ayrıl ile cümle
ayrıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom hastaneden ayrılmadı.Tom didn't leave the hospital.
Ülke parçalara ayrılıyor.The country's falling apart.
Tom birkaç ay içinde ayrıldı.Tom left within a few months.
Tom sadece bir yıl sonra ayrıldı.Tom left after just one year.
Tom ertesi gün Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston the next day.
Rutinden ayrılmıyorum.I'm sticking to the routine.
Tom ekim ayında ayrıldı.Tom was on leave in October.
Onlar ayrılmayacaklar.They're not going to quit.
Tom bir uyarı ile ayrıldı.Tom got off with a warning.
Sutherland'tan ayrılalı 63 yıl oldu.It's been sixty-three years since I left Sutherland.
Şimdi ayrılman en iyisidir.It's best you leave now.
Tom geçen pazartesi günü ayrıldı.Tom departed last Monday.
Ben gruptan asla ayrılmadım.I never quit the band.
Tom çok geçmeden Boston'tan ayrıldı.Tom soon left Boston.
Tom emekliye ayrılmalı.Tom should step down.
Tom tiksinti içinde ayrıldı.Tom left in disgust.
Biz neden ayrıldık?Why did we leave?
Tom ayrılmadı.Tom stuck around.
Ayrılmak zor.Leaving is hard.
Ne zaman ayrılacağız?What time will we leave?
Tom görevinden atıldı ve karısı ondan ayrıldı.Tom was fired from his job and his wife left him.
Önümüzdeki Pazartesi gezin için ayrılmadan önce acilen seninle konuşmam gerekiyor.I need to speak with you urgently before you leave for your trip next Monday.
Sabah erkenden ayrıldık.We left early in the morning.
Tom diğer üç adamla birlikte bardan ayrıldı.Tom left the bar with three other men.
Bu filmdeki diyalog çok saçma. Ayrılıyorum.The dialogue in this movie is ridiculous. I'm leaving.
Sihirbazlar hapishane nüfusundan ayrıldı ve şafak vaktinde vuruldu.The magicians were segregated from the prison population and shot promptly at dawn.
Tom birkaç dakika önce evden ayrıldı.Tom left home a few minutes ago.
Tom üç gün önce Boston'dan ayrıldı.Tom left Boston three days ago.
Eğer ayrılmazsanız, polisi arayacağım.If you don't leave, I'm calling the cops.
Tom yarın buradan ayrılacak.Tom will leave here tomorrow.
Kedi ayrıldığı zaman sıçan dans eder.When the cat leaves, the rat dances.
Tom geldiğinde ayrılmak üzereydim.I was just about to leave when Tom arrived.
Tom birkaç dakika sonra ayrıldı.Tom left a few minutes later.
Neden burada sadece sen kalmıyorsun ve ben ayrılıyorum?Why don't you just stay here and I leave?
Ayrılmaya henüz hazır olduğumuzu sanmıyorum.I don't think we're ready to leave yet.
Bunu, yaptığımız bilimsel araştırmanın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.We view this as an integral part of the scientific research we are doing.
Tom'un ayrılmak istemediği açıktı.It was clear that Tom didn't want to leave.
Ben ayrılmak için hazır değilim.I'm not ready to leave.
Keşke bu kadar erken ayrılmak zorunda kalmasaydım.I wish I didn't have to leave so soon.
Siz ikiniz gerçekten ayrılmazsınız.You two are really inseparable.
Ofisten ayrılamam.I can't leave the office.
Ayrılmamızı istemiyorum.I don't want us to separate.
Çok erken ayrılıyorsun, değil mi?You're leaving pretty early, aren't you?
Erken ayrıldım.I left early.
Evden ayrıldım.I've left home.
Tom bana yapabileceğimi söylemeseydi erken ayrılmazdım.I wouldn't have left early if Tom hadn't told me I could.
Jamal içki almaya gitmek için şantiyeden ayrıldı.Jamal left the construction site to go get a drink.
O şimdi ayrılmalı.He must leave now.
Asla ayrılmayacağım.I'll never quit.
O ayrılmayacak.He's not gonna quit.
Biz konuşana kadar ayrılmayacağım.I'm not leaving until we talk.
Zaten ayrılıyordum.I was already leaving.
Tom'un gerçekten okuldan ayrılmak istediğini düşünüyor musun?Do you think Tom really intends to drop out of school?
Tom'u ayrılmaya ikna etmek kolay değildi.It wasn't easy to convince Tom to leave.
Fadıl, Leyla ile çok vakit geçirmeye başladı. Ayrılmazlardı.Fadil started spending a lot of time with Layla. They were inseparable.
Fadıl karısından ayrıldı ve Leyla ile evlendi.Fadil left his wife and married Layla.
Fadıl bir yıl sonra evden ayrıldı.Fadil left home a year later.
Fadil ona ayrılmasını söyledi.Fadil told her to leave.
Tom'dan ayrıldığımdan beri bir erkek arkadaşım olmadı.I haven't had a boyfriend since I broke up with Tom.
Boston'dan ayrıldığımızdan beri bunu yapmadık.We haven't done that since we left Boston.