İskender büyük bir fatihti.Alexander was a great conqueror.
O büyük bir miktar.It's a large amount.
Bu, şehirdeki en büyük bina.It's the biggest building in the city.
Filmler büyük bir eğlence.Movies are a great diversion.
Başkanın ölümü büyük üzüntüye neden oldu.The president's death caused great sorrow.
Partide büyük bir kalabalık vardı.There was a great crowd at the party.
Bu yeni şarkı büyük bir liste başı.This new song is a big hit.
Tom toplantıyı büyük ölçüde unuttu.Tom pretty much forgot about the meeting.
Tom'un büyük planları var.Tom has big plans.
Tom büyüyor.Tom is growing up.
Tom gerçekten büyük.Tom is really big.
Tom en büyük.Tom is the greatest.
Tom'un başı büyük belada.Tom is in big trouble.
O kadar büyük görünmüyor.It doesn't seem that big.
Şarkı bittiğinde büyük seyirci alkışladı.The large audience applauded when the song finished.
Tom büyükbabasını hatırlamıyor.Tom doesn't remember his grandfather.
Bir maden kasabasında büyüdüm.I grew up in a mining town.
Din ve bilim arasında büyük bir anlaşmazlık vardır.There is a great conflict between religion and science.
Sözlerimi not et. Dünyadaki en büyük çevirmen olacağım!Mark my words: I will become the greatest translator in the world!
Hiç kimse büyük bir kelime hazinesi olan bir deliden daha tehlikeli değildir.No one is more dangerous than a fool with a large vocabulary.
Boston'da büyümedim.I didn't grow up in Boston.
Mary, Tom'un büyük bir penisi olduğunu söyledi.Mary said that Tom has a big dick.
Büyük miktarda para bağışladı.He donated a lot of money.
Onun büyük bir egosu var.He has a huge ego.
Ben büyüye inanıyorum.I believe in magic.
Ben senin büyük bir öğretmen olduğuna iddiaya girerim.I bet you're a great teacher.
Yaşamının en büyük hatasını yapıyorsun.You're making the biggest mistake of your life.
Bu restoranda porsiyonlar çok büyük.The portions are huge at this restaurant.
Büyük babamın neye benzediğini zar zor hatırlayabiliyorum.I can barely remember what my grandfather looked like.
Büyü yapabilirim.I can do magic.
Büyük olasılıkla şimdi telefonla Tom'a ulaşabilirim.I can probably reach Tom by phone right now.
Büyük olasılıkla şimdi Tom'a ulaşabilirim.I can probably reach Tom right now.
Tom'un hayatta büyük bir hırsı vardı. O bir yarış arabası sürücüsü olmaktı.Tom had one big ambition in life. That was to become a race car driver.
Tom'un hayatta büyük bir tutkusu bir yarış arabası sürücüsü olmaktı.Tom's one big ambition in life was to become a race car driver.
Tom'un bir büyükbaba olduğuna inanamıyorum.I can't believe that Tom is a grandfather.
O daha büyük bir mutfak istiyor.She wants a bigger kitchen.
Büyük bir aileden geliyorum.I come from a big family.
Bu pantolon çok büyük.Those pants are too big.
Bir tek kelime kaçırmadan büyük bir dikkatle dinledik.We listened with great care, not missing a single word.
Onlar otomobil üretmek için büyük bir tesis inşa ettiler.They built a large plant to manufacture automobiles.
Bunun büyük bir anlaşma olduğunu bilmiyordum.I didn't know it was a big deal.
Bunun büyük bir sır olduğunu bilmiyordum.I didn't know it was a big secret.
Büyük anlaşmanın ne olduğunu bilmiyorum.I don't know what the big deal is.
İtalya'da reform ihtiyacı çok büyüktür.The need for reform in Italy is enormous.
Bu kadar büyük bir arabaya ihtiyacım yok.I don't need a car that big.
O kadar büyük bir bavula ihtiyacım yok.I don't need a suitcase that big.
Büyük anlaşmanın ne olduğunu görmüyorum.I don't see what the big deal is.
Büyük süslü bir düğün istemiyorum.I don't want a big, fancy wedding.
Büyük bir aptal gibi hissediyordum.I felt like a big fool.
O büyük bir servetin (kadın) mirasçısıdır.She's the heiress to a great fortune.
O, gelen kutusunda penis büyütmeyle ilgili bir reklam aldı.She received an ad for penis enlargement in her inbox.
Onu büyüleyici buldum.I found that fascinating.
O büyüleyici görünüyordu.She looked ravishing.
Büyük kalabalıkların önünde konuştuğum zaman asabım bozulur.I get nervous when I speak in front of large crowds.
Ben buralarda büyüdüm.I grew up around here.
Burada Boston'da büyüdüm.I grew up here in Boston.
Burada büyüdüm.I grew up here.
Boston'da büyüdüm.I grew up in Boston.
Ben o evde büyüdüm.I grew up in that house.
Dağlarda büyüdüm.I grew up in the mountains.