En azından birimiz bir erkek.At least one of us is a man.
Bu araba az yakıt tüketir ve daha çevre dostudur.This car is less fuel-hungry and more environmentally friendly.
Az önce onu yapmayı bitirdim.I just finished doing that.
Ben az önce onları buldum.I just found them.
Az önce onlarla konuştum.I just talked with them.
Az önce onunla konuştum.I just talked with him.
Az önce onlarla kahvaltı yaptım.I just had breakfast with them.
Az önce onunla kahvaltı yaptım.I just had breakfast with him.
Az önce onları ziyaret ettiğini duydum.I just heard you visited them.
Az önce onu ziyaret ettiğini duydum.I just heard you visited him.
Az önce onlara çıktığımızı söyledim.I just told them we're dating.
Az önce ona çıktığımızı söyledim.I just told him we're dating.
Az önce onlara gerçeği söyledim.I just told them the truth.
Az önce ona gerçeği söyledim.I just told him the truth.
En azından onunla konuşayım.Let me at least talk to him.
Az önce arabamı ona sattım.I just sold my car to them.
En azından onlara nasıl hissettiğini söyle.At least tell them how you feel.
En azından ona nasıl hissettiğini söyle.At least tell him how you feel.
Az önce ona ne söyledin?What did you just tell him?
En azından onları eve götürebilirim.I can at least take them home.
En azından onu eve götürebilirim.I can at least take him home.
En azından onu eve götürebilirm.I can at least take her home.
Az önce onları gördüm.I've just seen them.
Az önce onu gördüm.I've just seen him.
Az önce onları gördün, değil mi?You just saw them, didn't you?
Az önce onu gördün, değil mi?You just saw him, didn't you?
Az önce onları gördük.We just saw them.
Az önce onu gördük.We just saw him.
Onlar az önce onu gördü.They just saw him.
Ben az önce onu uyuttum.I just got her to sleep.
Ona az önce otuz dolar verdim.I just gave him 30 dollars.
Az önce ona otuz dolar verdim.I just gave her 30 dollars.
Ben onlar hakkında çok az şey biliyordum.I knew very little about them.
Onun hakkında çok az şey biliyordum.I knew very little about him.
Senin hakkında çok az şey biliyoruz.We know so little about you.
Onlar hakkında çok az şey biliyoruz.We know so little about them.
Onun hakkında çok az şey biliyoruz.We know so little about him.
Bir saatten daha az bir süre içerisinde bir randevum var.I have an appointment in less than an hour.
Bunu yaptırmak için üç saatten daha az zamanımız var.We've got less than three hours to get this done.
Ben onlarla tanışmadan önceki hayatım hakkında çok az şey biliyorlar.They know very little about my life before I met them.
Tom az önce mağazadan ayrıldı.Tom has just left the store.
Dan en az altı kişiyi katleden bir seri katildi.Dan was a serial killer who had murdered at least six people.
Dan az önce kendini vurdu.Dan just shot himself.
Erkek çocukları ev ödevleri için kız çocuklarından daha az zaman harcar.Boys spend less time on homework than girls.
Tom okulun onu hayata hazırlamak için az şey yaptığını söyledi.Tom said that school did little to prepare him for life.
Tom günde en az iki litre su içer.Tom drinks at least two litres of water a day.
Bir kelimeyi en az bir kez kullanmazsan, onu öğrenemezsin.If you don't practice a word at least once, you can't learn it.
Çoğu insan, bir kelimeyi en az bir kere duymadan öğrenemez.Most of the people can't learn a word if they don't listen at least once.
En azından biz hâlâ tek parçayız.At least we're still in one piece.
Dan en azından yedi kez tutuklandı.Dan has been arrested at least seven times.
Dan altı dil konuşabilip en az diğer on ikisini de anlayabiliyor.Dan can speak six languages and understand at least another dozen.
Pandalar her gün en az 12 saati bambu yiyerek geçirirler.Pandas spend at least 12 hours each day eating bamboo.
Çekim gücü mukavemeti mesafe ile hızlı bir şekilde azalır.The strength of the gravitational force reduces quickly with distance.
Bizim çok az zamanımız var, bu yüzden lütfen acele edin.We have very little time, so please hurry.
En azından öyle, sanırım.At least, I think so.
En azından öyle sanırım.At least, I think so.
Tom, Mary'den daha az yer.Tom eats less than Mary does.
Yaroslav az nüfuslu büyük bir ülke olan Yeni Zelanda'yı sever.Yaroslav likes New Zealand, a big country with a small population.
2015'te, Yeni Zelenda'nın nüfusu 5 milyondan azdır.In 2015, New Zealand's population is less than 5 million.
Daha az kırmızı et yemelisin.You should eat less red meat.