Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Człowieka, który gwałt czyni krwi ludzkiej, choćby i do dołu uciekał, nikt nie zatrzyma.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.El hombre que carga con un delito de sangre huirá hasta la fosa, y nadie lo detendrá
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.En människa som tryckes av blodskuld bliver en flykting ända till sin grav, och ingen må hjälpa en sådan.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Et Menneske, der tynges af Blodskyld, er på Flugt til sin Grav; man hjælpe ham ikke.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Ihmisen, jota verivelka painaa, on pakoiltava hamaan hautaan asti; älköön häntä suojeltako.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Kẻ mắc tội đổ huyết của người nào Sẽ trốn đến mồ mả; chớ có ai ngăn cản nó!
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Kẻ mắc tội đổ huyết của người nào Sẽ trốn đến mồ_mả ; chớ có ai ngăn_cản nó !
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.사람의 피를 흘린 자는 함정으로 달려갈 것이니 그를 막지 말지니라
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.O homem culpado do sangue de qualquer pessoa será fugitivo até a morte; ninguém o ajude.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Seorang pembunuh akan merasa dikejar terus sampai ajalnya; tak seorang pun dapat menahan dia
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Un homme chargé du sang d`un autre Fuit jusqu`à la fosse: qu`on ne l`arrête pas!
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Un om al cărui cuget este încărcat cu sîngele altuia, fuge pînă la groapă: nimeni să nu -l oprească. -
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Un uomo perseguitato per omicidio fuggirà fino alla tomba: nessuno lo soccorre
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Ο ανθρωπος ο ενοχος αιματος ανθρωπου θελει σπευσει εις τον λακκον ουδεις θελει κρατησει αυτον.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Человек, виновный в пролитии человеческой крови, будет бегать до могилы, чтобы кто не схватил его.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.Човек, който е товарен с кръвта на друг човек, Ще побърза да отиде в ямата; никой да го не спира.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.אדם עשק בדם נפש עד בור ינוס אל יתמכו בו׃
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.الرجل المثقّل بدم نفس يهرب الى الجب. لا يمسكنه احد.
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.背 負 流 人 血 之 罪 的 、 必 往 坑 裡 奔 跑 、 誰 也 不 可 攔 阻 他
Adam öldürmekten vicdan azabı çeken, mezara dek kaçacaktır; Kimse ona yardım etmesin.背負 流 人血 之罪 的 、 必 往 坑 裡 奔跑 、 誰 也 不 可 攔 阻他
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Bůh musí svým způsobem cítit úzkost a žal, a fyzickou bolest, kterou prožíváme my.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Dans un sens, Dieu doit sentir l'angoisse, le chagrin, et la douleur physique que nous ressentons.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.De algún modo, Dios debe sentir nuestra angustia, nuestra pena, y el dolor físico que sentimos.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.In qualche modo, Dio deve sentire l'angoscia, la pena, ed il dolore fisico che sentiamo noi.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Într-un fel, Dumnezeu trebuie să simtă suferința și întristarea și durerea fizică pe care noi o simțim.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Irgendwie muss Gott die Pein, den Kummer, und den körperlichen Schmerz spüren, den wir spüren.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.어떤 면에서, 하나님은 우리가 느끼는 고뇌, 슬픔 그리고 신체적인 고통을 느끼는 것이 틀림없습니다.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Ở một mặt nào đó, Chúa phải cảm nhận nỗi đau, nỗi thống khổ, và vết thương tinh thần ta cảm nhận.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Op een bepaalde manier moet God ons lijden voelen, ons verdriet en de fysieke pijn die we voelen.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.W jakiś sposób Bóg musi odczuwać udręki i żal oraz ból fizyczny, który i my odczuwamy.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Με κάποιο τρόπο, ο Θεός πρέπει να νιώσει την αγωνία, την θλίψη και το σωματικό πόνο που νιώθουμε.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.Някакси Бог трябва да чувства терзанието, страданието, и физическата болка, които чувстваме.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.באיזושהי צורה, אלוהים חייב לחוש את הייסורים, היגון והכאב הפיזי שאנו חשים.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.ينبغي أن يشعر الرب بطريقة ما بالعذاب, والكمد, والألم الجسدي الذي نشعر به.
Bir şekilde, Tanrı keder ve azabı hissediyor olmalı. ve fiziksel olarak çektiğimiz acıyı da.理解できるに違いありません 永遠の神は人間の魂に入り込みその中で我々の苦悩を
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Aber es geht auch nicht ums Höllenfeuer.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Ale není to ani o ohni a síře.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.그렇다고 지옥의 고통을 의미하는 것도 아닙니다.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Mais ce n'est pas apocalyptique non plus.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Ma non si parla nemmeno di peccati e dannazione eterna.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Mas também não é demasiado moralista.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Men det handlar inte heller om "eld och svavel" heller.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Namun ini juga bukan tentang api dan belerang.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Nie je to však ani o ohni a pekelnej síre.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Pero tampoco se trata de fundamentalismo religioso.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Αλλά ούτε και φωτιά και λαύρα.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Але й Божого гніву там теж немає.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Не става дума и за огън и сяра.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.Но огня и серы там тоже нет.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.אבל גם אין גפרית ואש.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.ولكنه ليس حول الكبريت والنار أيضاً.
Cehennem azabından da bahsedilmiyor.このビデオは若い人たちが
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""Abschied ist alles, was wir von der Hölle wissen müssen."
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""Afscheid is al wat we moeten weten over de hel."
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""A separação é tudo o que precisamos de saber do inferno."
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""Att skiljas åt är det enda vi behöver veta om helvetet."
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""Az elválás az egyetlen dolog, amit tudnunk kell a pokolról."
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""Berpisah adalah semua yang kita perlu tahu tentang neraka."
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""Despărţirea e tot ceea ce avem nevoie pentru a cunoaşte iadul."
"Cehennem azabından tek bildiğimiz şey ayrılıktır.""이별이야 말로 우리가 지옥에 대해 알아야 할 모든 것이다."라고 저술 했습니다.