Ana içeriğe geç
Sözlük

ayrıcalı ile cümle

ayrıcalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.수치심 없이는 그 대화를 가질 수 없습니다. 특권을 언급하지 않고는 인종에 대해 말할 수 없기 때문이죠.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Não podemos ter essa conversa sem vergonha, porque não podemos falar sobre raça sem falar de privilégios.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Nejde o tom hovořit beze studu, protože nemůžete mluvit o rase, aniž byste mluvili o výsadách.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Rotupuhe koskee aina etuoikeuksia
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Tega pogovora ne moremo imeti brez sramu, ker ne moreš govoriti o rasi, ne da bi govoril o privilegiranosti.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Не можна говорити на цю тему без сорому, тому що ніхто не може говорити про расу, не торкаючись привілеїв.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.Этот разговор невозможен без стыда, потому что невозможно говорить о расе, не говоря о привилегии.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.הדיאלוג הזה לא יצליח בלי הבושה, כי אי-אפשר לדבר על נושאי גזע מבלי לדבר על זכויות-יתר.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.لا نستطيع أن نبدأ مثل هكذا حوار من دون العار، لأنه لايمكنك الكلام عن العرق من دون الكلام عن الإمتيازات.
Utanç olmadan o konuşmayı yapamazsınız, çünkü ayrıcalık hakkında konuşmadan ırk hakkında konuşamazsınız.特権に触れずに人種問題について話せません 特権のことを話すとすれば
Vay be, ne büyük ayrıcalık!E che previlegio è stato.
Vay be, ne büyük ayrıcalık!Het was me een waar voorrecht.
Vay be, ne büyük ayrıcalık!Nieźle. Co za zaszczyt.
Vay be, ne büyük ayrıcalık!Og sikke et privilegie det har været.
Vay be, ne büyük ayrıcalık!Şi ce mai privilegiu a fost ăsta.
Vay be, ne büyük ayrıcalık!Super! Quel privilège!
Vay be, ne büyük ayrıcalık!Und was für eine Ehre das war.
Vay be, ne büyük ayrıcalık!Y qué privilegio ha sido el mío.
Vay be, ne büyük ayrıcalık!И само каква привилегия беше това.
Vay be, ne büyük ayrıcalık!Ого! Вот это честь!
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Ed io ebbi il privilegio di trovarmi nella capanna quando lei fu riunita a suo padre e si riconciliarono.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.És volt olyan szerencsém, hogy ott voltam a kunyhóban. amikor újra találkozott az apjával és kibékültek.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Et j'ai eu le privilège d"être dans la hutte quand elle fut réunie et réconciliée avec son père.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Iar eu am avut privilegiul de a fi în cabană atunci cand a fost reunită cu tatăl ei şi s-au împăcat.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Ik had het genoegen aanwezig te zijn in de hut toen ze verenigd werd met haar vader en ze zich verzoenden.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Imela sem to srečo, da sem bila v koči, ko sta se oče in hči ponovno srečala.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.제게 이 시간에 그녀의 집에 들어 갈 수 있었다는 것은 특권이었습니다. 그녀의 아버지와의 재회를 직접 볼 수 있었기 때문이죠.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Miałam zaszczyt być wtedy w chacie, kiedy spotkała się z ojcem i pogodziła z nim.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Tôi vinh dự được có mặt trong căn lều khi cô bé và bố đoàn tụ và giảng hòa.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Und ich hatte das Privileg in der Hütte zu sein, als sie ihren Vater wieder traf und sich mit ihm aussöhnte.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Y tuve el privilegio de estar en la choza cuando ella fue reunida con su padre y reconciliada.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.Имах привилегията да бъда в колибата, когато тя се върна при баща си и се сдобриха.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.И у меня была возможность присутствовать в хижине, когда Жаклин мирилась со своим отцом.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.І у мене була можливість бути присутньою в хатині, коли Жаклін мирилася зі своїм батьком.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.והיתה לי הזכות להיות בצריף כאשר היא התאחדה אם אביה והם השלימו.
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.وكان لى شرف الإمتياز أن أكون فى الموقف عندما تصالحت مع والدها وأصبحوا متحدين مرة آخرى
Ve ben de babasıyla yeniden bir araya gelip uzlaştığında kulübede olma ayrıcalığına sahip oldum.居合わせる特権を頂きました そして家に入ると
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.A ja sa cítim byť poctený, že som naň narazil bývajúc na Maledivách.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.E io sono molto fortunato ad averla incontrata, vivendo alle Maldive.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.En ik voel me zeer bevoorrecht hier tegenaan gelopen te zijn, levend op de Malediven.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Je me considère chanceux d'être tombé sur ça en habitant aux Maldives.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Kiváltságos helyzetben érzem magam, hogy belebotlottam Maldív-szigeteki életem során.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.몰디브에 살다가 제가 그 이야기를 발견하게 되어 큰 영광으로 생각합니다.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Og jeg føler mig meget priviligeret over at have fundet den ved at leve i Maldiverne.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Si ma simt foarte privilegiat sa ma fi impiedicat de ea traind in Maldive.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Tunnen oloni etuoikeutetuksi törmättyäni siihen asuessani Malediiveilla.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Und ich fühle mich sehr geehrt, dass ich darüber gestolpert bin, während ich auf den Malediven lebte.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Và tôi thấy đó là một đặc quyền khi được tìm hiểu nó trong lúc sống ở Maldives.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Y me siento muy privilegiado de haberme topado con ella mientras vivo en las Maldivas.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Και νιώθω προνομιούχος που την ανακάλυψα τυχαία ζώντας στις Μαλδίβες.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Мне крупно повезло, поскольку я случайно обнаружил её, живя на Мальдивах.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.Чувствам се много привилегирован, че се натъкнах на него, живеейки на Малдивите.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.ואני חש בר מזל על כך שנתקלתי בה במקרה. בעודי חי במלדיבים.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.وأشعر أنني محظوظ حين وقعت صدفة على قصته أثناء عيشي في الملاديف.
Ve ben kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum Maldivlerde karşıma çıktığı için.とても誇りにも思っています 私が初めてモルジブを訪れた際は
Ve bu ayrıcalıklı kader büyük bir sorumluluğu da getiriyor.E ha compreso che con questa grande fortuna arriva una grande responsabilità.
Ve bu ayrıcalıklı kader büyük bir sorumluluğu da getiriyor.Es wurde ihr bewußt, dass das große Glück auch große Verantwortung mit sich bringt.
Ve bu ayrıcalıklı kader büyük bir sorumluluğu da getiriyor.Et elle s'est rendue compte que, avec cette grande chance vient une grande responsabilité.
Ve bu ayrıcalıklı kader büyük bir sorumluluğu da getiriyor.In spoznala je, da velika sreča prinaša tudi veliko odgovornost.
Ve bu ayrıcalıklı kader büyük bir sorumluluğu da getiriyor.I zrozumiała, iż za tak wielkim szczęściem idzie wielka odpowiedzialność.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod