Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Het is een idee van privilege dat het natuurlijke universum niet deelt.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Încă mai avem un sentiment de privilegiu pe care universul natural nu-l împărtășește.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Je to pocit privilegovanosti, o ktorý sa prirodzený vesmír nedelí.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.그것은 자연적인 우주가 공유하지 않는 특권이라는 인식입니다.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Περιέχουν έννοιες προνομίων που το φυσικό σύμπαν δεν συμμερίζεται.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Они воплощают в себе чувство привилегированности, которое чуждо природе.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.Това е един усет за привилегия, който природната вселена не споделя.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.זוהי תחושת חסינות שהיקום אינו שותף לה.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.فذلك شعور بإمتيازات لا تسمح الطبيعة الكونية بالمشاركة فيها.
Bu, doğal evrenin paylaşmadığı bir ayrıcalık duygusu.ローレン アイズリーはこう言います
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.C'est un vrai plaisir pour moi que d'être venue à cette conférence.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Điều này có ý nghĩa to lớn với tôi rằng tôi được tới hội thảo này.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Es ist eine große Ehre für mich, zu dieser Konferenz kommen zu dürfen.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Este o mare răsplată pentru mine să particip la această conferință.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.É um grande orgulho para mim poder vir a esta conferência.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.E' un grande piacere partecipare a questa 'conference'.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Het is een groot feest voor mij om naar deze conferentie te komen.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Je pre mňa veľkou cťou byť na tejto konferencii.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Je pro mě velké potěšení, že jsem sem mohla přijít.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Merupakan sebuah kejutan besar bagi saya untuk datang ke konferensi ini.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Nagy gyönyörűséget okoz, hogy itt lehetek ezen a konferencián.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.TED에 참석할 수 있다니 큰 영광입니다.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.To prawdziwa przyjemność dla mnie, móc przyjechać na tą konferencję.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Zelo sem vesela sem, da sem lahko sodelovala na tej konferenci.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Ήταν μεγάλο δώρο για μένα το να έρθω σ' αυτό το συνέδριο.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Для меня это большое удовольствие участвовать в этой конференции.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.За мен е голямо удоволствие да бъда на тази конференция.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.Це велике задоволення для мене - взяти участь в цій конференції.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.נהנתי מאוד להשתתף בועידה הזו.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.انها متعه كبيره بالنسبه لي ان احضر هذه المحاضره.
Bu konferansa katılmak benim için büyük bir ayrıcalık.(拍手)
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir. CA:Darle un nuevo valor al privilegio de asumir este desafío.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir. CA:Um novo reconhecimento pelo privilégio de termos assumido este desafio.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Dobbiamo considerare un privilegio il fatto di dover affrontare questa sfida.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Een nieuwe erkenning van het privilege dat we kennen om deze uitdaging aan te gaan.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Egy újfajta megbecsülése annak a kiváltságnak, ami a miénk, ha felvállaljuk ezt a kihívást.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Eine neue Wertschätzung des Privilegs, das wir durch die Annahme dieser Herausforderung besitzen.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.En ny uppskattning för privilegiet vi har, att ta oss an utmaningen.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.우리가 이 도전에 책임을 맡는다는 특권에 새롭게 감사해야 합니다.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Nové zhodnocení pro privilegium, které máme ze závazku provést tuto změnu.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Novo cenjenje privilegija, da se soočamo s tem izzivom.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Nowe docenienie przywileju, który mamy, podejmując to wyzwanie.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.O noua apreciere a privilegiului pe care il avem angajandu-ne in aceasta schimbare.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Penghargaan yang baru atas kelebihan yang kita miliki untuk mengatasi tantangan ini.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Sự trân trọng những quyền lợi mà ta có được khi đón nhận thử thách này.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Une nouvelle appréciation du privilège que nous avons de pouvoir relever ce défi.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Uusi kiitollisuus tästä etuoikeudesta, joka meillä on ryhtyä tähän haasteeseen.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Μια νέα εκτίμηση για το προνόμιο που έχουμε να αναλάβουμε αυτή την πρόκληση.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.Едно ново признание на привилегията, която имаме, да преодолеем това изпитание.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.По-новому оценить привилегию преодоления этого испытания.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.По-новому оцінити привілей подолання цього іспиту.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.הערכה חדשה לגבי הזכות שנפלה לידינו לקחת על עצמנו אתגר זה.
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.تقدير للامتياز الذي ننفرد به إذا تولينا التصدي لهذا التحدي
Bu mücadeleye girişmemizden dolayı edindiğimiz ayrıcalık için yeni bir takdir.私達の特権への新しい理解なのです クリス:アル・ゴアさん、TEDにおいでいただきありがとうございました
Bu ne demek? Bu, Amerika'nın, diğer ülkelerde olmayan bir ayrıcalığa sahip olduğu anlamına geliyor.Τι σημαίνει αυτό; Σημαίνει πως έχει ένα προνόμιο που δεν έχουν άλλες χώρες.
Bunun bir ayrıcalık olduğunu anlamak için.Averne esperienza è un privilegio.
Bunun bir ayrıcalık olduğunu anlamak için. Bill Stone:ビル・ストーン(BS):これはフロリダのワクラ湧水で撮影されました
Bunun bir ayrıcalık olduğunu anlamak için.Das zu erleben, ist ein Privileg.
Bunun bir ayrıcalık olduğunu anlamak için.Dit te ervaren is een voorrecht.
Bunun bir ayrıcalık olduğunu anlamak için.Được trải nghiệm nó là một đặc quyền.