böğ ile cümle

böğ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Boğulma korkusu—benim fobim ve kendimle asla eğlenemeyeceğim bir durum, ...Ha poi chiarito: Paura di soffocare—una sorta di paura che ho è di non riuscire mai a divertirmi, ...
Cebelitârık Boğazının her iki yanı da sarp kayalıklarla çevrilidir.La cavigliere di indossano su entrambe le caviglie (con sonagli).
Onu küvette boğarak öldürmeye çalışır.Decide di lanciarla scherzosamente in piscina.
Burcu Boğa'dır.Donna che fa il burro
Boğaziçi'nde târih."Il vagabondo" ^ Trad.
Boğaya ibadet birçok kültürde görülmekteydi.Il culto del toro era comune in molte culture.
Boğaları korur.Salviamo le tartarughe!
Kurum ilk yıllarından itibaren mali ve siyasi sıkıntılarla boğuşmuştur.La torre è stata afflitta da problemi strutturali e di sicurezza sin dall'inizio.
Pamukovadan güneye yönelen Sakarya Irmağı Geyve boğazını geçtikten sonra Sakarya ovasına ulaşır.Proseguendo in direzione sud-ovest raggiunge Nureci e Senis, lambendo poi Assolo.
Boğa veya Taurus, bir takımyıldız Boğa burcuTaurus è basato su un toro o su un bisonte.
Tufanlının diğer adları Karabük ve Böğrüdelik'tir.Le sue altre armi sono i calci e i pugni..
Eğer kişi alçak bir köprüden suya atlıyorsa boğularak ölme ihtimali daha fazladır.Se una persona perde coscienza sott'acqua, ci sono considerevoli probabilità di morte per annegamento.
Anlatılanlara göre Ptolemaios 13 Ocak MÖ 47 tarihinde Nil nehri'ni geçmeye çalışırken boğularak ölmüştür.13 gennaio Tolomeo XIII muore annegato, mentre attraversa il Nilo.
Başpiskopos Hugh'da dahil binlercesi panik içinde boğuldu ya da ezildi.Altre migliaia furono soffocate o calpestate a morte nel panico, compreso l'Arcivescovo Ugo.
Çocukken kendisine boğa kamçısı olarak kullanması için hediye edilmiş bir boğa penisine sahipti.Curioso notare che già da bambino possedeva il pene di un toro, che utilizzava come frusta per il bestiame.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Il virus parainfluenzale umano produce tipicamente un'infiammazione del naso, della gola e dei bronchi.
Bu boğaz, adını Aomori İli'nin batı bölgesinden almıştır.Il suo nome deriva dalla parte occidentale della prefettura di Aomori.
Boğaz pastilleri (öksürük ilacı) kısa süreli olarak ağrıyı gidermekte sıklıkla kullanılır.Fumava regolarmente oppio per lenire il dolore.
Kaçarlarken Dodge öldürülür, Landon baygınlık geçirir, Taylor ise boğazından vurulur.Dodge viene ucciso, mentre Taylor viene ferito da un colpo di fucile alla gola e Landon stordito.
Kurbanlarını önce boğazlayarak etkisiz hale getiriyor daha sonra da boğazını kulaklarına kadar kesiyordu.Mary prima di morire era stata costretta ad urlare e poi le era stata tagliata la lingua.
İmparator I. Romanos, Arapları cömert hediyelere boğarak Bulgaristan ile ittifak yapmalarını önlemeyi başardı.L'Imperatore Romano I Lecapeno riuscì a sventare un'alleanza bulgaro-araba con doni generosi.
Boğazı ve göğsü beyazdır.La gola e il petto sono bianchi.
Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır.Stanco delle domande, il lupo aggredisce Rossa.
Otranto Boğazı, I. Dünya Savaşı sırasında stratejik bir öneme sahipti.Campoformido ebbe un ruolo strategico durante il primo conflitto mondiale.
(Seslendirme : Boğaçhan Sözmen) Bayan Johnson (Lucile Johnson): Andy'nin annesidir.Mrs. Johnson : chiamata semplicemente Signora J, è la madre di Andy.
İki yıl sonra Sırbistan’da, İzmir’de, Memleketeyn’de (Eflak ve Boğdan) geçici ve özel görevler aldı.Per due anni e mezzo vivrà a Roma in stato di semi isolamento e in condizioni di indigenza.
En büyüğü Bogovinska Gölü’dür.È la più grande divinità Deva.
Kolombiya idari olarak 32 departman ve bir başkent bölgesine (Bogotá) ayrılır.I codici sono assegnati ai 32 dipartimenti e al distretto della capitale Bogotà.
Boğucu kokulu, yeşilimsi sarı renkli gazdır.Salotto giallo e verde.
Çıplak boğaz.La vita nuda.
Boğdan Prensliği, Osmanlı hâkimiyetini tanıdı.Lei assetata di potere accetta entusiasta.
Başlıklar boğa ve insan şeklindeydi.Era rappresentato con la testa di toro e il corpo umano.
Sonra da Emir Kur Boğa'yı İsfahan'da bulunan veliaht Berkyaruk'u yakalamak için gönderdi.Il re offre l'invio di un elefante danzante che ha catturato a Kashgar.
1296 yılında, kardeşi Sempad, gücü ele geçirmek için, Toros'u boğarak öldürdü, Hetoum'u kör etti.Nel 1296 il loro fratello Sempad strangolò Thoros ed accecò Hetum allo scopo di prendere il potere.
Fakat konuşsaydı da sorun olmazdı: Sahnedeki alayların çoğu kalabalığın kükremesiyle boğuldu." dedi.Il tramonto era imminente, e se le navi si fossero disperse in poco tempo molte si sarebbero salvate.
Boğaz'ın en bilinen, en işlek noktalarındandır.Da lupo, è quello con l'udito più sviluppato.
Kent Vancouver Adası'nın güneydoğu ucunda, Juan de Fuca Boğazı kıyısında yer almaktadır.Victoria: sull'estremo sud dell'isola di Vancounver, affacciata sullo Stretto di Juan de Fuca.
Boğazın adı ortaçağda tüm adanın adı haline gelmiş, ve zamanla Egripos olarak değişmiştir.Durante il Medioevo, il nome dell'isola si trasformò in Planosa..
Onları içine düştükleri dar boğazdan kurtaracak bir mucize gereklidir.La loro missione sarà quella di prevenire una maledizione che si era abbattuta sulle loro anime nel passato.
Grup, 1988'de Boğaziçi Üniversitesi’nde kuruldu.Arık divenne successivamente professoressa presso l'Università Boğaziçi nel 1988.
Ancak dilsiz cellatlar tarafından boğularak öldürülür.Tuttavia, morirà anch'egli soffocato dai vapori mortali.
Genç yaşta ölümü kanalın takipçilerini yasa boğmuştur.Il suo feretro fu portato a spalla dai giocatori della Juventus.
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Un uomo salva un bambino che sta annegando.
Kıza cinsel tacizde bulundu ve baraja attı, kız boğuldu.La giovane, stremata dallo sforzo, annegò.
Europa ve Boğa (1869).Dio e l'uomo (1861).
Daha Antik Yunanlarda Boğaz'ın önemli bir rolü vardı.Per i greci la sepoltura era di importanza fondamentale.
Onun ölümü bütün İngilizleri hüzne boğdu.La sua morte prematura fu accolta con sgomento da tutti gli aristocratici britannici.
ABD'nin kuzeyinde Mackinac Boğazı'yla Huron Gölüne bağlanır.È connesso al lago Huron attraverso lo stretto di Mackinac.
I. İbrahim cinsel saplantılar içindeydi sonunda da boğularak öldürüldü.Era stato colto da un attacco di epilessia e finì soffocato.
Bugün Boğaziçi vapurlarının pek çoğu, yenilenen emektar vapurlardır.La maggior parte delle seasteads proposte finora sono navi da crociera modificate.
Bizi nasıl mı boğacaktı?Perché è stato incarcerato?
En sevdiği tatlar ise, Böğürtlen ve Marmelat'tır.Le esche favorite sono molluschi e crostacei.
İlk şampiyonlar Boğaziçi Üniversitesi'nden olmuştur.È la prima volta che il pugilato partecipa a un'Universiade.
Doğuda ise Boğaz'ın girişi bulunmaktadır.All'interno del gruppo vi è il passo di Oclini.
Sinyal boğucular uzaktan kumandalı bombaları önlemede işlev görüyor. ^ "Siirt'te 8 şehit var!Calciare fuori dallo schermo un nemico: 800 punti.
Kişide havlar tarzda öksürük ve boğukluk olabilse de dinlenmede stridor (hırıltı) olmaz.La caratteristica tosse abbaiante e la raucedine possono essere presenti, ma non c'è stridore a riposo.
Türkiye Cumhuriyeti Boğaz'dan geçen ticari gemilerden geçiş ücreti alma yetkisine sahip değildir.Nessun diritto di transito sarà prelevato in Bulgaria sulle merci che attraverseranno il Principato.
Müzik videosunda, Shakira bir boğa güreşçisi kılığına girmiştir.Nel video Shakira interpreta la ragazza di un pugile.
Bu küçük haliç, boğazda seyreden tekneler için önemli bir doğal barınaktı.Questa insenatura costituiva un riparo naturale per le piccole e fragili navi di allora.
"Bursaspor gole boğdu!".Non s'è ancora asciugato il bianchetto!".

İlgili Sayfalar