az çok ile cümle

az çok kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunu az çok yine Pisagor teoremini kullanarak yapabiliriz.Well we can do that using pretty much the Pythagorean theorem.
Oyun dünyasında az çok haklı bir ünüm vardır, benim ezip geçmeye kalkma böyle!I'm fairly famous in the gaming industry within our country! Don't you try to overstep me!
Ve muhtemelen olasılığa az çok aşinalığınız vardır.And you are probably a little bit familiar with it.
Bu konuyla az çok bağıntılı iki laf var.Two quotations to more or less end with.
Bu aşamada, program yaratığın topolojisinden az çok haberdar.At this phase, the program has some understanding of the topology of this creature.
Şimdi periyodik cetveli ve içindeki atomları az çok anlayabiliyoruz. aWe now have a respectable understanding of the periodic table itself and the atoms in them.
Bunu önceden de az çok yapmıştık. aAnd we'll do that, off and on, and we've already done it a little bit.
Sanırım bunun nereye gittiğini az çok anladınız.But I think you might see where this is going.
İşte burada, zaten bu konu hakkında az çok fikrinizin olduğunu düşünüyorum.I wrote it out ahead of time to spare you the pain of watching me spell this in real time.
Az çok dondurmaya benzeyen bir koni gibi görünüyor.Looks kind of like an ice cream cone, more or less.
Bu konuda az çok deneyimimiz var.Well, we have a little bit of experience doing this.
O zaman bu parabol az çok böyle görünecek. --So this will look something like this.
Evet, istediklerimi az çok anlattım.Well, I've more or less said what I wanted.
A üssü A üssü A'ya göre ayarlayın. Burada az çok bir A var.Set it up to around A, above A, above A. There's an A, more or less.
Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler (imanlarına az çok bir şirk karıştırırlar).Not only do they not believe in God, but also associate others with Him.
Haydi diyelim ki az çok bildiğiniz konularda tartışıyorsunuz.Verily, you are those who have disputed about that of which you have knowledge.
Eleştirenler yeni tedbirleri "çok az, çok geç" olarak nitelendiriyorlar.Critics describe the new measures as "too little, too late".
Pizza taşı kullanmak, bir pizzayı taş fırında pişirmenin etkilerini az çok taklit eder.Using a pizza stone more or less mimics the effects of cooking a pizza in a masonry oven.
Çok Orta Az Çok azHigh Medium Low Very Low
Zamanla az çok değişmiştir.Sie wurden im Laufe der Zeit kaum verändert.
Bu sebeple gölün suyu az çok tuzludur.Das Wasser der Seen ist deshalb etwas salzig.
Rapor birkaç ay sonra kamuya yansımışsa da, zamanla az çok unutuldu.Das Meiste, was ihnen gesagt wird, haben sie innerhalb weniger Minuten wieder vergessen.
Bunun cevabını az çok sağlam bir tahminle verebilirim.Par malheur, je ne puis répondre que très brièvement.
Az çok anlıyorum.Más o menos lo entiendo.
Zamanla az çok değişmiştir.Durante ese tiempo cambió muy poco.
Bütün yaşamsal olaylar, birbirinden az çok bağımsız olan hücreler tarafından yapılır.Las células pueden sobrevivir fácilmente separadas de otras células.
"Anladın mı?" "Az çok.""Hai capito?" - "Più o meno."
Ancak yine de bu bilgilerde az çok neden-sonuç ilişkileri bulunur.Ciò, tuttavia, provocò non pochi problemi di comunicazione.
Mevlevihaneler diğer tarikatlara ait tekkelerden az çok farklı idi.Le altre aziende erano molto indietro rispetto alle altre offerte.
Bunu az çok anlıyorum.Я это понимаю более или менее.
İlerleme az-çok hızlıdır.Их развитие также достаточно быстрое.
Tek bir kötü sözün bile onlar için ne anlama geldiğini az çok bilirler.وأخبارهم غامضة لا يعرف عنها إلا القليل.
Ancak yine de bu bilgilerde az çok neden-sonuç ilişkileri bulunur.ومع ذلك ، لا يزال هذا النوع من الأفكار يحتوي على آثار متبقية واسعة.
Zamanla az çok değişmiştir.Ou mudar muito pouco.
Tek bir kötü sözün bile onlar için ne anlama geldiğini az çok bilirler.Van de meeste lagere godheden is weinig meer bekend dan hun namen.
Zamanla az çok değişmiştir.Sindsdien lijkt er weinig veranderd.
Bu sebeple gölün suyu az çok tuzludur.Het water in het meer is veel minder zout geworden.
Az çok köyde neler olduğunu anlamaya çalışırlardır.Hij weet alles over wat er gebeurt in het dorp.
Kuruyunca az çok kalın ve yapışkan bir kabuk halini alır.Występuje on, gdy prącie (penis) jest cienkie i silnie zredukowane.
Az çok köyde neler olduğunu anlamaya çalışırlardır.Lubi wiedzieć, co dzieje się na wsi.
Az çok düzgün iplikler halinde görülür.Występują one na niedużych głębokościach.
50 nm’den daha düşük ölçeklere baktığımızda (McGuinnes limiti olarak bilinen) az çok katı çubuk gibi davranır.Його відрізок, менший від 50 нм (межа Макгіннесса), схожий за поведінкою на жорсткий стрижень.
Zamanla az çok değişmiştir.Досі він мало чим змінився.
Hepsinin kalitesine göre az-çok farklı konularda kusurları vardır.Zjišťují, že přes své rozdíly mají spoustu společného.
Kendisi Arap sûfilerinin etkilerinden az çok kurtulanlardan biri olarak sayılır.V očích druhých si přála zůstat malou Arabkou.
İlerleme az-çok hızlıdır.Avansul este foarte rapid.
Hepsinin kalitesine göre az-çok farklı konularda kusurları vardır.În opinia mea, cu toții au dreptate în anumite privințe, iar în altele greșesc.
Bunun cevabını az çok sağlam bir tahminle verebilirim.Erre az alaplap leírása adhat biztos választ.
Bütün Parisliler bu efsaneye az çok inanıyordu.Jotkut ovat hylänneet tämän legendan kokonaan.
Mevlevihaneler diğer tarikatlara ait tekkelerden az çok farklı idi.Osa piirtäjistä olivat selvästi taitavampia kuin toiset piirtäjät.
Tek bir kötü sözün bile onlar için ne anlama geldiğini az çok bilirler.Μόνο μια μικρή μερίδα ανθρώπων που είναι στα πράγματα ξέρουν περί τίνος πρόκειται.
Ancak yine de bu bilgilerde az çok neden-sonuç ilişkileri bulunur.Namun, sangat sedikit bukti mengenai keterkaitan ini.
Mariana bu durumun az çok farkındadır ve elinden geldiğince engel olmaktadır.Reina pun mengetahui masalah tersebut dan tetap tenang dalam menyikapinya.
Zamanla az çok değişmiştir.Trong thời gian đó nó đã thay đổi rất ít.
Zamanla az çok değişmiştir.タイム差はほとんど変わらなかった。
Fakat geçmişteki tiranlar, güç ve liderliğe az çok sahip yöneticilerdi.それにもかかわらず、歴代の伯爵たちは多かれ少なかれ自治を持っていた。
Bunun cevabını az çok sağlam bir tahminle verebilirim.これによって、より見積もりに対する信頼度を正確に把握することができる。
Tek bir kötü sözün bile onlar için ne anlama geldiğini az çok bilirler.因為甚少表示自己的意思,所以難懂她的感受。
Nicelikler, "az", "çok", "eşit" tanımlarıyla, bir ölçüt temel alınarak karşılaştırılırlar.양은 "더" 또는 "덜", "같음"으로 비교하거나 측정 단위로 숫자 값을 할당하여 비교할 수 있다.
Tek bir kötü sözün bile onlar için ne anlama geldiğini az çok bilirler.קיימות עוד מספר קבוצות תווים פחות מוכרות שהדבר נכון גם לגביהן.

İlgili Sayfalar