Konuyu büyüleyici buldum.I found the subject fascinating.
Japon yemeği yiyerek büyüdüm.I grew up eating Japanese food.
Böylesine büyük bir aileye bakmak zorunda olacağımı asla düşünmemiştim.I never thought I would have to support such a large family.
Eğer o büyük bir öğle yemeği yerse, genellikle öğleden sonra uyur.If he eats a big lunch, he usually gets sleepy mid-afternoon.
Uyku eksikliğinin öğrencinin notlarının üzerinde çok büyük olumsuz etkisi olabilir.Lack of sleep can have an enormous negative impact on a student's grades.
Benim en büyük endişem, bir sonraki yemeğimin nereden geleceği hakkındadır.My biggest worry is about where my next meal will come from.
Benim IPhone hakkında büyük şikayetlerimden biri de Flash desteği olmamasıdır.One of my major complaints about the iPhone is that it doesn't support Flash.
Stresin sağlığınız üzerinde çok büyük olumsuz etkisi olabilir.Stress can have an enormous negative impact on your health.
En büyük başarınızın ne olduğunu düşünüyorsunuz?What do you consider your greatest achievement?
Ben büyürken, ünlü olacağımı hiç düşünmemiştim.When I was growing up, I never imagined that I would become famous.
Massachusetts'te bir adamın, karısının büyükannesi ile evlenmesine izin verilmez.In Massachusetts, a man is not allowed to marry his wife's grandmother.
Babam bana büyük bir miras bıraktı.My father left me a large inheritance.
Görüntüyü büyütürsen pikselleşebilir.If you scale the image up it might pixelate.
O, Londra'da kalmaktan yararlandı ve İngilizcesini büyük ölçüde geliştirdi.She profited from her stay in London and considerably improved her English.
Jül Sezar, bu büyük Roma kahramanı, öldürüldü.Julius Caesar, this great Roman hero, was assassinated.
Onlardan boşuna büyük bir miktarda ödünç para almaya çalıştı.He tried, in vain, to borrow a large sum of money from them.
Sınıfımdaki öğrencilerin en büyüğüyüm.I'm the oldest of the students in my class.
Bu kadar büyük bir balina hiç görmedim.I never saw so big a whale.
Ben böyle büyük bir balina görmedim.I've never seen such a large whale.
Böylesine büyük bir balina asla görmedim.I've never seen such a large whale.
Ben o kadar büyük bir balina görmedim.I've never seen a whale that big.
Asla öyle büyük bir balina görmedim.I've never seen a whale that big.
Burnum gerçekten büyük ve ayrıca çarpık.My nose is really big, and it's crooked as well.
Ailem o kadar büyük değildir.My family is not all that large.
Benim ailem o kadar büyük değildir.My family is not that large.
Ailem öyle büyük bir aile değildir.My family isn't such a big family.
Benim ailem öyle büyük bir aile değildir.My family isn't such a big family.
Büyükannem bile bir mesaj gönderebilir.Even my grandma can send a text.
İki büyük kahve, lütfen.Two large coffees, please.
Sally Ken'den iki yaş daha büyük.Sally is two years older than Ken.
Karımı seçerken büyük bir hata yaptım.I made a big mistake when choosing my wife.
Pek çok büyük bilim adamları saçma şeyler hakkında düşünmüştür.Many great scientists had thought about absurd things.
Daha büyük her zaman daha iyi değildir.Bigger is not always better.
Yerde büyük taşlar var.There are big stones on the ground.
O şimdi Amerikan büyükelçisi olarak Japonya'ya atandı.He was just appointed as the American ambassador to Japan.
O çocuk kısa süre içinde çok büyüdü.That child grew a lot in a short amount of time.
Barcelona, Katalonya'nın başkenti ve İspanya'da ikinci büyük kentidir.Barcelona is the capital of Catalonia, and is the second biggest city in Spain.
Japonca'ya büyük bir ilgisi var.He has a great interest in Japanese.
Bir bütün olarak tanımadan bir hatayı tekrarlamak hepsinin içinde en büyük hatadır.Repeating a mistake without recognizing it as one, is the biggest mistake of all.
Dinozorların evrimine büyük bir ilgim var.I have a great interest in the evolution of dinosaurs.
Amerika'nın ekonomisi dünyanın en büyüğü.America's economy is the largest in the world.
Büyükannem düşmekten korkuyor.My grandmother is afraid to fall.
Büyük ülkeler küçük ülkelere karışmamalıdır.Large countries shouldn't interfere with smaller countries.
O, büyük planlar başarmak üzereydi.He was about to achieve great plans.
Sorular ve cevaplar etkileşimde büyük bir rol oynarlar.Questions and answers play an enormous role in interaction.
Tom'un büyük kızı hâlâ bekardır.Tom's older daughter is still unmarried.
Tom büyük bir şirket için çalışıyor.Tom works for a large company.
Tom büyük bir aile istiyor.Tom wants a large family.
Tom büyük bir hata yaptı.Tom made a big mistake.
Tom büyük ölçüde bir atlet değil.Tom isn't much of an athlete.
Tom büyük olasılıkla kayboldu.Tom is probably lost.
Tom Fransızcada büyük gelişme sağlıyor.Tom is making great progress in French.
Tom şimdi büyümüş.Tom is grown up now.
Tom büyük bir yiyici.Tom is a big eater.
Tom'un büyük elleri var.Tom has big hands.
Tom'un büyük bir mizah duygusu var.Tom has a great sense of humor.
Tom'un büyük bir evi var.Tom has a big house.
Tom'un büyük bir ailesi var.Tom has a big family.
Tom aynı babası, büyükbabaları ve kardeşleri gibi bir sakala sahip.Tom has a beard just like his father, grandfathers and brothers do.
Dün gece Tom'un konserinde büyük bir seyircisi vardı.Tom had a large audience at his concert last night.