ayrıcalık ile cümle
ayrıcalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Die laat je speciaal bouwen zeker... die enorme gitaren".
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız." (Gülüşmeler)"Cái cây đàn to tổ bố như vậy - chắc cô phải đặt riêng nhỉ. " (Tiếng cười)
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""주문 제작하신 특수 초대형 기타인가 봐요."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Muszą Ci je robić na zamówienie, specjalne, wielgachne gitary."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Probabil că ți le fac în funcţie de mărime, ghitări speciale, uriaşe."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Probabilmente te le fai fare su misura, sono speciali, chitarre gigantesche!"
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Seguro son hechas a la medida, guitarras especiales, enormes."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Sie müssen sie maßgefertigt bekommen, spezielle, Riesengitarren."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Vous commandez sûrement ces énormes guitares sur mesure."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Πρέπει να τις κάνεις ειδική παραγγελία - ειδικές, γιγαντιαίες κιθάρες".
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Наверное вам их делают на заказ - особые, огромные гитары."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Сигурно ги правиш по поръчка, специални, огромни китари."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız."בטח עושים לך אותן במיוחד, 'גיטרות עצומות לפי מידה'.
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""يجب أن تجلبي لهم قيثارات أنيقة، خاصةً و عملاقة."
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız."(笑)
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık.A vida não é um direito no sistema monetário, é um privilégio.
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık. Kimi insanlar bu ayrıcalığa sahip değil.Hidup bukanlah hak dalam sistem moneter, itu adalah keistimewaan.
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık. Kimi insanlar bu ayrıcalığa sahip değil.La vida no es un derecho en el sistema monetario, es un privilegio.
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık. Kimi insanlar bu ayrıcalığa sahip değil.La vita non è un diritto in questo sistema, è un privilegio.
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık. Kimi insanlar bu ayrıcalığa sahip değil.Livet är ingen rättighet i det monetära systemet, det är ett privilegium.
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık. Kimi insanlar bu ayrıcalığa sahip değil.Menschliches Leben ist kein Grundrecht im Geldsystem, sondern ein Privileg, dass man sich erarbeiten muss.
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık. Kimi insanlar bu ayrıcalığa sahip değil.Viata nu e un drept in sistemul menatar, este un privilegiu.
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık. Kimi insanlar bu ayrıcalığa sahip değil.Животът не е право в монетарната система, а привилегия.
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık.生来の特権だ。しかし、 この特権のない人もいる。
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınAssocie-se ao QVI Club hoje e desfrute de inigualáveis privilégios de férias
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınBergabunglah dengan QVI Club hari ini juga untuk menikmati keistimewaan berlibur
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınRejoignez le QVI Club aujourd'hui même et profitez de fabuleux privilèges pour vos vacances.
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınÚnase hoy a QVI Club y disfrute de maravillosos privilegios de vacaciones
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınВступайте в QVI Club сегодня, чтобы получить замечательные преимущества от отдыха.
QVI Club'a bugün katılın harika tatil ayrıcalıklarından yararlanınانضم إلى QVI Club اليوم للاستمتاع بامتيازات رائعة لقضاء إجازتك
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Deixem-me dizer: O meu trabalho é um privilégio, porque vivemos um tempo especial.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Dovoľte, aby som povedal, že moja práca je privilégiom, lebo žijeme vo výnimočnej dobe.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Hadd mondjam el, hogy az állásom kiváltságos, mert különleges időkben élünk.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Ich möchte Ihnen nur sagen, dass mein Job ein Privileg ist, weil wir in einer besonderen Zeit leben.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Jeg har et privilegeret job, fordi vi lever i en speciel tid.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.저는 제 직업을 영광이라고 생각합니다. 우린 특별한 시기에 있으니까요.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Laissez moi vous dire, j'ai un travail très privilégié parce que nous sommes à une époque spéciale.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Mijn werk is een privilege want we leven in een bijzondere tijd.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Moja praca jest przywilejem, ponieważ żyjemy w szczególnych czasach.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Permítanme decirles que mi trabajo es un privilegio porque estamos en una época especial.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Să vă spun doar un lucru, postul meu e un privilegiu pentru că trăim într-o epocă foarte aparte.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Vi dirò, il mio lavoro è un privilegio perché viviamo in un periodo particolare.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Θέλω να πω, κοίταξτε, η δουλειά μου είναι ένα προνόμιο επειδή είμαστε σε ιδιαίτερους καιρούς.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Нека само да кажа, вижте, работата ми е привилегия, защото живеем в необикновени времена.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.Я хочу сказать только одно. Я горжусь своей работой, потому что мы живём в особое время.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.ברצוני רק לומר, תראו, העבודה שלי היא זכות מפני שאנו חיים בעידן מיוחד.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.دعوني أقول, انظروا, إن عملي ميزة لأننا في زمن مميز.
Sadece şunu söyleyeyim, bakın, benim işim bir ayrıcalık çünkü biz çok özel bir zamandayız.特別な時代に生きているからです 一世代前では 今のような実験はできないでしょう
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinA városok jogot biztosítottak számára, hogy begyűjtse a kóbor állatokat, és megsemmisítse őket.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinDes municipalités leur donnaient comme mandat de débarrasser les rues des animaux errants, et de les éliminer.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek için시에서 허가를 해서 길거리에 돌아다니는 주인없는 동물들을 없애도록 한겁니다.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinKota-kota memberikan mereka hak untuk menangkap binatang liar di jalanan dan membunuhnya.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinLas ciudades les daban los permisos para deshacerse de animales callejeros y eliminarlos.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinMěsta si je najala, aby se zbavili zaběhlých zvířat na ulicích a zahubili je.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinMesto im dalo poverenie, aby sa zbavili túlavých zvierat na uliciach a utratili ich.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinMiasta wynajmowały ich, by zbierali i utylizowali bezpańskie zwierzęta z ulic SF.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinOraşele îi dădeau o autorizaţie să le scape de animalele fără stăpân de pe străzi şi să le omoare.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinOs municípios incumbiram-nos de se livrarem dos cães vadios nas ruas e eliminá-los.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinStäder gav dem rätten att rensa gatorna från herrelösa djur och ta livet av dem.
Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek içinStädte gaben ihnen den Auftrag, alle streunenden Tiere aus den Straßen zu entfernen und sie zu entsorgen.