ayrıcalık ile cümle
ayrıcalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
-Eğer özel ayrıcalık buna yöneltiyorsa ciddi bir ceza vermek lazım! Shin-Hwa grubu kendini yok etsin!Αν το προνόμιο είναι αυτό, τότε δικαιούται μεγάλη τιμωρία, η Shin-Hwa πρέπει να τιναχθεί μόνη της στον αέρα!
-Eğer özel ayrıcalık buna yöneltiyorsa ciddi bir ceza vermek lazım! Shin-Hwa grubu kendini yok etsin!אם זכות יתר היא כזאת גדולה, מגיע לה עונש כבד! שתאגיד שין-הוואה .תכה את עצמה
-Eğer özel ayrıcalık buna yöneltiyorsa ciddi bir ceza vermek lazım! Shin-Hwa grubu kendini yok etsin!اذا كانت المميزات بهذا القدر فهم يستحقون عقاب قاسى ، ويجب على مجموعه شينوا عدم التفاخر بنفسها مره اخرى
-Eğer özel ayrıcalık buna yöneltiyorsa ciddi bir ceza vermek lazım! Shin-Hwa grubu kendini yok etsin!神話マートで買い物するのは 明日から やめるわ
-Eğer özel ayrıcalık buna yöneltiyorsa ciddi bir ceza vermek lazım!Si les privilèges sont à ce niveau, ça mérite la peine capitale !
-Eğer özel ayrıcalık buna yöneltiyorsa ciddi bir ceza vermek lazım!Wenn Priviliegen dazu führen, sollten sie schwer bestraft werden!
-Eğer özel ayrıcalık buna yöneltiyorsa ciddi bir ceza vermek lazım!Ако тези неща стават с привилегии, то тогава би трябвало да се наказват със смърт.
-Eğer özel ayrıcalık buna yöneltiyorsa ciddi bir ceza vermek lazım!У вас особые привилегии.
Eğitimde bu oran yalnız devlet okulları için geçerli çünkü ayrıcalıklı beyaz çocukların çoğuA legnagyobb munkáltató a Purdue csirkefeldolgozó üzem.
Eğitimde bu oran yalnız devlet okulları için geçerli çünkü ayrıcalıklı beyaz çocukların çoğu하지만 공립 학교를 살펴보면 대부분의 특권층 백인 아이들은
Eğitimde bu oran yalnız devlet okulları için geçerli çünkü ayrıcalıklı beyaz çocukların çoğuאך מה שקורה בבתי הספר הציבוריים הוא שרוב הילדים הלבנים המיוחסים
Eğitimde bu oran yalnız devlet okulları için geçerli çünkü ayrıcalıklı beyaz çocukların çoğuلكن ما يحدث في المدارس الحكومية أن معظم الأولاد البيض المميزين
Eğitimde bu oran yalnız devlet okulları için geçerli çünkü ayrıcalıklı beyaz çocukların çoğu白人の子どもたちは、大半が 私立のローレンス・アカデミーに通うため
Ekmeğinizin tadını çıkarın. Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Approfittate di questo pane magiatelo e sentitevi privilegiati
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Comam e sintam-se privilegiados.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Cómanlo, y siéntanse privilegiados.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Eet het, en voel je bevoorrecht.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Egyék és érezzék magukat kiváltságosnak.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Essen Sie es, und fühlen Sie sich privilegiert.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Jedzcie i czujcie się uprzywilejowani.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.드세요. 그리고 특권을 누리고 있다는 걸 상기하세요.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Mancati-o si simtiti-va privilegiati.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Mangez-le, et sentez-vous privilégiés.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Thưởng thức nó và cảm nhận đặc quyền của mình.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Вкушайте его и чувствуйте себя счастливчиками.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.Яжте го и се чувствайте привилегировани.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.איכלו אותו, וחושו שנפלה לידיכם זכות.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.تناولوه، وإشعروا بالفخر.
Ekmeği yiyin ve kendinizi ayrıcalıklı hissedin.ご静聴ありがとうございました
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Ik kreeg de kans om zoveel te zien van onze prachtige aarde en de mensen en dieren die erop leven.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.J'ai eu le privilège de voir tant de choses de notre belle Terre, des peuples et des animaux qui y vivent.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.전 특권을 누려 왔습니다. 우리의 아름다운 지구와 거기사는 사람, 생명체들을 직접 보는 특권을요.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Měla jsem možnost vidět velkou část naší krásné Země a lidí a tvorů, kteří na ní žijí.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Tenho tido o privilégio de ver muita da nossa bonita Terra e das pessoas e criaturas que nela vivem.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Tôi đã được đặc cách xem rất nhiều nơi tuyệt đẹp của Trái đất cùng với con người và tạo vật sống trên đó.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Widziałam znaczną część naszej pięknej planety oraz jej mieszkańców.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Είχα το προνόμιο να δω τόσα πολλά στην υπέροχη Γη μας και ανθρώπους και πλάσματα που ζουν επάνω της.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Била съм привилегирована да видя толкова много от красивата ни земя, хората и съществата, които живеят на нея.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.Я имела честь увидеть многое на нашей прекрасной Земле, людей и существ, которые живут на ней.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.זכיתי לראות כל כך הרבה מכדור הארץ היפהפה שלנו והאנשים והיצורים שחיים עליו.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.فقد حظيت برؤية أجزاء كبيرة من أرضنا الجميلة ورؤية الناس و المخلوقات التي تعيش عليها.
Güzel dünyamızı ve üzerinde yaşayan insanları ve hayvanları görmek için bana ayrıcalık tanındı.人や生き物に 出会うことができました 興味が芽生えたのは7歳の時です
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.Hij was gedurende zijn leven zeer bevoorrecht.
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.Im Laufe seines Lebens genoss Darwin viele Privilegien.
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.Po dobu svého života, měl velkou výhodu.
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.Κατά τη διάρκεια της ζωής του, ο Δαρβίνος είχε πολλά προνόμια.
Hayatı boyunca Darwin muazzam ayrıcalıklara sahipti.В течение своей жизни, у Дарвина были огромные привилегии.
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diye저의 부모님은 제가 딸이라고 덜 예뻐하시지 않으셨기 때문입니다.
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diyeMit liv er et rent og skært privilege fordi mine forældre ikke elskede mig mindre
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum. Çünkü ailem, sırf kız olarak doğdum diyeMôj život je čisté privilégium, pretože ma moji rodičia nemilovali menej
Hayatım boyunca ayrıcalıklı bir insan oldum.'t Is een geluk dat m'n ouders niet minder
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.모두가 야구 경기를 할 수 있는 것은 아닙니다. 경기는 매우 배타적입니다.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.Nie każdy może zostać graczem.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.Pas tout le monde peut jouer au baseball, c'est plutôt exclusif.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.לא כולם יכולים לשחק בייסבול. הוא די בלעדי.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.لا يمكن للجميع لعب البيسبول, أنها رياضة خاصة جداً.
Herkes beyzbol oynayamaz. Bu oldukça ayrıcalıklı bir oyun.ではピザは?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Apakah tidak ada keunggulan alami - tidak ada air hak istimewa, forsooth?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Au existat nici avantaje naturale - fara apa privilegii, într-adevăr?
Hiç su hiçbir doğal avantajları var mıydı ayrıcalıklar, hakikaten?Boli tam žiadne prirodzené výhody - bez vody výsady, forsooth?