bögü ile cümle

bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bunların yanında yabani olarak böğürtlen ve çilek de görülür.They enjoy spray millet and fresh fruits and vegetables as well.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Bridgman committed suicide by gunshot after suffering from metastatic cancer for some time.
Nicole öngörüsünde kendisini yabancı biri tarafından boğulurken görmüştür.Nicole's flashforward shows her being held underwater by a stranger.
Çin ise son yıllarda kömürlü termik santrallardan kaynaklanan kirlilik ile boğuşmaktadır.China is now beginning to grapple with the pollution caused by coal-fired power stations.
Başpiskopos Hugh'da dahil binlercesi panik içinde boğuldu ya da ezildi.Thousands more were suffocated or trampled to death in the panic, including Archbishop Hugh.
1879 yıllından sonra sürekli olarak sağlık sorunlarıyla boğuştuğu.After 1874 he was constantly in failing health.
Eğer kişi alçak bir köprüden suya atlıyorsa boğularak ölme ihtimali daha fazladır.If a person loses consciousness underwater, there is considerable danger that they will drown.
Doğu karması boğu karmasını 125- 115 yenerken, Allen Iverson, maçın en değerli oyuncusu seçilmiştir.The East won 111–110, with Philadelphia's Allen Iverson being named the game's Most Valuable Player.
Çeviri: Boğularak Öldürülmüş Kelimeler (1998).Trans.: Smothered Words (1998).
2014'te Boguseviç, Golos deti sezonunda yarışmak üzere seçildi.In 2014, Bogusevich was selected to compete in season one of Golos deti.
İçerisinde birçok şehzadenin boğulduğu söylenir.There have been numerous incidents of people drowning at this place.
4 mürettebat boğuldu.Fourteen of his crew drowned.
Kız kardeşi ona sıkıca sarılırken Kellerman gözyaşlarına boğulur.Paul Kellerman breaks into tears, as his sister embraces him tightly.
Böğürtlenlerde çiçeklenme genellikle Mayıs ayında başlayıp Ağustos ayına kadar devam etmektedir.Breeding activities usually start in March and go on until August.
Boğucu bağ Çifte düğüm bağının bir nesne etrafında yeniden düzenlemiş bir şeklidir.The strangle knot is a rearranged double overhand knot made around an object.
Dong Woo ve diğerleri boğulmak üzeredir.Prem Nath Dogra and others soon joined in.
Fakat boğulduğuna dair hiçbir kanıt bulunamamıştır.No evidence has been found that he married.
Altı yaşında iken babasının bir kazada boğularak ölmesini gözleriyle gördü.At the age of six she saw her father drown.
Perdeler parmak boğumlarıyla kapatılır.Turn the wrist with the fingers closed.
Son yıllarını hastalıklarla boğuşarak geçirdi.His last years were plagued with illness.
10 motor yolcusu boğuldu.10 passengers were aboard.
Hemen ardından aralarında bir boğuşma başlar.But they began to fight each other for succession.
Çoğu Fırat'a düştü ve boğuldu ve diğerleri öldürüldü." şeklinde anlatır.Many fell into the Euphrates and were drowned, and others were killed."
Bunlardan bir tanesi bir çorapla boğulduğudur.One of them was Te Kooti.
Kızdırıldığı zaman Vodyanoy barajları, su değirmenlerini yıkar; insanlar ve hayvanlar boğulur.When angered, she breaks dams, washes away water mills, and drowns people and animals.
Böğürtlen ile de yapılabilir.It can also be made with puff pastry.
Buna çok sevinen Gil ise bir gün Sean'ın boğulduğunu görür ve onu kurtarır.One night Ravi sees Suresh drowning and rescues him.
Hafif boğukça fakat parlak bir ses çıkarır.The call is poorly understood, but includes clear whistling sounds.
Brian bu krizle boğuşurken hâlihazırda aşırı pişmiş olan fırındaki hindi yanmaya başlar.While Brian tries to deal with this crisis, the overcooked turkey begins to burn.
Andrew ise gözyaşlarına boğulur.Martha is left in tears.
Cezayir takımı doktoru boğularak öldü.Lieutenant-Colonel Macdonald was drowned.
Orta kısmının biraz altında "kıstak" denen bir boğumlanmayla iki kısma ayrılır.It is a two-tiered fall, with a shallow pool in between.
Diğer geyik türlerinde olduğu gibi bunun da erkekleri son baharda çiftleşme böğürmeleri çıkarır.That is how it is with the people who in three days gather up their chattels from the rubble.
Númenorluların gemileri Vaiya'nın üzerinde yüzmeye çabaladı fakat battı ve içindekiler boğuldu.Fourteen men attempt to sail to land in the longboat but it capsizes and they drown.
"Ve kağıtlar?" Kral boğuk bir sesle sordu."And the papers?" asked the King hoarsely.
Mısır'lıları yeniyor, onları Kızıldeniz'de boğuyor, şehirleri yok ediyor, kızıyor.Beating up the Egyptians, drowning them in the Red Sea, wasting cities, getting angry.
Soya, maydanoz, sarımsak, üzüm, böğürtlen...Soy, parsley, garlic, grapes, berries.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."You are to take her to her room," he said in a husky voice.
Pe 'çok böğürtlen' heather-çan onu bilir.Th' very blackberries an' heather-bells knows him.
Henüz boğulmamıştı.It was not drowned yet.
Kan kaplı ellerinde, cezasız boğulmuş.In your blood-stained hands, drowned in impunity.
Bir oksijen zehirlenmesi geçirmiş ve boğulmuştu.He had an oxygen toxicity seizure and he drowned.
Sanırım boğuluuyorumI think I'm drowning
Yabancı, şapka, mont, eldiven ve ambalajında boğuk karşılamak için sabırsızlıkla çıktıThe stranger, muffled in hat, coat, gloves, and wrapper, came out impatiently to meet
"Ya da saçma" dedi Kemp ve gözlerini boğumlu."Or silly," said Kemp, and knuckled his eyes.
Çoğu boğulur.Many of them drown.
Bilinçsiz ve boğulmak üzere olurdu.He'd have been unconscious and close to suffocation.
Eğer kılını kıpırdatırsa, onları boğuver.If he moves his hand, you just strangle them.
"Kral kağıtlar?" Boğuk bir sesle sordu."And the papers?" asked the King hoarsely.
"Pirate Bay tanığı çiçeğe boğuldu.""Pirate Bay witness overwhelmed with flowers."
"boğulmak" diyor, çünkü depresif bir korsan kendini boğabilir."drown", because a depressed pirate might drown himself.
Çocuk pornosu gibi konularla boğuşmak zorunda kaldın.You've had to wrestle with issues like child pornography.
Göğüste boğulma hissi.This is strangling feeling in the chest.
Dumana boğulmuş bir uçak düşünün.Imagine a plane full of smoke.
Ve içinizdeki Guru, dünyanızı sevgi seline boğuyor.And your Guru inside floods your world with love.
Ve işte bu anı, beni en azından boğulmaktan kıl payı kurtardı.And it was enough to keep me at least up to here, you know.
Veriler içinde boğulmaktan söz ediyoruz.We talk about drowning in data.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.They strangle, they aspirate their vomit, they suffocate, they have a heart attack.
"Yakası seni boğuyor gibi görünüyor.""That collar looks to be strangling you."
Herkes kahkalara boğuldu.Everyone burst into laughter.

İlgili Sayfalar