Ana içeriğe geç
Sözlük

büyü ile cümle

büyü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O büyük bir siyasetçi ve dahası iyi bir bilgin.He is a great politician, and, what is more, a good scholar.
O büyük ölçekte bir parti verdi.He gave a party on a large scale.
Çok büyük miktarda likör tüketir.He consumes an enormous amount of liquor.
İngiltere'ye büyük elçi olarak atandı.He was appointed ambassador to Britain.
O sadece Japonya'ya ABD Büyükelçisi olarak atandı.He has just been appointed the U.S. Ambassador to Japan.
O, kızılhaç'a isimsiz olarak büyük bir miktarda para bağışladı.He anonymously donated a large sum of money to the Red Cross.
Japonya'daki en büyük bilim adamlarından biridir.He is one of the greatest scientists in Japan.
Japonya'daki en büyük sanatçılardan biridir.He is one of the greatest artists in Japan.
O büyüdükçe akıllandı.He became wiser as he grew older.
O ekili alanın satışını büyük miktarda gerçekleştirdi.He realized a large sum by the sale of the plantation.
Büyük bir servete konacak.He will come into a large fortune.
Suçunun büyüklüğünü anladı.He realized the magnitude of his crime.
O boşuna onlardan büyük bir meblağ para ödünç almaya çalıştı.He tried to borrow a large sum of money from them in vain.
Ondan büyük bir miktarda para gasp ettiler.He extorted a large amount of money from her.
O hayatta büyük başarı elde etti.He achieved great success in life.
Hastalığı sırasında büyük cesaret gösterdi.He showed great courage during his illness.
Onun gücü, sıradan bir insanınkinden çok daha büyüktür.His strength is much greater than that of an ordinary man.
O, babasının büyük mal varlığının varisi oldu.He succeeded to his father's large property.
O benden iki yıl daha büyüktür fakat benden daha az uzundur.He is older than I by two years, but less tall than I.
O dikkatsiz araç kullanmaktan çok büyük zevk alır.He gets a kick out of reckless driving.
Kızına büyük bir servet bıraktı.He left his daughter a great fortune.
O, beyzbolda büyük bir geleceğe sahip.He has a big future in baseball.
Büyük bir hataydı ki, o caydı.He broke his promise, which was a big mistake.
O büyük bir akşam yemeği yedi. O aç olmalı.He ate a huge supper. He must have been hungry.
Onun seyahat için büyük bir merakı var.He has a great fancy for travelling.
Onun kollarında büyük bir kutu vardı.He had a big box in his arms.
Onların büyük gününün ne zaman olduğunu onlara sormak istiyorum.I want to ask them when their big day is.
Onların konseri büyük bir başarıydı.Their concert was a big hit.
Onların oğlu büyüdü.Their son grew bigger.
Babalarının kasabada büyük bir ayakkabı dükkânı vardı.Their father had a large shoe shop in the town.
Onlar her dört yılda bir büyük yarışmaların olması gerektiğine inanıyorlardı.They believed it necessary to have great contests every four years.
O büyük ağacın gölgesinde oturdular.They sat in the shade of that big tree.
Büyük köpekten korkmuşlar.They were afraid of the big dog.
Onlar sanki müzikten büyülenmiş gibi sessiz oturdular.They sat still as if they were charmed by the music.
Onlar kentin hızlı büyümesine şaşırdılar.They were surprised at the city's rapid growth.
Sanki müzik tarafından büyülenmiş gibi oturuyorlar.They are sitting as if charmed by the music.
Dün gece büyük bir kargaşa yaptılar.They made a great tumult last night.
Onlar benim için büyük bir parti verdiler.They gave a big party for me.
Onların büyük bir evi var.They have a large house.
Onlar büyük arabaları seviyorlardı.They liked large cars.
Onu büyük bir çoğunlukla belediye başkanı seçtiler.They elected him mayor by a large majority.
Onlar büyük bir plak şirketiyle üç yıllık bir sözleşme imzaladı.They signed a three-year contract with a major record company.
Onlar yürüyerek büyük kıtayı geçtiler.They crossed the vast continent on foot.
O bana büyük babamı hatırlatıyor.He reminds me of my grandfather.
O, gerçeği öğrendiğinde, ona büyük sürpriz oldu.Great was her surprise when she knew the fact.
Onun sahneye ilk çıkışı mevsimin en büyük sosyal olayı idi.Her debut was the biggest social event of the season.
Bana dün söylediği yalan o kadar da büyük değildi.What she told me yesterday is a white lie.
Onun boşandığı haberi büyük bir sürprizdi.The news that she got divorced was a big surprise.
Hiçbir şey ona oğlunun büyüdüğünü görmekten daha büyük bir zevk vermedi.Nothing gave her greater pleasure than to watch her son growing up.
Onun evinde kalırken bana büyük bir oda verdi.She gave me a large room while I stayed at her house.
Onun evi bizimkine göre iki-üç kat büyük.Her house is two or three times as large as ours.
Onun ölümü onun için büyük bir darbeydi.Her death was a great blow to him.
Onun davetini geri çevirmen büyük saygısızlık.It's very impolite of you to decline her invitation.
O, onun güzelliği ile büyülendi.He was fascinated with her beauty.
Biz onun sesinden büyülendik.We were fascinated by her voice.
Onun önünde büyük bir gelecek uzanıyor.A great future lies before her.
Büyükannesi seksen sekiz yaşına kadar yaşadı.Her grandmother lived to be eighty-eight years old.
Onun tutkusu bir büyükelçi olmaktır.Her ambition is to become an ambassador.
Saçı geri büyüdü.Her hair grew back.
Onun güzelliği onu büyüledi.Her beauty cast a spell over him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod