Ana içeriğe geç
Sözlük

az az ile cümle

az az kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Doktoru ona içkiyi azaltmasını söyledi.His doctor told him to cut down on drinking.
Doktor ona sigarayı azaltmasını söyledi.The doctor told him to cut down on smoking.
Doktor faturaları birikimlerimizi gerçekten azaltıyor.Doctors' bills really cut into our savings.
Doktor ona alkolü azaltmasını söyledi.The doctor advised him to ease up on alcohol.
Beni az ama uzun süre sev.Love me little, love me long.
Onu, hataları yüzünden daha az sevmiyorum.I do not love him the less for his faults.
Biyokimya hakkında az bilgiye sahibim.I have little knowledge of biochemistry.
Üretimi %20 oranında azalttık.We have cut back production by 20%.
Ben Londra'da iken haftada en az bir kez oyunlara giderdim.I used to go to plays at least once a week in London.
Benimkini az pişmiş istiyorum.I would like mine rare.
Avrupa'nın Asya'dan daha az nüfusu var.Europe has a smaller population than Asia.
Avrupa'nın Asya'dan daha az nüfusu vardır.Europe has a smaller population than Asia.
Yapılacak az şey var.Little remains to be done.
Yapılacak çok az şey olması beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed at there being so little to do.
Daha küçük bir yere taşınmak giderleri azaltacaktır.Moving to a smaller place will reduce the expenses.
Daha az pahalı olanları var mı?Do you have less expensive ones?
Daha az pahalı bir şeyin var mı?Do you have anything less expensive?
Bir kek yersen seni azarlarım.If you eat any cake, I'll whip you.
Daha az gürültü yapar mısınız?Do you think you could make a little less noise?
Az pişmiş et ve bir patates, lütfen.Medium-rare and a potato, please.
Güneşin doğmasına az kaldı.It will not be long before the sun rises.
Mike günde en az üç yüz dolar kazanır.Mike earns no less than three hundred dollars a day.
Ben az çok mutluyum.I'm kind of happy.
Sesi azaltmanızın sakıncası var mı?Would you mind turning down the volume?
Çok az kağıt kaldı.There's very little paper left.
Çok az yağmur yağıyor.It is hardly raining.
Çoğu Japon en az günde bir kez pirinç yer.Most Japanese eat rice at least once a day.
Bay Itsumi'nin Kansai'li olduğunu çok az sayıda kişi bilir.Few people know that Mr. Itsumi is from Kansai.
Az sayıda insan plan hakkında biliyordu.Few people know about the plan.
Salonda az sayıda seyirci vardı.There was a small audience in the hall.
Brian'ın cüzdan ve banka hesabında az para var.There is a shortage of money in Brian's wallet and bank account.
Peter Abd'deki anne babasıyla haftada en az bir kez telefonda konuşur.Peter talks with his parents in the United States on the phone at least once a week.
Otobüs az önce ayrıldı.The bus has just left.
Kovada az su var.There is little water in the bucket.
En az pahalı olanını istiyorum.I would like the least expensive one.
Tembel olduğu için öğretmeni tarafından azarlandı.He was scolded by his teacher for being lazy.
Tembel olduğu için öğretmeninden azar yedi.He was scolded by his teacher for being lazy.
Sahip olduğum az miktarda parayı aldı.He took away what little money I had.
Ne kadar meşgul olursan ol, sanırım en azından bir gazete okumalısın.No matter how busy you are, I think you should at least read a newspaper.
Tom babası tarafından azarlanılacak.Tom will be scolded by his father.
Tom'un erkek kardeşinin sahip olduğundan daha az parası var.Tom has less money than his brother does.
Onun nereli olduğu az önemli.It matters little where he is from.
Az çok piyano çalabilirim.I can play the piano after a fashion.
Almanca konuşmak için çok az fırsatımız var.We have few opportunities to speak German.
Almanya'nın nüfusu Amerika'nın nüfusunun yarısından daha azdır.The population of Germany is less than half that of the United States.
Almanya'nın nüfusu Amerika'nınkinin yarısından daha azdır.The population of Germany is less than half that of the United States.
Testte iyi yapmadım bu yüzden ebeveynlerim beni azarladı.I didn't do well on the test so my parents chewed me out.
Az önce babanla karşılaştım.I met your father just now.
Az önce buraya geldim.I arrived here just now.
Paul az önce telefon etti.Paul telephoned just now.
Paul az önce aradı.Paul telephoned just now.
Ben az önce uyandım ve hâlâ uykuluyum.I'd just woken up and was still drowsy.
Öğle yemeğini az önce bitirdim.I've just finished lunch.
Ev ödevimi az önce bitirdim.I have just finished my homework.
Bulaşıkları az önce yıkadım.I've just washed the dishes.
Az önce kar yağmaya başladı.It began snowing just now.
Onunla az önce tanıştım.I met him just now.
Biz az önce tuvaleti temizledik.We have just cleaned the lavatory.
Az önce bankadaydım.I've just been to the bank.
Az önce paketlemeyi bitirdim.I've just finished packing.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod