böğüş ile cümle

böğüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kurum ilk yıllarından itibaren mali ve siyasi sıkıntılarla boğuşmuştur.La torre è stata afflitta da problemi strutturali e di sicurezza sin dall'inizio.
Çırak ayağa kalktı ve Denke ile boğuşmaya başladılar.Претендент поднялся и начал выравнивать бой.
Son yıllarını hastalıklarla boğuşarak geçirdi.Его последние годы были омрачены болезнью.
Boğuşma sırasında 'Seni tanıdım,' diye bağırdı.وكان يردد أثناء الضرب "اللهم إن كان هذا في رضاك فزدني منه".
Tam o anda üçü de küçük odada boğuşmaya başlamıştır.Eles então entram todos os três na loja apressadamente.
Hayatta kalanlar, bir gece önceki aylak saldırısının sonuçları ile boğuşmaktadır.Os sobreviventes estão lidando com as consequências do ataque dos zumbis na noite anterior.
Ayrıca eşi ve kendisi hastalıklarla boğuşuyordu.Além disso, ele e sua esposa sofreram de malária.
Son yıllarını hastalıklarla boğuşarak geçirdi.Em seus últimos anos foi aflito por doenças.
Çok satan gerilim hikâyeleri yazarı Alan Wake, iki yıldır yazar tıkanıklığı ile boğuşmaktadır.Alan Wake, um escritor de bestsellers, não conseguia escrever nada há dois anos.
Sakatlıklala yıllardır boğuşmuştur.O casamento estava arruinado há anos.
Brian bu krizle boğuşurken hâlihazırda aşırı pişmiş olan fırındaki hindi yanmaya başlar.Enquanto Brian tenta controlar o fogo, o prato que está no forno começa a queimar.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.E como sempre, Mia tem problemas maiores para lidar.
Golos deti'yi takiben, Bogusevich iki Rus temsilciden biri olan New Wave Junior 2014'e katıldı.Na Golos deti nam Bogoesevitsj deel aan New Wave Junior 2014, waar ze als tweede eindigde.
Son yıllarını hastalıklarla boğuşarak geçirdi.Zijn laatste jaren werden overschaduwd door ziekte.
Sakatlıklala yıllardır boğuşmuştur.De dagvaarding staat al jaren ter discussie.
Uzun bir boğuşmadan sonra Willow, Giles'i yener.Hij ging door een moeilijke periode na het vertrek van Gilot.
Her ne kadar şanssızlık ve sakatlıkla boğuşsa da başarılı bir güreşçidir.Hoewel hij erg beleefd en beschaaf overkomt, is hij een erg capabele vechter.
Boğuşma sırasında Westmoreland ağır bir şekilde yaralanır.Op datzelfde moment raakt Carlstop ernstig gewond in de oorlog.
Boğuşma esnasında Bride ateşçiyi belinden yakalamış, Phillips'de ateşçiye yumruk atmıştır.Po drugim ostrzeżeniu Grayson otworzył ogień, zabijając filipińskiego porucznika.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Bridgman avled genom självmord efter att ha levt med metastatisk cancer under en tid.
Grup 1980'lerde kısıtlı bir kitleye seslenip uyuşturucu problemleri ile boğuşuyordu.Under 1980-talet blev det tyst om honom på grund av drogproblem.
Türkiye, 1990'lı yıllarda çok yüksek enflasyonla boğuşmuş bir ülkeydi.Sverige gick in i 1990-talet med hög inflation.
Ayrıca eşi ve kendisi hastalıklarla boğuşuyordu.Dessutom drabbades både han och hustrun av malaria.
Menendezle boğuşması sonucu Menendez bir gözünü kaybeder.Vid stormningen av Dresden förlorar han ett öga.
Aias sularla boğuşurken, tanrıça Athena göğe yükselir ve onun üzerine bir yıldırım gönderir.När Kaká gör mål så pekar han alltid upp mot himlen, för att tacka Gud.
Ebeveyn Yulia ve Sergey Boguseviç'tir.Брат Сергія та Федора Єфремових.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Poté, co mu byla sdělena diagnóza metastázující rakoviny, Bridgman spáchal v roce 1961 sebevraždu.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.Musel řešit i problémy s Francií.
Boğuşma sırasında Westmoreland ağır bir şekilde yaralanır.În timpul luptelor, Stauffenberg a fost rănit.
Tam o anda üçü de küçük odada boğuşmaya başlamıştır.Mai mult, în scurtă vreme, cei trei au început să se certe pe poziția de prim-negociator.
Boğuşma sırasında aşçı kadın, adamı sırtından birkaç kez bıçaklayarak öldürür.A dulakodás közben a lány egy késsel leszúrja a férfit.
Oyuncu aynı zamanda sıtmayla boğuşmaktadır.A színészet mellett fafaragással is foglalkozik.
Aias sularla boğuşurken, tanrıça Athena göğe yükselir ve onun üzerine bir yıldırım gönderir.Kezdetben csak víz volt, Isten leküldi az ördögöt a víz alá, hozzon fel homokot.
Politik duruşundan asla taviz vermediği için, sürekli mali zorluklarla boğuşmak zorunda kaldı.Nem tud bánni a pénzzel, ezért állandóan anyagi gondokkal küszködik.
Boğuşma sırasında Jessie eline geçirdiği bir sopayla Carlos’un başına vurarak onu orada öldürür.Gabrielle eközben egyik sokkból a másikba esik Carlos miatt.
Çok satan gerilim hikâyeleri yazarı Alan Wake, iki yıldır yazar tıkanıklığı ile boğuşmaktadır.Alan Wake egy sikeres pszicho-triller író, aki már két éve alkotói válságtól szenved.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Vuonna 1961 Bridgman teki itsemurhan sairastuttuaan syöpään.
Uzun yıllar sağlık sorunlarıyla boğuştu ve 2003'te karaciğer nakli oldu.Hän kärsi myöhempinä vuosinaan pahenevista terveysongelmista ja kuoli sydäntautiin vuonna 2003.
Kent, 1681, 1727, 1822 ve 1827'de büyük yangın felaketleriyle boğuştu.Vuosien 1694, 1758, 1833 ja 1872 tulipalot hävittivät kaupunkia.
Boguseviç, 4 Temmuz 2003'te Moskova'da doğdu.Η Bogusevich γεννήθηκε στη Μόσχα στις 4 Ιουλίου 2003.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Ο Μπρίντγκμαν αυτοκτόνησε με πυροβολισμό ζώντας για λίγο διάστημα με τον μεταστατικό καρκίνο.
Boğuşma sırasında Westmoreland ağır bir şekilde yaralanır.Στην μάχη τραυματίστηκε σοβαρά ο Παναγιωτάκης Γεραρής.
Orwell, romanı İskoçya'da verem ile boğuşurken 1947-1948 yılları arasında yazmıştır.Orwell skrev det meste af romanen på den skotske ø Jura fra 1947 til 1948 på trods af alvorlig sygdom.
Plath, hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla boğuştu.Leigh selv gled gradvis ind i en manisk depression.
Boğuşma sırasında 'Seni tanıdım,' diye bağırdı."De kæmpede dengang," sagde han, "og de vil kæmpe nu."
18. yüzyılın sonlarında iç yolsuzluklar ile boğuşan şirket iflas etti, 1800 yılında ise tam olarak dağıldı.Tynget ned av korrupsjon på slutten av 1700-tallet, gikk selskapet konkurs og ble formelt oppløst i 1800.
Tam Laurie ile boğuşurken Laurie Michael'ın maskesini çıkarır.Laurie mang mặt nạ của Michael bước ra ngoài.
Çok satan gerilim hikâyeleri yazarı Alan Wake, iki yıldır yazar tıkanıklığı ile boğuşmaktadır.Tác phẩm Quốc huy Việt Nam của họa sĩ Bùi Trang Chước có tranh chấp với họa sĩ Trần Văn Cẩn nhiều năm.
Tam o anda üçü de küçük odada boğuşmaya başlamıştır.Và phải vài tiếng sau đó, cuộc chiến mới bắt đầu ở khu vực trung tâm.
Boğuşma sırasında 'Seni tanıdım,' diye bağırdı.」と叫んだ時に戦死した。
Orwell, romanı İskoçya'da verem ile boğuşurken 1947-1948 yılları arasında yazmıştır.オーウェルは1944年にはこの小説のテーマ部分を固めており、結核に苦しみながら1947年から1948年にかけて転地療養先の父祖の地スコットランドのジュラ島でほとんどを執筆した。
Hemen ardından aralarında bir boğuşma başlar.그리하여 전후(戰後) 이 곳에 찬란한 ‘고전기’가 시작된다.
Açlık ve mahrumiyetle boğuşan Fransız askerleri geceleri ordularından ayrılıp yiyecek aradı.계속되는 혹한과 배고픔에 떨던 프랑스 병사들은 죽은 전우의 옷을 빼앗아 입고 죽은 말을 뜯어먹으며 퇴각을 했다.
Bridgman 1961 yılında, metastatik kanserle bir süre boğuştuktan sonra, intihar etmiştir.Bridgman je počinio samoubojstvo nakon što je neko vrijeme živio s metastaziranim rakom.
Hayatta kalanlar, bir gece önceki aylak saldırısının sonuçları ile boğuşmaktadır.Koliko još žrtava treba da padne da bi se zaustavio rat dojučerašnjih saveznika?
2001 ile 2004 yılları arasında sakatlıklarla boğuşmak zorunda kaldı ve futbolu bırakma kararı aldı.V letih 2002-2004 je imel precej težav s poškodbami in bil prisiljen izpustiti pomembne tekme.
Boğuşma sırasında Westmoreland ağır bir şekilde yaralanır.Šio mūšio metu Oktavianas buvo sunkiai sužeistas.
Biriyle mi boğuşmuş?Envolveu-se numa briga com alguém?
Biriyle mi boğuşmuş?Ha lottato con qualcuno?
Biriyle mi boğuşmuş?¿Se peleó con alguien?

İlgili Sayfalar