Yani, fizik kuralları, bu ayrıcalıklı özelliğe sahip.Tehát a fizika törvényeinek van ez a speciális tulajdonságuk.
Yani, fizik kuralları, bu ayrıcalıklı özelliğe sahip.Vậy, các định luật vật lý có tính năng đặc biệt này:
Yani, fizik kuralları, bu ayrıcalıklı özelliğe sahip.Δηλαδή, οι νόμοι της Φυσικής έχουν αυτή την ειδική ιδιότητα
Yani, fizik kuralları, bu ayrıcalıklı özelliğe sahip.Така че законите на физиката имат това специално свойство.
Yani, fizik kuralları, bu ayrıcalıklı özelliğe sahip.אז, לחוקי הפיזיקה יש את התכונה המיוחדת הזאת.
Yani, fizik kuralları, bu ayrıcalıklı özelliğe sahip.لذا قانونين الفيزياء تتميز بهذه الخاصية.
Yani, fizik kuralları, bu ayrıcalıklı özelliğe sahip.物理的な物体同士は 互いは似ていないかもしれませんが
Yeni elementler keşfetmenin ayrıcalığıdır bu.Taki jest przywilej przy odkrywaniu nowych pierwiastków - możesz nadawać im nazwy.
Yeni elementler keşfetmenin ayrıcalığıdır bu.To je privilegium, pokud objevíte nový prvek.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.A vendarle me je strah privilegijev, udobnosti, pravice do nečesa.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Boję się jednak przywilejów, ułatwień, uprawnień.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Eppure ho paura dei privilegi, delle comodità, dei diritti.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Félek az kiváltságoktól, a kényelemtől, a kivételezettségtől.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Ja, ich habe Angst vor Privilegien, vor Leichtigkeit, vor Berechtigungsanspruch.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.하지만 저에게 특권, 안락함, 그리고 혜택은 두려움의 대상입니다.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Mám strach z takého privilégia pohody, nároku.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Namun saya takut akan keistimewaan, kemudahan, akan hak.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Nhưng tôi sợ đặc quyền đặc lợi, sợ cuộc sống thoải mái, sợ quyền sở hữu.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.No entanto, temo o privilégio, o à-vontade de ter direito a algo.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Nyní se bojím výsady, pohodlí, nároků.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Pourtant, je crains les privilèges, la facilité, la légitimité.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Sin embargo, le temo al privilegio de lo fácil, del derecho.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Şi totuşi îmi este teamă de privilegiu, de uşurinţă, de drepturi deosebite.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Toch ben ik bang voor privilege, gemak, en verworven rechten.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Ακόμα φοβάμαι τα προνόμια, την άνεση, την κυριότητα.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Водночас, я боюся привілеїв, легкості, невиправданих очікувань.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Да, страхувам се от привилегиите, от това всичко да е лесно, от правомощията.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.Но теперь я боюсь привилегий, лёгкости, особых прав.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.ועם זאת אני חוששת מתחושת הפריבילגיה, מקלות החיים, מתחושת ההשתייכות.
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.أنا اخشى الامتياز الذي توفره السهولة في الاستحقاق
Yine de ayrıcalıktan, serbestlikten, yardımdan korkuyorum.安心や権利という恩恵の上に あぐらをかくことを恐れています 何が得られる保証もない
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.10대의 마지막 날을 여기서 보내다니 정말 영광이에요.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.C'est vraiment un honneur et un privilège d'être ici pour passer mon dernier jour d'adolescente.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.Được đứng đây là một vinh dự đối với tôi, trong ngày cuối cùng là một cô bé tuổi teen.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.É realmente uma honra e um privilégio estar aqui a passar o meu último dia de adolescente.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.Es ist wirklich eine große Ehre für mich, meinen letzten Tag als Teenager hier verbringen zu dürfen.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.Este o adevărată onoare și un privilegiu să mă aflu aici, să-mi petrec ultima zi ca adolescent.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.Es un gran honor y un privilegio estar aquí pasando mi último día de adolescente.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.É veramente un onore ed un privilegio essere qui a trascorrere il mio ultimo giorno da teenager.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.Het is echt een eer en een voorrecht om hier te zijn, op mijn laatste dag als tiener.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.Igazán nagy megtiszteltetés és kiváltság, hogy itt lehetek kamaszkorom utolsó napjaiban.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.To zaszczyt spędzać tu ostatni dzień, w którym jestem nastolatką.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.Είναι στα αλήθεια τιμή και προνόμιο να βρίσκομαι εδώ την τελευταία μέρα της εφηβείας μου.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.За мен наистина е чест и привилегия да бъда тук, в последните ми дни като тинейджър.
Yirmi yaşıma basmadan önceki son günümü burada geçirmek gerçekten bir şeref ve bir ayrıcalık.Это большая честь для меня быть здесь, провести с вами последний день моего юношества.