Bunun hakkında çok az sayıda kişi biliyor.Few people know about it.
Az sayıda insan Tom'un kazanmasını umuyordu.Few people expected Tom to win.
Az sayıda insan onun kazanmasını umuyordu.Few people expected him to win.
Ortodontist ona en az iki yıl süreyle pantolon askısına ihtiyacı olacağını söyledi.The orthodontist told him he'd need braces for at least two years.
Tüm hükümet biçimlerinden, demokrasi en az kötüdür.Of all the forms of government, democracy is the least bad.
En azından onları beklediğinizde iyi şeyler gelir.Good things come when you least expect them.
En azından beklediğinizde iyi şeyler gelir.Good things come when you least expect it.
Ulusal borcu azaltmak zorundayız.We have to reduce the national debt.
Tom az önce işini kaybetti.Tom has just lost his job.
En az sevdiğin dil nedir?What is your least favorite language?
Yılda en az bir kere Boston'a gitmeye çalışıyoruz.We try to go to Boston at least once a year.
Tom'un az önce yaptığını gördün mü?Did you see what Tom just did?
Giderlerimi azalttım.I've cut down on my expenses.
Onun ötesinde çok az şey biliyorum.I know very little beyond that.
Tom mümkün olduğunca az vergi ödemek istiyor.Tom wants to pay as little taxes as possible.
Tom ve Mary az önce Boston'a döndü.Tom and Mary have just gotten back to Boston.
Üç ayaklı bir yarış için en az dört kişiye ihtiyacın var.You need at least four people for a three-legged race.
Sıcaklık en az 100 derece idi.The temperature was at least 100 degrees.
Az önce San Fransisko'dan uçtum.I just flew in from San Francisco.
Onun sonraki albümü ilk albümünden daha az başarılıydı.His follow-up album was less of a success than his first one.
Bir değişiklik için biraz daha az bencil olmaya çalışır mısınız?Could you try to be a little less selfish for a change?
Az önce bir tabak dolusu kruvasan yedim. Şimdi tokum.I have just eaten a plate full of croissants. Now I am full.
Benim vicdan azabım yok.I don't have a guilty conscience.
Tom alevi azalttı.Tom lowered the flame.
Misafirler azar azar geldiler.The guests arrived in dribs and drabs.
Hawaii'den az önce döndüm.I just got back from Hawaii.
Tom piyanoyu her gün en az otuz dakikalık bir süreyle uygular.Tom practices the piano at least thirty minutes every day.
Nakliyeciler kitap okuyan insanlardan hoşlanmazlar. Ama en azından iyi bir nedenleri var.Movers don't like people who read books. But at least they have a good reason.
"Onu yapamazsın." "Az önce yaptım.""You can't do that." "I just did."
Az önce senin için ne yaptığımı biliyor musun?Do you know what I just did for you?
Az önce teknik bir sorun bulduk.We just found a technical problem.
Tüketici güveni azalıyor.Consumer confidence is plummeting.
Biz de cidden az çalışanlıyız.We're also seriously undermanned.
Az önce okuduğum şeye inanamıyorum.I can't believe what I just read.
Az önce cinayet silahını bulduk.We just found the murder weapon.
Gece yarısı civarı işler azalır.Things wind down about midnight.
Tom, Mary'yi en az üç kez vurdu.Tom shot Mary at least three times.
Tom'un popülaritesi azalmadı.Tom's popularity hasn't suffered.
En azından şaşkın değilim.I'm not in the least surprised.
Jacksonlar az önce kayboldu.The Jacksons just disappeared.
O zamandan beri azıcık değişiklik oldu.Little has changed since then.
En azından önce tavsiyeyi anlayın.At least understand the advice first.
Gazilerimiz daha azını hak etmiyor.Our veterans deserve no less.
Çocuklarımız daha azını hak etmiyor.Our children deserve no less.
O en azından mümkün değil mi?Isn't that at least possible?
Tom'un hakkında endişelenecek az şeyi var.Tom has little to worry about.
Tüketici güveni azaldı.Consumer confidence is down.
En azından Tom acıkmayacak.At least Tom won't go hungry.
Bazı perakendeciler daha az fiyat ister.Some retailers charge less.
Diğerleri daha az iyimser.Others are less optimistic.
Tom daha az ikna olmuştu.Tom was less than convinced.
Şirketler istihdamı azaltıyorlar.Companies are cutting jobs.
En az üç saat izin verin.Allow at least three hours.
Azınlıkta mıyız?Are we in the minority?
Tom daha az şanslıydı.Tom was less fortunate.
Nike az önce kendi kendine yapışan ayakkabıları çıkardı.Nike has just released a pair of self-lacing shoes.
Az önce gerçeği söyledim.I just told the truth.
Tom çok azimli ve çalışkan.Tom is an eager beaver.
Ben az önce Tom'dan bir metin aldım.I just received a text from Tom.
Az önce Mary'den bir metin mesajı aldım.I just received a text message from Mary.