bögü ile cümle
bögü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Senaryo D'ye bakalım, 2 tavşanım var, va böğürtlenim ise daha da az. .После отиваме в сценарий D - вече имаме 2 заека, и още по-малко боровинки.
Senaryo D'ye bakalım, 2 tavşanım var, va böğürtlenim ise daha da az. .Тоді перейдемо до сценарію D, у нас вже є два кролика, і у нас є ще менше ягід.
Senaryo E'de durum neydi, fazladan bir tane tavşan için 40 adet böğürtlenden vazgeçmek zorundayız.그렇게 되면 점 E에 오게 되겠죠 그리고 토끼 한 마리를 더 가지고 싶다고 생각해 봅시다 그러려면 이번에는 40개의 딸기를 포기해야 합니다
Senaryo E'de kaç tane böğürtlen vermeye razıydılar bakalım, marjinal fayda 80. .시나리오 E에서의 한계편익은 (여기서 한계편익은 당신이 토끼 하나를 위해 낼 의향이 있는 딸기의 양입니다) 딸기 80개 정도가 되겠네요.
Senaryo E'de kaç tane böğürtlen vermeye razıydılar bakalım, marjinal fayda 80. .W scenariuszu E korzyść krańcowa, czyli cena, jaką bylibyśmy skłonni zapłacić w jagodach, to 80 jagód...
Senaryo E'de kaç tane böğürtlen vermeye razıydılar bakalım, marjinal fayda 80. .В сценарий Е маргиналната печалба - Колко хипотетично бихте платили в боровинки? Сега е 80 боровинки.
Senaryo E'de kaç tane böğürtlen vermeye razıydılar bakalım, marjinal fayda 80. .У сценарії Е, гранична вигода буде - скільки ви гіпотетично готові платити в ягодах? Тепер це 80 ягід.
Senaryo E'ye bakalım, bizim hayali bakkala kaç tane böğürtlen vermeye razı oluruz?, .시나리오 E에 있다고 가정하면 우리는 편의점에게 얼마나 더 낼 의향이 있는 걸까요?
Senaryo E'ye bakalım, bizim hayali bakkala kaç tane böğürtlen vermeye razı oluruz?, .Nyní řekněme, že jsme ve scénáři E. Kolik bychom zaplatili té hypotetické samoobsluze?
Senaryo E'ye bakalım, bizim hayali bakkala kaç tane böğürtlen vermeye razı oluruz?, .Teraz przesiądźmy się do scenariusza E. Ile w scenariuszu E bylibyśmy gotowi zapłacić w tym sklepie?
Senaryo E'ye bakalım, bizim hayali bakkala kaç tane böğürtlen vermeye razı oluruz?, .Сега, нека кажем, че сме в сценарий Е, колко бихме платили на този хипотетичен универсален магазин?
Senaryo E'ye bakalım, bizim hayali bakkala kaç tane böğürtlen vermeye razı oluruz?, .Тепер, припустимо, що ми знаходимося в сценарії Е, скільки б ми платили цьому гіпотетичному магазину?
Senaryo F'ye bakalım, hiç tavşanımız yok, bu durumda kaç tane böğürtlen vermeye razı olurdunuz?A pamatujte si, že ve scénáři F nemáme žádné králíky. Kolik bychom byli ochotni zaplatit?
Senaryo F'ye bakalım, hiç tavşanımız yok, bu durumda kaç tane böğürtlen vermeye razı olurdunuz?(시나리오 F는 여기 있습니다) 토끼는 한 마리도 없습니다 우리는 얼마를 내야 할까요?
Senaryo F'ye bakalım, hiç tavşanımız yok, bu durumda kaç tane böğürtlen vermeye razı olurdunuz?Nie mamy królików. Ile moglibyśmy zapłacić?
Senaryo F'ye bakalım, hiç tavşanımız yok, bu durumda kaç tane böğürtlen vermeye razı olurdunuz?Нямаме никакви зайци - колко бихме желали да платим?
Senaryo F'ye bakalım, hiç tavşanımız yok, bu durumda kaç tane böğürtlen vermeye razı olurdunuz?У нас немає ніяких кроликів - скільки ми готові заплатити?
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi.Bạn đang đưa cô đến phòng của cô, "ông nói bằng một giọng khàn khàn.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Du bist zu ihr in ihr Zimmer nehmen", sagte er mit belegter Stimme.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Du skal tage hende til hendes værelse," sagde han i en hæs stemme.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Du ska ta henne till sitt rum," sade han i en hes röst.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Je moet haar naar haar kamer," zei hij met een hese stem.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Jesteś zabrać ją do swojego pokoju," powiedział ochrypłym głosem.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Kau harus membawanya ke kamarnya," katanya dengan suara serak.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."당신은 그녀의 침실로 그녀를 데리고있다"고 쉰 목소리로 말했다.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Olet viemään hänet hänen huoneeseensa", hän sanoi Husky äänellä.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Ön, hogy őt a szobájába," mondta rekedt hangon.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Tienes que llevarla a su habitación", dijo con voz ronca.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Trebuie să o ia în camera ei", a spus el cu o voce husky.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Tu sei per portarla in camera sua", ha detto con voce roca.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Vi ste, da jo bo v svojo sobo," je dejal v hripav glas.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Você é levá-la para seu quarto," ele disse em uma voz rouca.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Vous êtes pour l'emmener dans sa chambre", at-il dit d'une voix rauque.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Vy jste ji vzít do svého pokoje," řekl chraplavým hlasem.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Vy ste ju vziať do svojej izby," povedal chrapľavým hlasom.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Είσαι να την πάρει στο δωμάτιό της," είπε σε μια βραχνή φωνή.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Ви, щоб взяти її в свою кімнату", сказав він хрипким голосом.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Вы, чтобы взять ее в свою комнату", сказал он хриплым голосом.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."Можете да я отведе в стаята си", каза той в дрезгав глас.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."אתה לקחת אותה לחדר שלה," הוא אמר בקול צרוד.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."أنت لاصطحابها إلى غرفتها ،" قال بصوت أجش.
"Sen onu odasına götürmek için," diye boğuk bir sesle söyledi."彼は彼女を見たいと思っていません。
Şimdi de arkadaki çocuğa bakın lütfen. Bu çocuk ise, daha çarpışma bile olmadan boğuluyormuş gibi görünüyor.Depois, se olharem para a criança atrás, tem ar de já estar a sufocar antes de haver o impacto.
Şimdi de arkadaki çocuğa bakın lütfen. Bu çocuk ise, daha çarpışma bile olmadan boğuluyormuş gibi görünüyor.А ако погледнете детето отзад, изглежда, все едно вече се задушава, преди дори да се случи катастрофата.
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirBây giờ những gì gói gọn trong cả những phép ẩn dụ về chết đuối đó
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirDet som finns bakom båda drunknings-bilderna
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirÉs mi is van ebben a két fulladással kapcsolatos metafórában?
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikir이제 이 두가지의 물에 빠진 메타포가 요약하는것은
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirMaintenant ce qui est inclus dans ces deux métaphores de noyade
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirMitä nämä molemmat metaforat sisältävät
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikir(Risos)
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirSekarang apa yang meliputi dalam kedua metafora tenggelam tersebut
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirSemnificaţiile ambelor metafore despre înec sunt
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirWat in beide verdrinkingsmetaforen kan worden samengevat
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirWorum es wirklich in diesen beiden Metaphern über das Ertrinken geht ist
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirΤώρα το συμπέρασμα (αυτό που βγαίνε)ι από τις δύο αυτές μεταφορές
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirТова, което е в сърцето и на двете метафори за удавяне
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirЧто же заключено в этих двух метафорах о тонущих?
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirעכשיו התמצית של שתי מטפורות הטביעה
Şimdi her iki boğulma mecazındaki anafikirوما يكمن في كلا الفكرتين المجازيتين