Mary, Tom'dan birkaç yaş büyük.Mary is a few years older than Tom.
Orada büyük bir kilise olduğunu biliyorum.I know there was a big church there.
Tom büyük bir kuş gördü.Tom saw a large bird.
Ağabeyimin büyük bir şirkette bir pozisyonu vardı.My older brother had a position in a large company.
Aşık olduktan sonra en büyük sevinç birinin aşkını itiraf etmektir.The greatest joy after being in love is confessing one's love.
Ho Chi Minh kenti Vietnam'ın en büyük şehridir.Hochiminh City is the largest city in Vietnam.
Bu kasabadan birçok büyük insan çıktı.Many great men came from this town.
Tom kara büyü uyguluyor.Tom practices black magic.
Bu küçük bir araba büyüklüğünde.It's the size of a small car.
Sovyetler Birliği zamanında "Pravda" ve "Izvestia" olmak üzere iki büyük gazete vardı.During the Soviet Union, there were two big newspapers - "Pravda" and "Izvestiia."
En büyük zayıflığınız nedir?What is your greatest weakness?
Senin en büyük gücün nedir?What is your greatest strength?
Tom'un nerede büyüdüğünü biz bile bilmiyoruz.We don't even know where Tom grew up.
Odamda büyük bir kara dul örümceği var!There's a huge black widow spider in my room!
Tom'un büyük bir dairesi var.Tom has a big apartment.
Pekin büyük bir hızla değişiyor.Beijing is changing with great speed.
O benim büyükannem değil; o benim annem.She's not my grandma; she's my mom.
Ama koltuk onun için fazla büyük.But the seat is too big for him.
Daha büyük havuçlar var mı?Are there bigger carrots?
Büyükannemin cildi kağıt gibi görünüyordu.My grandma's skin seemed like paper.
Brezilya dünyanın en büyük altıncı ekonomisi oldu.Brazil became the sixth largest economy in the world.
Büyükbaba ve büyükannelerim ben doğmadan önce öldüler.My grandparents died before I was born.
Lütfen bana en büyük ananası ver.Please, give me the biggest pineapple.
Kalmius Nehri üzerindeki Donetsk, doğu Ukrayna'nın en büyük bir kentidir.Donetsk is a large city in eastern Ukraine on the Kalmius river.
Büyük jerboa kemirgenlerin bir türüdür.The Great Jerboa is a species of rodent.
Mars ince atmosferli büyük bir kayadır.Mars is a large rock with a thin atmosphere.
Mary şimdiye kadar gördüğüm en büyük klitorise sahip.Mary has the biggest clitoris I've ever seen.
Büyükbabam bir değirmenciydi.My grandfather was a miller.
Afrika filinin, Asya filinden daha büyük kulakları vardır.The African elephant has bigger ears than the Asian elephant.
Greta büyük elçiliğe gidiyor.Greta is going to the embassy.
Onların evinin ne kadar büyük olduğunu gördün mü?Did you see how big their house is?
Bu mağaza çok büyük değil.This store isn't very big.
Benim için dört tane büyük patates satın al.Buy four big potatoes for me.
Neden senin kedin çok büyük?Why is your cat so big?
Aslan ve kaplanlara büyük kediler denir.Lions and tigers are called big cats.
Bu büyük bir zafer.This is a great victory.
Bira büyük bira bardağı ile satılır.Beer is sold by the pint.
Bu oda çok büyük.This room is too big.
Yeni arabamız çok büyük değil.Our new car is not very big.
Otobüs büyük olasılıkla geç kalacak. Neden bir taksi çağırmıyoruz?It's very likely that the bus will be late. Why don't we call a taxi?
Onun son oyunu büyük bir başarıydı.His last play was a big hit.
Hastanedeki büyükannemi ziyaret ediyorum.I'm visiting my grandmother in hospital.
Ben büyük bir bina inşa edeceğim.I'll build a large building.
Dinler bugüne kadar söylenen en büyük yalandırlar.Religions are the biggest lie ever told.
Büyükbabam bastonsuz yürüyemez.My grandfather cannot walk without a walking stick.
Mary büyüleyici ve gizemli.Mary is fascinating and mysterious.
Onlar büyük bir markete uyuşturucu satarak para kazandı.They made money by selling drugs into the huge market.
Sıcaklık yüksek olduğu için büyük miktarda klima satıldı.A large quantity of air-conditioners has been sold since the temperature is high.
O, mahalledeki en büyük ev.It's the biggest house in the neighborhood.
Şu şeyin büyüklüğüne bak!Look at the size of that thing!
Tom sevgi dolu bir evde büyüdü.Tom grew up in a loving home.
Bu büyük bir fark yaratıyor mu?Does it make a big difference?
Dünya ekonomisi büyük tehlike altında.The world economy is in grave danger.
Gerçekten bu adamın bir büyücü olduğuna inanıyor musun?Do you really believe that this guy is a magician?
Büyükbabamın evi bu olmalı.This must be my grandfather's house.
Onun dağda büyük bir evi var.He has a big house on the mountain.
Tom ebeveynleri tatildeyken evinde büyük bir parti verdi.Tom threw a big party at his house while his parents were on vacation.
Daha büyük çocuklar küçük olanlara eziyet ederler.The bigger boys torment the little ones.
Büyük kaplumbağaların çoğu, 18'inci ve 19'uncu yüzyılda, korsanlar tarafından öldürüldü.Giant tortoises were decimated by pirates in the 18th and 19th century.
El tırnakları ayak tırnaklarına göre yaklaşık dört kat daha hızlı büyür.Fingernails grow nearly four times faster than toenails.