ayrıcalık ile cümle
ayrıcalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Mutt dotlock ayrıcalıklıMutt dotlock privilégié
Mutt dotlock ayrıcalıklıMutt dotlock (privilegizált)
Mutt dotlock ayrıcalıklıMutt dotlock (privilegovaný)
Mutt dotlock ayrıcalıklı권한 있는 Mutt dotlock (U)
Mutt dotlock ayrıcalıklıMutt groepsvergrendeling
Mutt dotlock ayrıcalıklıMuttin dotlock etuoikeuksilla
Mutt dotlock ayrıcalıklıMutt skrytý súbor so zámkom privilegovaný
Mutt dotlock ayrıcalıklıMutt ドットロック権限付き(U)
Mutt dotlock ayrıcalıklıPrivilegierat Mutt- punktlås
Mutt dotlock ayrıcalıklıPrivilegirano zaklepanje Mutt s piko
Mutt dotlock ayrıcalıklıΠρονομιούχο Mutt dotlock
Mutt dotlock ayrıcalıklıПривилегирована Mutt блокировка
Mutt dotlock ayrıcalıklıПривилегированная блокировка & Mutt
Mutt dotlock ayrıcalıklıПривилегированная блокировка Mutt
Mutt dotlock ayrıcalıklıПривілейоване блокування, як у програми mutt
Mutt dotlock ayrıcalıklıנעילת Mutt עם זכויות
Mutt dotlock ayrıcalıklıمنهج Mutt dotlock مميز
Nasılsınız? Öncelikle sizinle çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek isterimE un privilegiu să vă pot ajuta.
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.글쎄요, 그 다음에는, 방금 저는 제게는 제 나라에 있는 2,000개가 넘는 학교들을 세밀히 조사하는 굉장한 특전이 주어졌었다고 생각했습니다.
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.Azóta, úgyhiszem, abban a kiváltságos helyzetben vagyok, hogy hazám 2.000 iskolájában járhattam
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.Siden den gang, har jeg været virkelig privilegeret at besøge over 2.000 skoler i mit land
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.ומאז, היתה לי זכות מיוחדת ללכת ליותר מ-2000 בתי-ספר במדינתי --
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.حسنا منذ آنذاك، اعتقدت أنني كنت فقط محظوظا حقا للذهاب إلى أكثر من 2000 مدرسة في بلدي --
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.村の学校や国立や私立の学校 名門校など 2000 校以上の 学校を回れたことをとても
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.In dat opzicht is dat een voorrecht. En hier ben ik de uitvinder.
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.In dieser Hinsicht ist es also eines der Dinge, eines der Privilegien, wenn man der
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.În privința asta, ăsta e unul din privilegii, și iată un alt rol, acela de inventator.
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.Jeśli o to chodzi, to właśnie przywilej bycia wynalazcą. A kiedy powiedziałem, że jestem "największym",
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.이런 점에서, 이 것은 제가 발명가로서 또다른 역할을 할 수 있다는 특권이에요. 발명가인거죠. 그나저나, 제가 세계에서
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.Portanto, neste aspeto, este é um dos privilégios de ser... — e aqui está outro papel: o inventor —
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.בהקשר זה, זהו אחד הדברים, זה אחד היתרונות של להיות -- וזהו תפקיד נוסף-- הממציא. ודרך אגב,
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.بهذا الخصوص، فهذا أحد الأشياء أحد فوائد أن تكون مخترعاً، وهنا لدينا دورٌ آخر، وبالمناسبة
O bakımdan bu, var olmanın ayrıcalıklarından biri ve işte başka bir rol, mucit.光栄なことに 発明者という 別の役割が加わりました 先ほども申し上げましたが 私は
Öncelikle sizinle çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek isterimChci Vám říct, ľe je pocta pro vás pracovat.
Öncelikle sizinle çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek isterimPer prima cosa, mi lasci dire che e' un privilegio essere qui a darvi una mano.
Öncelikle sizinle çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek isterim Yaptığınız işe hayranımPrimero, déjenme decir que es un privilegio el poder ayudarlos, realmente admiro lo que hacen.
Öncelikle sizinle çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek isterim Yaptığınız işe hayranımProszę pozwolić mi podziękować, to zaszczyt móc wam pomagać, podziwiam waszą pracę.
Öncelikle sizinle çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek isterimΚαταρχήν, επιστρέψτε μου να σας πω πως θεωρώ προνόμιο την δυνατότητα να σας βοηθήσω.
Öncelikle sizinle çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek isterimВо-первых я хочу сказать - это большая честь для меня, быть вам полезным.
Öncelikle sizinle çalışmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek isterimあなた方の仕事を尊敬します、と言っておきたい。
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Appartengono a questa specie di persone privilegiate del mondo.
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.De tillhör de privilegierade människorna i världen.
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Eles "são do mundo". Do mundo rico.
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Mereka termasuk dalam orang kaya sejenisnya di dunia
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar. - Miami?הם חלק מהאנשים בעלי .זכויות-היתר בעולם
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Należą do tej uprzywilejowanej grupy ludzi na świecie
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Ők a világ kiváltságosaihoz tartoznak. - Miami?
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Patria do privilegovanej vrstvy ľudí na svete.
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Pertenecen a esos pocos privilegiados del mundo
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Sie gehören zu den Privilegierten dieser Welt.
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Ανήκουν σε αυτό το είδος των προνομιούχων ανθρώπων του κόσμου.
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Они принадлежат к этому сорту привилегированных людей мира
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.Чувстват се част от привилегированите хора в света.
Onlar bu dünyanın ayrıcalıklı insanları olduklarını düşünüyorlar.- マイアミ - マイアミ ニューヨーク パリ
Öyle mi ? Vay be, ne büyük ayrıcalık!Thật là vinh hạnh quá.
Oysa, aslında bu bir ayrıcalıktı.사실은 그것이 특권이라는 것을요.
Oysa, aslında bu bir ayrıcalıktı.בעוד שלמעשה מדובר בזכות-יתר.
Oysa, aslında bu bir ayrıcalıktı.بينما هو في الواقع ميزة.
Oysa, aslında bu bir ayrıcalıktı.世界では約25億人が 適切なトイレを使えていません
"Özel yapım, ayrıcalıklı, büyük gitarlar almalısınız.""Deve mandá-las fazer por medida — guitarras grandes e especiais."