Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.이러한 지혜는 위로부터 내려온 것이 아니요 세상적이요 정욕적이요 마귀적이니
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Neníť zajisté ta moudrost shůry sstupující, ale jest zemská, hovadná a ďábelská.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Nie jestci ta mądrość z góry zstępująca, ale ziemska, bydlęca, dyjabelska.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Non è questa la sapienza che viene dall'alto: è terrena, carnale, diabolica
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Sự khôn ngoan đó không phải từ trên mà xuống đâu; trái lại, nó thuộc về đất, về xác thịt và về ma quỉ.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Sự khôn_ngoan đó không phải từ trên mà xuống đâu ; trái_lại , nó thuộc về đất , về xác_thịt và về ma_quỉ .
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Tämä ei ole se viisaus, joka ylhäältä tulee, vaan se on maallista, sielullista, riivaajien viisautta.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Tá múdrosť neprichádza s hora, ale je pozemská, telesná, démonská.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.To ni modrost, ki prihaja od zgoraj, ampak zemeljska, živalska, vražja.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Η σοφια αυτη δεν ειναι ανωθεν καταβαινουσα, αλλ' ειναι επιγειος, ζωωδης, δαιμονιωδης.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Не сходить ся премудрость звише, а земна (вона), душевна, бісовська.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Но Той дава една голяма благодат; затова казва: "Бог на горделивите се противи, а на смирените дава благодат".
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.Это не есть мудрость, нисходящая свыше, но земная, душевная, бесовская,
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.אין זאת החכמה הירדת ממעל כי אם חכמת אדמה היא וחכמת היצר והשדים׃
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.ليست هذه الحكمة نازلة من فوق بل هي ارضية نفسانية شيطانية.
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.這 樣 的 智 慧 、 不 是 從 上 頭 來 的 、 乃 是 屬 地 的 、 屬 情 慾 的 、 屬 鬼 魔 的
Böylesi ‹‹bilgelik›› gökten inen değil, dünyadan, insan doğasından, cinlerden gelen bilgeliktir.這樣 的 智慧 、 不 是 從上頭來 的 、 乃是 屬地 的 、 屬情慾 的 、 屬鬼魔 的
Böylesi bir anne için neden endişeleniyorsun anlamıyorum.Czy naprawdę myślisz, że on taki jest? Zawsze bierzesz jego stronę.
Böylesi bir anne için neden endişeleniyorsun anlamıyorum.¡No comprendo como puedes querer tanto a una madre así!
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.저는 이런 바램이 제가 지난 15년간 알아왔던 불편한 진실을 반영한다고 생각합니다.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Cred că această dorinţă reflectă un adevăr dureros pe care l-am învăţat în ultimii 15 ani.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Credo che quel desiderio rifletta una dolorosa verità che ho imparato negli ultimi 15 anni.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Creo que este deseo refleja una dolorosa verdad que hemos aprendido en los últimos 15 años.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Eu acredito neste desejo reflete uma verdade cruel que aprendi nos últimos 15 anos.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Jag tror att denna önskan speglar en smärtsam sanning som jag kommit i kontakt med under de senaste 15 åren.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Je crois que cet espoir reflète une vérité douloureuse que j'ai apprise au cours des 15 dernières années.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Minusta tämä toive heijastelee karua totuutta, jonka olen viimeisten 15 vuoden aikana oppinut.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Myslím, že toto prianie zrkadlí bolestivú pravdu, ktorú som spoznala za posledných 15 rokov.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Szerintem ez a vágy azt a fájdalmas valóságot tükrözi, amit az elmúlt 15 évben tapasztaltam meg.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Tôi tin rằng điều mong muốn này phản ánh một sự thật đau buồn mà tôi đã nghiên cứu 15 năm qua.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Věřím, že toto přání vyjadřuje bolestnou pravdu, kterou jsem zjistila během minulých 15 let.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Volgens mij is deze wens de weerspiegeling van een pijnlijke waarheid die ik de afgelopen 15 jaar heb ontdekt.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Πιστεύω ότι αυτή η επιθυμία αντικατοπτρίζει μια οδυνηρή αλήθεια που έμαθα τα τελευταία 15 χρόνια.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Думаю, такое желание отражает горькую правду, к которой я пришла через 15 лет.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Мисля, че това желание отразява болезнената истина, която научих през последните 15 години.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.Я гадаю, що це бажання підтверджує гірку істину, яку я засвоїла за останні 15 років.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.אני מאמינה שמשאלה זו משקפת אמת מכאיבה שלמדתי במשך חמש עשרה השנים האחרונות.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.أعتقد أن هذه الأمنية تعكس حقيقة مؤلمة تعلمتها خلال السنوات الخمسة عشر الأخيرة،
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.過去15年間に学んだ 痛々しい事実を 反映していると思います 誰も私のことを聞いていない という感覚は
Böylesi birdurum, yardım programından yararlanmayan gelişmişülkelere yönelik bir ayrımcılık olacaktır.Aιωσιµτητας της εpiιείρησης.
Böylesi birdurum, yardım programından yararlanmayan gelişmişülkelere yönelik bir ayrımcılık olacaktır.Ce serait discriminatoire vis-à-vis des régions développées qui ne reçoivent aucune aide.
Böylesi birdurum, yardım programından yararlanmayan gelişmişülkelere yönelik bir ayrımcılık olacaktır.Det skulle vara diskriminerande mot de utvecklade regionersom inte mottar något stöd.
Böylesi birdurum, yardım programından yararlanmayan gelişmişülkelere yönelik bir ayrımcılık olacaktır.Det ville være diskriminerende i forhold til de udviklederegioner, som ikke modtager nogen støtte.
Böylesi birdurum, yardım programından yararlanmayan gelişmişülkelere yönelik bir ayrımcılık olacaktır.Dit zoudiscriminerend zijn ten opzichte van de ontwikkelde regio’s die geen steunontvangen.
Böylesi birdurum, yardım programından yararlanmayan gelişmişülkelere yönelik bir ayrımcılık olacaktır.S tem bi bilezapostavljene razvite regije, ki ne prejemajo nobenepomoči.
Böylesi bir fırsata hemen atlayıverdim.Ik greep die kans meteen aan.
Böylesi bir fırsata hemen atlayıverdim.즉시로 이 연구에 도전했습니다.
Böylesi bir fırsata hemen atlayıverdim.І я скористався цим шансом.
Böylesi bir fırsata hemen atlayıverdim.ולכן קפצתי על ההזדמנות.
Böylesi bir fırsata hemen atlayıverdim.واقتطفت تلك الفرصة
Böylesi bir fırsata hemen atlayıverdim.その結果をお知らせします
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Come la vivrei io?
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Comment vivrai-je une telle foi?
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Cum să trăiesc o asemenea credință?
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Hoe zou ik zo'n geloof beleven?
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Jak bych já žil takovou víru?
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Jak ja mogę żyć taką wiarą?
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Sao tôi có thể sống với một niềm tin như thế?
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Wie würde ich einen solchen Glauben leben?
Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?Как аз живея с такава вяра?