Tom aziz değildir.Tom is no saint.
Az ya da çok sorunlarını anlıyor.He understands more or less his problems.
Az önce bir keseli sıçan gördüm.I just saw an opossum.
Az önce olan her şeye inanamıyorum.I can't believe everything that just happened.
Onun az önce gördüğüne inanamıyorum.Tom can't believe what he just saw.
Tom az önce yaptığına inanamıyor.Tom can't believe what he's just done.
Tom az önce duyduğuna inanamıyor.Tom can't believe what he's just heard.
Tom için yaptıklarından dolayı ne kadar teşekkür etsek az olur.We can't thank you enough for all you've done for Tom.
Yardımın için ne kadar teşekkür etsem azdır.I can't thank you enough for your help.
Az önce Tom'u terk ettim.I only just left Tom.
Ben sadece onu az önce fark ettim.I only just noticed it.
Az önce eve geldim.I've just gotten home.
Paris'ten gelen tren az önce gelmişti.The train from Paris had just arrived.
Sigaraları azaltmak yerine neden sadece onları bırakmıyorsun?Instead of cutting down on cigarettes, why don't you just give them up?
Az önce birçok soruna neden oldun.You've just opened a can of worms.
Çok az zamanımız var, onu da boşa harcamayalım.Let's not waste what little time we have.
En azından o konuda konuşalım.Let's at least talk about it.
Hadi azıtalım.Let's get wild.
Şimdi ne kadar çok yaparsan, yarın o kadar az yapmak zorunda kalacaksın.The more you do now, the less you'll have to do tomorrow.
Sen en azından senin burada olmak istediğini taklit edebilir misin?Can you at least pretend you want to be here?
Az önce ne olduğu hakkında konuşmak istiyor musun?Do you want to talk about what just happened?
En azından bir şey çalmadın.At least you didn't steal anything.
Ben senin en azından Tom'la buluşmak istemediğine inanamam.I can't believe you don't want to at least meet Tom.
Bu sabah Tom'a rastladığımı az önce sana söylemek istedim.I just wanted to tell you I ran into Tom this morning.
Az önce söylediklerime ilave etmek istediğin bir şey var mı?Is there anything you want to add to what I just said?
Çok az insan yüz yaşına kadar yaşar.Few live to be a hundred years old.
Az sayıda insan yüz yaşına ulaşır.Few reach the age of one hundred.
En azından mutlu öleceğim.At least I'll die happy.
En azından beni gördüğüne sevinmişsin gibi davran.At least pretend you're happy to see me.
Az önce kötü bir rüya gördüm.I just had a bad dream.
Üç güzel bayan az önce lobiye doğru yürüdü.Three beautiful ladies just walked into the lobby.
Eh, en azından o ıslanmadı.Well, at least she didn't get wet.
"Anladın mı?" "Az çok.""Did you understand?" "More or less."
Hiç kimsenin hafızası benimkinden daha az güvenilir değil.No-one's memory is less reliable than mine.
Tom az önce okumayı öğrenmeye başladı.Tom has just started learning to read.
En azından bir şey yapmaya çalıştım.At least I tried to do something.
Affedersiniz, az önce ne dediniz?Excuse me, what have you just said?
Pardon az önce ne dedin?Pardon, what have you just said?
Az önce bana bir şey oldu.Something just occurred to me.
Sanırım az önce bir şey duydum.I think I just heard something.
Onu azarlama. O anlamak için fazla genç.Don't scold her. She's too young to understand.
Onu azarlama. O anlayamayacak kadar genç.Don't scold her. She's too young to understand.
Az önce biri aradı.Somebody just called.
Bir saatten az bir zamanda döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back in less than an hour.
Yönetmen seni azarladı.The director reprimanded you.
Proje üç yıldan daha az bir süre içinde tamamlanacak.The project will be completed in less than three years.
Az düşünen çok hata yapar.He that thinks little, errs much.
Az düşünen çok yanılır.He that thinks little, errs much.
Kanepede azıcık kestir.Take a little nap on the sofa.
Çok az sayıda insan "hipster" kelimesinin ne anlama geldiğini biliyor.Few people know what the word "hipster" means.
Affedersiniz, az önce söylediğinizi tekrarlar mısınız?Excuse me, could you repeat what you've just said?
Affedersiniz, az önce söylediklerinizi tekrarlar mısınız?I beg your pardon, could you repeat what you've just said?
Şeytan azapta gerek.That serves him right.
General, pantolonu olmadan daha az etkileyici görünüyor.Without his pants, the general looks less impressive.
Suç azalıyor.Crime is down.
Elektrik enerjisi şirketleri kömür kullanımlarını azaltmaya çalışıyor.Electric power companies are seeking to reduce their use of coal.
En azından onun çağrılarına cevap verebilirsin.You could at least return her calls.
Ben bir aziz değilim.I'm not a saint.
Bilirsin, o bir aziz değil.She's not a saint, you know.
Az önce gittiler.They just left.