Bu çikolatanın buruk bir tadı var.This chocolate has a bittersweet taste.
Buruk bir tadı vardır.It leaves a bad taste.
Köksapı buruk ve acıdır.I'm so bad and nasty.
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.She kept staring in silence.
Bu da iki arkadaş arasında herkesin bildiği buruk bir uzaklaşmaya neden oldu.He then became embroiled in a miserable quarrel between two ladies he knew.
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.The film involved a love story with a mystery.
Oda sıcaklığında, saydam açık sarı renge sahip bir sıvıdır ve buruk bir kokuya sahiptir.At room temperature, it is a clear light yellow color liquid with an acrid odor.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.I look back on it and I'm fairly uncomfortable.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıShe was in bitterness of soul, and prayed to Yahweh, and wept bitterly.
Ve yüzler vardır o gün, asık/buruk,And how many faces on that Day will be woe-begone
Bürük[1] veya bilimsel adıyla Calystegia silvatica (syn.The morning glory Calystegia silvatica (syn.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.Mir wird heute noch übel, denke ich daran zurück!
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.Der Film erzählt eine verwinckelte Liebesgeschichte.
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.Aus deinen Blicken sprach dein Herz.
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.Er schaut genau in das Böse hinein.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.Mais maintenant je regarde en arrière et je suis embarrassé .
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.La majorité de ses films racontent une histoire d'amour malheureuse..
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.Si tu la regardes dans les yeux, tu es foutue.
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.La película se basa en una historia de amor muy particular.
Buruk tat ve ağızda oluşan kabarcıklar zehrin etkisini gösteren başlıca belirtilerdir.Tosse e catarro, nel fumatore, sono il primo sintomo di questi effetti.
Bu üzümler hoş görünüyor fakat, aslında tadı buruk.Этот виноград выглядит очень сладким, но на самом деле он кислый.
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.Он возбуждает меня, когда я смотрю на него.
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.Под их взглядом всё стало загораться.
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.В фильме рассказана трагическая история любви.
103. dakikada Buruk'un yüksek topunda kaleci Tuncay boşa çıktı.Из-за высоко расположенного центра тяжести Москвич-410 был неустойчив на дороге.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.«"نظرت إلى الوراء ورأيت شيئا يجري في الحقل نحوي.
Buruk bir tadı vardır.له طعم مر قليلا.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.É um ponto que neste momento analiso e reanaliso a sós comigo.
Buruk bir tadı vardır.Tem um sabor azedo.
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.Zobacz, jak wygląda w środku .
Erişim tarihi: 9 Haziran 2015. ^ "Buruk Bir Sevinç Yaşıyoruz". habergazetesi.com.tr.Процитовано 9 червня 2013. My Youth Romantic Comedy Is Wrong, As I Expected, Vol.
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.Скоріше, вони просто ускладнюють напруження очей.
Dünya ve ülke sorunlarını buruk bir güldürü ile çizgiledi.On i svět však měli k hněvu pádné důvody.
Buruk bir tadı vardır.Má nasládlou chuť.
(Kısa buruklar BKM tasarımcıları için çok önemli bir amaçtır.).(Rövid leírás a mellékszereplők közt.)
Takımın havası buruktu ve Hill yarış dışı kalmıştı.Lähtö sujui ilman suurempia ongelmia, ja Hill veti letkaa.
Oda sıcaklığında, saydam açık sarı renge sahip bir sıvıdır ve buruk bir kokuya sahiptir.Σε θερμοκρασία δωματίου το θείο είναι μαλακό στερεό με έντονο κίτρινο χρώμα.
Buruk bir tadı vardır."God dårlig smag".
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.Kepalanya masih terasa sedikit pusing.
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.Film ini berlatar belakang tentang kisah cinta yang terlalu mencintai.
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.必ず何かを見つめている。
Seyrettikçe gönlünü burukluk sarar.よく見ると体が角張っている。
İlk koparıldığında buruk bir tadı vardır.初めて味わう危険な上反り編。
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.而楚中天一眼就看中了她。
(Kısa buruklar BKM tasarımcıları için çok önemli bir amaçtır.).(만성 신부전증을 일으킬 수 있는 중대한 요소.)
Bu burukluk içinde seyrettikçe seyreder.הוא הביט בי במבט יציב.
Bu gün geriye dönüp bakıyorum ve içimde bir burukluk hissediyorum.לבוא עכשיו ולהתנגד, הדבר נראה לי חמור מאד.
Film de buruk bir aşk hikâyesini konu edinmiştir.Opera vsebuje tudi ljubezensko zgodbo.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıAn-ne lấy làm sầu khổ trong lòng, vừa cầu khẩn Ðức Giê-hô-va, vừa tuôn tràn giọt lệ.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıAn-ne lấy_làm sầu khổ trong lòng , vừa cầu_khẩn Ðức_Giê - hô-va , vừa tuôn tràn giọt lệ .
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıA ona będąc w gorzkości serca, modliła się Panu, i wielce płakała.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıA ona bola rozžialenej duše a modlila sa Hospodinovi a plakala veľmi.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıEla, pois, com amargura de alma, orou ao Senhor, e chorou muito,
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıella oró a Jehovah con amargura de alma y lloró mucho
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıÉs lelkében elkeseredve, könyörge az Úrnak, és igen sír vala.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıEssa era afflitta e innalzò la preghiera al Signore, piangendo amaramente
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıEt, l`amertume dans l`âme, elle pria l`Éternel et versa des pleurs.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıHanna was vertwijfeld en huilde bittere tranen, terwijl zij tot de HERE bad.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıIn njej je bilo bridko v duši, in molila je h GOSPODU in silno jokala.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıja rukoili Herraa mieli murheellisena, itki katkerasti