Böylesi güç sembolleriyle dolu bir galeriye girdiğinizde gözünüz korkuyor.Νιώθεις δέος όταν μπαίνεις σ'αυτό τον χώρο
Böylesi güç sembolleriyle dolu bir galeriye girdiğinizde gözünüz korkuyor.Вы не можете не испугаться входя в эту галерею, в которой присутствует власть
Böylesi güç sembolleriyle dolu bir galeriye girdiğinizde gözünüz korkuyor.Моторошно заходити до цієї галереї, наповненої незримою присутністю Сили
Böylesi işime gelir.Adequa-se a mim.
Böylesi işime gelir.Det känns mer riktigt för mig.
Böylesi işime gelir.Det virker naturligt for mig.
Böylesi işime gelir.È l'unica cosa che mi si addice veramente.
Böylesi işime gelir.Es lo correcto.
Böylesi işime gelir.Se sopii minulle.
Böylesi işime gelir.To jest właściwa odpowiedź.
Böylesi işime gelir.Είναι το μόνο πρέπον για μένα!
Böylesi işime gelir.Это подходит лучше всего.
Böylesi iyi. Durum şu ki, eğer 'Bu benim deneyimim,' diye söyleseydin.Ce se întâmplă, dacă tu spui: " Aceasta este experienta mea "
Böylesi iyi.En zegt het.
Böylesi iyi.Nos az van, hogy ha azt mondod:
Böylesine büyük bir yer yapmak.Caspita, hanno fatto davvero un magnifico lavoro.
Böylesine büyük bir yer yapmak.De gjorde virkelig deres bedste, da de lavede det her.
Böylesine büyük bir yer yapmak.De sparade verkligen inte på krutet när de gjorde det här.
Böylesine büyük bir yer yapmak.Ena! Eles esmeraram-se nisto.
Böylesine büyük bir yer yapmak.Poszli na całość.
Böylesine büyük bir yer yapmak.Rakentajat hieman innostuivat.
Böylesine büyük bir yer yapmak.Realmente se han esforzado en hacer esto.
Böylesine büyük bir yer yapmak.Έβαλαν τα δυνατά τους για να το φτιάξουν.
Böylesine büyük bir yer yapmak.Надо же, они на многое пошли, чтобы сделать это.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."C'est un tel melting pot" dit Amanda Fisher de ce groupe.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."E o mare amestecătură," așa descrie Fisher grupul.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."Es como un crisol," dice Fisher acerca del grupo.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."Es ist so ein Schmelztiegel", sagt Fisher über die Gruppe.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher."Είναι πραγματικό χωνευτήρι λαών", αναφέρει η Fisher για την ομάδα.
"Böylesine çeşitli bir topluluk..." diye bahsediyor Fisher.Может быть потому, что многие из них - эмигранты.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Această problemă a transferului poate da peste cap încercările noastre de a lua decizii raţionale.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.A változó összehasonlítások problémája megnehezítheti az ésszerű döntések meghozatalát.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Ce problème de comparaisons qui changent nous gêne dans nos tentatives pour prendre des décisions rationnelles
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Dette problem af at ændre sammenligninger kan ødelægge vores forsøg på at lave rationelle beslutninger.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Dit probleem van het verleggen van vergelijkingen kan onze pogingen tot rationeel beslissen bedonderen.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Este problema de comparaciones cambiantes puede desconcertar nuestros intentos de tomar decisiones racionales.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.이처럼 비교하는 상대를 바꾸는 것은 합리적인 결정을 내리는데 방해가 됩니다.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Takovýto posun ve srovnávání vás může zmást když se snažíte udělat racionální rozhodnutí.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Tento problém s odlišným porovnávaním môže zmariť našu snahu robiť racionálne rozhodnutia.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Vấn đề chuyển đổi so sánh có thể làm xấu nỗ lực của chúng ta để đưa ra quyết định đúng đắn.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Το πρόβλημα της εναλλασσόμενες συγκρίσεις δυσχεραίνουν τις προσπάθειές μας να λάβουμε λογικές αποφάσεις.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Този проблем може да обърка нашите опити да взимаме разумни решения.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.Эта проблема подмены сравнений может испортить наши попытки принимать рациональные решения.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.הבעיה הזאת של השוואות משתנות יכולה לסבך את הניסיונות שלנו להחליט החלטות הגיוניות.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.هذه المشكلة للمقارنات المتنقلة يمكن أن تربك محاولاتنا لأخذ قرارات عقلانية.
Böylesine değişen karşılaştırmalar mantıklı kararlar vermeye çalışırken başa bela olur.合理的な選択をしようとする私達の判断を迷わせるのです 例をあげてみましょう
Böylesine derin soluk alma.Adem het niet zo diep in, oke?
Böylesine derin soluk alma.Đừng thở quá mạnh.
Böylesine derin soluk alma.Jangan bernafas terlalu dalam.
Böylesine derin soluk alma.Ne dihaj tako globoko.
Böylesine derin soluk alma.Nedýchej tak hluboce.
Böylesine derin soluk alma.Ne respire pas si profondément.
Böylesine derin soluk alma.Nie oddychaj za głęboko.
Böylesine derin soluk alma.N-o respira atât de profund.
Böylesine derin soluk alma.No respires tan profundamente.
Böylesine derin soluk alma.Не дишай толкова дълбоко.
Böylesine derin soluk alma..אל תנשום בכבדות
Böylesine harika bir okula gidiyorsun.Anh là học sình của một trường học tốt thế này
Böylesine harika bir okula gidiyorsun.Chodíš do takej super školy...
Böylesine harika bir okula gidiyorsun.Du bist Schüler an so einer guten Schule!