böğ ile cümle

böğ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Boğazımda gıcık var.I've got a frog in my throat.
Boğazımda yapışmış bir balık kılçığı var.I got a fish bone stuck in my throat.
Şu bulunanların hepsi gözyaşlarına boğuldu.Those present were all moved to tears.
Mühendis sıkıntısı şirketimizin gelişimine büyük dar boğaz.The shortage of engineers is the greatest bottleneck to the development of our company.
Taş kalpliler bile gözyaşlarına boğulabilirler.Even the hard-hearted can be moved to tears.
Acıklı görüntü bizi gözyaşlarına boğdu.The pitiful sight moved us to tears.
Neredeyse boğuluyordum.I came near to being drowned.
Küçük kız gölde boğulmaktan neredeyse kıl payı kurtuldu.It was a close call when the little girl almost drowned in the lake.
Öğrenciler kahkahalara boğuldular.The pupils burst out laughing.
Boğazımı temizledim ama hiç kelime gelmedi.I cleared my throat, but no words came.
Biz gözyaşlarına boğulduk.We were moved to tears.
Çok fazla su değirmenciyi boğdu.Too much water drowned the miller.
Biri onu küvette boğmuştu.Somebody had drowned her in the bathtub.
Şüphesiz boğulan çocuğu kurtarmalıyım.I must save the drowning child by all means.
Çok fazla sigara içtiğim için boğazım ağrıyor.I have a sore throat because of too much smoking.
Doktor boğazımı muayene etti.The doctor examined my throat.
Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu.Such was Linda's disappointment that she burst into tears.
Eğer onun yardımı olmasaydı o boğulabilirdi.If it hadn't been for his help, she might have drowned.
Neredeyse boğuldumI almost drowned.
Herkes kahkahaya boğuldu.Everyone burst into laughter.
Marcy haberi duyduğunda göz yaşlarına boğuldu ama kısa sürede toparlandı.Marcy burst into tears on hearing the news, but soon pulled herself together.
Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı.Bill dived into the river to save the drowning child.
Benim boğazım kuru.My throat feels dry.
Boğazım yanıyor.My throat burns.
Boğazım ağrıyor ve hafif bir ateşim var.I have a sore throat and a slight fever.
Nicole onun sevdiği şarkıcının öldüğünü duyunca, gözyaşlarına boğuldu.When Nicole heard that her favorite singer had died, she burst into tears.
Onlar hikayeyi duyunca, kahkahaya boğuldular.When they heard the story, they burst into laughter.
Kız gözyaşlarına boğuldu.The girl burst into tears.
Gözyaşlarına boğulmuş mutsuz bir kadın, hikayesini anlattı.The unhappy woman, drowned in tears, told her story.
Hastalığın ilk belirtileri ateş ve boğaz ağrısı.The initial symptoms of the disease are fever and sore throat.
O gece çok boğucuydu.It was very sultry that night.
Boğulan adam ipi yakaladı.The drowning man grasped at the rope.
Haber onu gözyaşlarına boğdu.She broke into tears at the news.
Çocuk kıl payı boğulmaktan kurtuldu.The boy narrowly escaped drowning.
Genç adam kahkahalara boğuldu.The young man burst into laughter.
Fıkrayı duyduğunda, kahkahaya boğuldu.Hearing the joke, he burst into laughter.
Çocuk neredeyse boğuluyordu.The boy was almost drowned.
Oğlan neredeyse boğuluyordu.The boy was almost drowned.
Babası onu kurtarmaya geldiğinde çocuk boğulmak üzereydi.The boy was on the point of drowning when his father came to his rescue.
Küçük kız gözyaşlarına boğuldu.The little girl burst into tears.
Genç kız gözyaşlarına boğuldu.The young girl burst into tears.
Kız annesini görür görmez gözyaşlarına boğuldu.Instantly the girl saw her mother, she burst out crying.
Kız annesini gördüğü anda gözyaşlarına boğuldu.The instant the girl saw her mother, she burst out crying.
Genç adam kızı boğulmaktan kurtardı.The young man saved the girl from drowning.
Genç adam çocuğu boğulmaktan kurtardı.The young man saved the child from drowning.
Çocuk annesini görür görmez gözyaşlarına boğuldu.No sooner had the child seen his mother than he burst into tears.
Kötü haber işitince, o gözyaşlarına boğuldu.On hearing the bad news, she burst into tears.
Bu noktada, deniz bir boğaz içinde daralır.At this point the sea narrows into a strait.
Kelly boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.Kelly cleared his throat and begin to speak.
Neredeyse boğulmuş olan adam nefes almaya başladı.The man who nearly drowned began to breathe.
Yaşlı erkekler sadece boğayı vurmak için sokak köşesinde buluşmayı severler.The old men like to meet on the street corner just to shoot the bull.
Şu uzun boylu genç boğulan çocuğu kurtardı.That tall boy saved the drowning child.
Çocuk boğulmak üzereydi.The child came near being drowned.
Grup, yaklaşmakta olan parti hakkında konuşmak için bir boğa oturumu planlıyordu.The group was planning a bull session to talk about the upcoming party.
Yardımın olmasaydı boğulurdum.If it had not been for your help, I should have drowned.
Ağustos ayında boğucu bir gecede iş için yeni bir tiyatro açıldı.On a sultry night in August a new theatre opened for business.
Dün gölette bir kız boğuldu.A girl drowned in the pond yesterday.
Polis çocuğu boğulmaktan kurtardı.The policeman saved the child from drowning.
Boğazım ağrıyor ve ateşim var. Bir soğuk algınlığı ilacı alabilir miyim?My throat hurts, and I have a fever. Can I have some cold medicine?
Boğazım ağrıyor ve burnum akıyor.I have a sore throat and runny nose.

İlgili Sayfalar