böğ ile cümle

böğ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Mary'yi gördüğünde kahkahalara boğuldu.Tom burst out laughing when he saw Mary.
Benim boğaz ağrısı ve ateşim var.I have a sore throat and a fever.
Senin boğaz ağrısı ve ateşin var. Dışarı çıkma.You have a sore throat and fever. Don't go out.
Yatmadan önce iki aspirin alacağım, çünkü boğaz ağrım var.I'm going to take two aspirins before going to bed because I have a sore throat.
Kuru bir boğazım olduğunda bu öksürük damlalarını alırım.I take these cough drops when I have a dry throat.
Arles'de bir boğa güreşi izledim.In Arles I saw a bullfight.
Tom bir şeyin üzerinde boğuluyor.Tom is choking on something.
Ben gözyaşlarına boğuldum ve sonra gülmeye başladım.I burst into tears and then started laughing.
Allah'tan kimse boğulmadı.Luckily nobody drowned.
Geçen gün Tom'u gördüm. Nehirde boğulmakta olan bir kedi yavrusuna yardım ediyordu.I saw Tom the other day. He helped a kitten that was drowning in the river.
Tom neredeyse komşusunun yüzme havuzunda boğuluyordu.Tom almost drowned in his neighbor's swimming pool.
Tom boğulan çocuğu kurtarmak için hayatını riske attı.Tom risked his life to save the drowning boy.
Tom borç içinde boğuluyor.Tom is drowning in debt.
Tom boş boğazdı.Tom was indiscreet.
Boğucu atmosferde zar zor nefes alabiliyorum.In the stifling atmosphere, I can barely breath.
Tom bir köpeği boğulmaktan kurtardı.Tom rescued a dog from drowning.
Ben boğuldum.I drowned.
Tom sadece beni boğmaya çalıştı.Tom just tried to choke me.
Hikaye beni gözyaşlarına boğdu.The story moved me to tears.
Ben bir taşa takıldım ve o beni yakalamasaydı, boğaza düşerdim.I tripped on a stone, and if he hadn't caught me, I would have fallen into the gorge.
Doyurulacak boğazlarınız var.You've got mouths to feed.
Tom kızını öpücüklere boğdu.Tom smothered his daughter with kisses.
Tom boğulmadı.Tom didn't drown.
Boğucu şekilde sıcaktı.It was stiflingly hot.
Benim boğazım biraz kuru.My throat's a little dry.
En büyük korkum boğulmaktır.My greatest fear is drowning.
Onu boğarak öldürmek istiyorum.I'd like to strangle him.
Onu boğmak istiyorum.I'd like to strangle her.
Onu boğmadım.I didn't strangle her.
Tom, Mary'ye sıçradı ve onu boğmaya çalıştı.Tom leaped at Mary and tried to strangle her.
Dan, Linda'nın hastane odasına daldı ve onu boğmaya çalıştı.Dan slipped into Linda's hospital room and tried to strangle her.
Dan yastıkla Linda'yı boğdu.Dan smothered Linda with a pillow.
Dan bir çöp poşetiyle Linda'yı boğarak öldürdü.Dan smothered Linda with a trash bag.
Boğazım kurudu.My throat has dried up.
Tom plastik bir torba ile Mary'yi boğdu.Tom suffocated Mary with a plastic bag.
Dan neredeyse Linda'yı ölümüne boğdu.Dan nearly choked Linda to death.
Dan'in boğazı neredeyse kulaktan kulağa kesildi.Dan's throat was cut almost from ear to ear.
Dan, Linda'yı yastık kılıfıyla boğdu.Dan strangled Linda with a pillow case.
Dan olasılıkla Linda'yı ölene kadar boğdu.Dan likely smothered Linda until she died.
Tom boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.Tom cleared his throat and began to speak.
O uyurken, Tom bir yastıkla Mary'yi boğarak öldürdü.Tom smothered Mary to death with a pillow while she was sleeping.
Ne kadar süredir boğazın ağrıyor?How long has your throat been hurting?
Dan kendini boğmaya çalıştı.Dan tried to drown himself.
Yaşam, ölümü dumanıyla boğan bir alevdir.Life is a flame that smothers death.
Tom kendini küvetinde boğmaya çalıştı.Tom tried to drown himself in his bathtub.
Cehalet bir kement gibi boğuyor.Ignorance smothers like a noose.
Orkestra şarkıcının sesini boğuyor.The orchestra is drowning out the singer's voice.
Tom, işten eve dönünce çocuklarıyla oynayıp boğuşmaya bayılır.Tom loves to play and romp with his kids when he gets home from work.
Paraşütçü okyanusa düştü ve boğuldu.The parachutist fell into the ocean and drowned.
Boğazımı incelemek için bir el feneri kullanırım.I use a flashlight to inspect my throat.
Boğaz ve baş ağrın var mı?Do you have a sore throat and a headache?
Herkes aniden kahkahaya boğuldu.Everyone suddenly burst into laughter.
Eğer bana böyle yaparsan boğazını keserim.If you do that to me, I will cut your throat.
Bu, Jüpiter mi yoksa boğa mı?Is this Jupiter or a bull?
Sana tokat atsam bütün şehir makyaj pudrasından boğulacak.If I slap you, the whole city will suffocate from face powder.
Bugün boğucu sıcak. Hiç rüzgar yok.It's stifling hot today. There's no wind at all.
Mary gergin biçimde boğazını temizledi.Mary cleared her throat nervously.
Tom konuşmaya başlamadan önce boğazını temizledi.Tom cleared his throat before he started talking.
Boğulan adamlardan hiçbiri kurtarılamadı.Neither of the drowning men could be saved.
Dedektifler Tom'un, kız arkadaşını boğarak öldürdüğünü söylediler.Detectives said Tom strangled his girlfriend.

İlgili Sayfalar