seninle aynı fikirde olmayacaktı.I think Tom would probably disagree with you.
Büyük olasılıkla haklı olduğunu düşünüyorum.I think you're probably right.
Onun büyük bir politikacı olma hırsı vardı.He had the ambition to be a great politician.
Tom ve Mary birlikte büyüdüler.Tom and Mary grew up together.
Bu kavram burada çimlendi ve yurt dışında büyüdü.That concept germinated here and thrived overseas.
Büyükbabam İkinci Dünya Savaşı'nda öldü.My grandfather died in the Second World War.
Bunlar çok büyük elmalar.Those are very big apples.