azıcık ile cümle
azıcık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Artık azıcık param var.I have little money now.
Sahip olduğum azıcık bilgiyi ona verdim.I gave her what little information I had.
Azıcık aşım ağrısız başım olsun.Better be the head of a cat than the tail of a lion.
Sahip olduğu azıcık parayı çocuğa verdi.He gave the boy what little money he had.
Sahip olduğu azıcık parasını kaybetti.She lost what little money she had.
Kanepede azıcık kestir.Take a little nap on the sofa.
Bunu azıcık sevmiyorum.I don't like it one bit.
Tom azıcık şaşkın.Tom is a little confused.
Tom azıcık erken geldi.Tom was a little early.
Kuralları azıcık ihlal etmekten korkma.Don't be afraid to break the rules a little.
Ben azıcık şaşırmadım.I'm not surprised one bit.
O beni azıcık korkutmuyor.That doesn't scare me one bit.
Baba kızlarına azıcık söyledi.The father said little to his daughters.
Baba oğullarına azıcık söyledi.The father said little to his sons.
Bir seferde azıcık iş yapacağım.We'll do a little at a time.
O zamandan beri azıcık değişiklik oldu.Little has changed since then.
Azıcık daha beklesene.Why don't you wait for just a while longer?
Azıcık erken ayrılsak senin için bir sakıncası olur mu?Would you mind if we left a little early?
"Azıcık minimalizm fena olmazdı"."Azıcık minimalizm fena olmazdı".
Birçok kimseler azıcık bir dünyalık mukabilinde dinlerini satarlar."Due to their small size most of them are unnamed.
Gardiyanlardan biri Randy'nin geriye kalan azıcık interneti de harcadığını açığa çıkarır.A guard discovers that Randy has used up the little amount of connection they had left.
Kıvamını kalınlaştırmak için azıcık yağ, açmak için su katılıp karıştırılır.They will seldom consume soiled food or contaminated water unless facing starvation.
Benzer. Benzer... ama azıcık daha çirkin.Similar, but slightly uglier.
Eğer haddinden fazla koyarsak, azıcık boyayı geri alabiliriz.If we overshoot, we can pour a little bit back.
Çıkan sonuç, en uygun doğrunun bize verdiği sonuçtan azıcık daha büyük. .That's a slightly, slightly higher number than what the line of best fit gave us.
Azıcık daha --mükemmel, sadece mükemmel.Little bit -- that's perfect, just perfect.
Öbür tarafta, azıcık hile de yapabiliriz, ve yine de kendimiz hakkında iyi hissedebiliriz.On the other hand, we can cheat a little bit, and still feel good about ourselves.
Kediler azıcık daha zordur çünkü neyi dinleyeceklerini seçme eğilimindedirler.Cats are a tad more difficult because they tend to pick and choose what they want to listen to.
Parçacık yön değiştiriyor. Şuradayım diyelim ve izin üstünde azıcık hareket edeyim. -So let's say I move, this is an infinitesimally small dr.
Ya da sadece parmağınıza azıcık diş macunu sürün ve bebeğinizin dişlerini böyle temizleyin.Or you could simply put some toothbrush on your finger and clean the baby's teeth that way.
Azıcık enerji gerek!Just a little bit of energy!
Şiir, azıcık şeyi sadece farklı yollarla söyler.Poetry just says a few things in different ways.
Buraya azıcık nakit para koyalım.Let me actually throw some cash in here.
Almanya ve Japonya, bundan azıcık daha fazla tüketiyor.So is Germany, and Japan is consuming a bit more.
Bu konuyu azıcık yeni bir bakış açısıyla işlemeye karar verdim.I approached it with a slightly different perspective.
Onu da azıcık yukarı çıkaramaz mıyız?Can we move that up a little bit?
O zaman bunu azıcık değiştirelim ki üçe bölünebilir olmasın.So let me change it a little bit, so it's not divisible by three.
Bir kez olsun azıcık itaat et.Obey your orders at once!
Azıcık da olsa hep bakterimiz olacak.We're always going to have some bacteria.
Bu yarışın azıcık önünde olmak istiyorsunuz, ama çok önünde değil.You want to be a little bit ahead of the competition, but not too far ahead.
Ben her birinden azıcık kazandım.And I just a little bit on each one.
Azıcık durup okyanusu izlesek de sonra devam etsek olur mu?Can we get out and see the ocean for a little while and then go?
İşte, biz televizyonu kapatmadan az önce, azıcık güneş içeri girerdi.Well, before each time we'd turn the television off, a little sun came in.
Yani 28in azıcık üstü. 28.08.So 28.08.
Log taban 8in - azıcık daha karışık bir tane yapacağım - 1/64 üWhat is log base eight-- I'm going to do a slightly tricky one-- of one / sixty-four.
Karbon dioksit, azıcık güneş ışığı, ve elinizde iyi rafine edilmiş bir yağ oluyor.Carbon dioxide, a little bit of sunlight, you end up with a lipid that is highly refined.
Doğrunun azıcık varlığı, Pek çok kötünün servetinden iyidir.Better is a little that the righteous has, than the abundance of many wicked.
Yediğin azıcık yemeği kusarsın, Söylediğin güzel sözler de boşa gider.The morsel which you have eaten you shall vomit up, and lose your good words.
Övünmeniz yersizdir. Azıcık mayanın bütün hamuru kabarttığını bilmiyor musunuz?Your boasting is not good. Don't you know that a little yeast leavens the whole lump?
‹‹Azıcık maya bütün hamuru kabartır.››A little yeast grows through the whole lump.
Azıcık yaşama(nın ardından), onlara acı bir azab gelecektir.For them there is some enjoyment, but the punishment is painful.
De ki: "Küfrünle azıcık yaşa, sen ateş halkındansın!"Say: "Take advantage of your denying for a while: You will be among the inmates of Hell."
Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu?Who gives but little, and is niggardly?
Yeyin, azıcık sefa sürün, siz suçlularsınız!Eat and enjoy for a while: You are certainly sinners.
Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.Who gives but little, and is niggardly?
Sizi, bayağı ve azıcık bir sudan yaratmadık mı?Did We not create you from contemptible water?
Azıcık bir nimetlenmedir o. Sonra onların varacağı yer cehennem olacaktır.Their commerce is but short-lived, and then their abode shall be Hell: And what an evil abode!
Azıcık verdi, sona inatla sıkıca tuttu.Who gives but little, and is niggardly?
Azıcık verip sonra vermemekte direneni?Who gives but little, and is niggardly?
Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler.Why did you not allow us to live a little more?"