Sami'nin karısı sürekli olarak onu azarlıyordu.Sami's wife was constantly taunting him.
Sami en az altı gündür garajında ölü yatıyor.Sami has been lying dead in his garage for at least six days.
Tom yılda en az bir kez Avustralya'ya gider.Tom goes to Australia at least once a year.
Her gün en az üç saat TV izlerdim.I used to watch TV at least three hours every day.
Sami az önce ayrıldı.Sami has just left.
Tom en az senin kadar zeki.Tom is at least as smart as you are.
Sami, Leyla'yı azarladı.Sami berated Layla.
Sami daha az pahalı bir onarım önerdi.Sami suggested a less expensive fix.
Dünyadaki tüm suyun yüzde birinden azı tatlı sudur.Less than one percent of all the water on Earth is fresh.
Az önce ne içtim?What did I just drink?
Sami az önce çığlık attı.Sami just screamed.
Sami haftada en az altı kere koştu.Sami ran at least six times a week.
Sami haftada en az altı kez koşuyordu.Sami ran at least six times a week.
Sami haftada en az altı defa koştu.Sami ran at least six times a week.
Sami haftada en az altı sefer koştu.Sami ran at least six times a week.
Sami en az iki katı yaşındaki insanlarla takılıyordu.Sami hung out with people at least twice his age.
Sami az önce serbest bırakıldı.Sami has just been released.
Sami az önce sinirliydi.Sami was just nervous.
Az önce söylediğin şeyi tekrar eder misin?Could you repeat what you just said?
Sami suçlarını en aza indirdi.Sami minimized his crimes.
Sami ve Leyla birbirlerini çok az tanıyorlardı.Sami and Layla barely knew each other.
Eğitimli insanlar daha az çocuk sahibi olma eğilimindedir.Educated people tend to have fewer children.
Çok az insan yaşlılığa ulaşır.Few people reach old age.
Onu en az üç kere yaptım.I've done that at least three times.
Onu en az yüz kere yaptım.I've done that at least a hundred times.
Onu en az yüz defa yaptım.I've done that at least a hundred times.
Onu en az yüz kez yaptım.I've done that at least a hundred times.
Onu en az yüz sefer yaptım.I've done that at least a hundred times.
Az önce Tuba çalmayı yeni öğrenmeye başladım.I've just started learning how to play the tuba.
Bunu en az yüz kere yaptım, sanırım.I've done that at least a hundred times, I think.
Bana onu en az bir kere daha yapmam gerektiği söylendi.I've been told I need to do that at least one more time.
Bana bunu en az bir kez daha yapmam lazım olduğu söylendi.I've been told I need to do that at least one more time.
Tom az önce otobüsünü kaçırdı.Tom just missed his bus.
Tom en azından bir elmanın düşeceğini umarak ağacı salladı.Tom shook the tree, hoping at least one apple would fall.
Umduğumdan çok daha az para aldım.I got paid much less than I expected.
Beklediğimden çok daha az ödeme aldım.I got paid much less than I expected.
Sami azimlidir.Sami is undeterred.
Daha çok iş ve daha az sohbet!More work and less chatter!
Tom doymuş yağları azaltmaya karar verdi.Tom decided to cut back on saturated fats.
Tom ve Mary az önce Boston'dan döndüler.Tom and Mary have just returned from Boston.
Sami, Leyla'dan en az altmış yaş büyük.Sami is at least sixty years older than Layla.
Sami az önce gitti.Sami just went away.
Az önce Tom'a arabamı sattım.I just sold Tom my car.
Hepiniz trene lütfen. Tren az sonra gidiyor.All aboard, please! The train is leaving right away.
En azından özür diledi.He at least apologized.
En azından yağmur yağmıyor.At least it's not raining.
En az üç seçeneğimiz var.We have at least three options.
En azından Tom'un hâlâ hayatta olduğunu biliyoruz.At least we know Tom is still alive.
Balıkları bir balık havuzunda saklarsanız, suyu en az haftada bir kez değiştirmelisiniz.If you keep fish in a fish bowl, you should change the water at least once a week.
Bu projeyi bitirmek en az bir yıl sürecek.It'll take at least a year to finish this project.
Ben de az çok uykuluyum.I'm kind of sleepy, too.
Az daha Tom'a bağıracaktım.I almost yelled at Tom.
Tom'un devamsızlığı az.Tom isn't absent very often.
Az önce söylediğin şeyi onaylamıyorum.I don't agree with what you just said.
Çok az insan bunu nasıl yapacağını biliyor.Very few people know how to do that.
En az üç saat boyunca Tom’da olacağım.I'll be at Tom's for at least three hours.
Tom, Mary'yi haftada en az bir kez görür.Tom sees Mary at least once a week.
Az önce kiminle konuşuyordun?Who were you just talking to?
Tom en az üç hafta hastanede olacak.Tom will be in the hospital for at least three weeks.
Tom'un sahip olduğu kitapların en az üç katı kadar kitabım var.I have about three times as many books as Tom.