ayrı ile cümle
ayrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom onu ayrıntılı olarak açıklamasına rağmen onu gerçekten anladığımdan hâlâ emin değilim.Even though Tom explained it in detail, I'm still not sure I really understand it.
Tom ayrıca Fransızca mı öğreniyor?Is Tom also studying French?
O buradan ayrıldı.He left from there.
Tom baş ağrısı şikayetiyle işten erken ayrıldı.Tom left work early, complaining of a headache.
Bugünkü gazete olay hakkında daha fazla ayrıntı verir.Today's paper gives further details of the accident.
Tom seyahatleri hakkında ayrıntılı olarak konuşmayı sever.Tom loves to talk about his travels in great detail.
Emily bu sabah Paris'ten ayrılıyor.Emily is leaving Paris this morning.
Onu bir kez daha biraz daha ayrıntılı açıklar mısın?Would you mind explaining that once more in a little more detail?
Tom Mary'nin neden ondan ayrılmak istediğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary wanted to break up with him.
Daha sonra bunun hepsini daha ayrıntılı olarak açıklayacağım.I'm going to explain all this in more detail later.
Ayrılmadan önce senin için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything I can do for you before I leave?
Ben ayrılmadan önce yapacak bir sürü işim var.I've got a lot of work to do before I can leave.
Tom'un bu gece Boston'dan ayrılacağını anlıyorum.I understand that Tom is leaving Boston tonight.
Okuldan ayrılırsan pişman olacağını düşünüyorum.I think you'll regret it if you drop out of school.
Tom Mary'ye Bostondan ayrılacağını söyledi.Tom told Mary he was going to leave Boston.
Tom'un neden erken ayrıldığını bulmaya çalışacağım.I'll try to find out why Tom left early.
Binadan ayrılmam gerekmiyor.I'm not supposed to leave the building.
Tom çok ayrıntılı bir tanım yazdı.Tom wrote a very detailed description.
Tom'un neden ayrıldığını anlamaya çalışıyorum.I'm trying to figure out why Tom left.
Tom, Mary'ye iyi geceler dedi ve ayrıldı.Tom said good night to Mary and left.
Tom, Mary'nin ayrılmış olduğunu fark etmedi bile.Tom didn't even notice Mary had left.
Ayrılma zamanı olduğundan o kadar emin değilim.I'm not so sure it was time to leave.
Gözümün önünden ayrılmana asla izin vermem.I'd never let you out of my sight.
Boston'dan ayrıldığınızı duydum.I thought you were leaving Boston.
Bu öğleden sonra ayrılıyorum.I'm checking out this afternoon.
Tom erken ayrılmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to leave early.
Okuldan ayrılmıyorum.I'm not dropping out of school.
Tom, ayrıca çok iyi bir aşçıdır.Tom is also a very good cook.
Tom ayrıntıları ele alacak.Tom will handle the details.
Tom herkesin ayrılmasını istedi.Tom asked everyone to leave.
Tom olmadan ayrılmıyorum.I'm not leaving without Tom.
Ayrıntılara ihtiyacım olacak.I'm going to need details.
Ayrılmanı isterim.I'd like for you to leave.
Yarın ayrılıyor olacağım.I'll be leaving tomorrow.
Bir hafta içinde ayrılıyorum.I'm leaving in a week.
Ben hemen ayrılacağım.I'll leave right away.
Tom bize ayrılmamızı söyledi.Tom told us to leave.
Tom öğle yemeğinden sonra ayrıldı.Tom left after lunch.
Ayrılmak üzereydim.I was about to leave.
Tom, Boston'dan ayrıldı.Tom has left Boston.
Tom kalkıp ayrıldı.Tom got up and left.
Tom sesizce ayrıldı.Tom left quietly.
Kent, on idari bölgeye ayrılmıştır.The city is divided into ten administrative districts.
Bu konuda daha fazla ayrıntı istiyorsanız, patronuma sormanız gerekecek.If you want more details about that, you'll have to ask my boss.
Onlar ayrı yataklarda uyuyorlar.They sleep in separate beds.
Çok teşekkürler. Ayrıca, gelecekte benden yardım istemeye çekinme.Thank you very much. You should also feel free to ask me for help in the future.
Git ve o ayrılmadan önce ona elveda de.Go and say goodbye to him before he leaves.
Yarın ayrılmak zorundayız.We have to leave tomorrow!
O yarın ayrılabilir.He can leave tomorrow.
O dokuzda ayrılıyor.She is leaving at nine o'clock.
Otelden ayrılmaya karar verdim.I decided to leave the hotel.
Okuldan ayrılmaya karar verdim.I decided to leave the school.
Emily okuldan ayrılmaya karar verdi.Emily decided to leave the school.
Emily okuldan on altı yaşında ayrıldı.Emily left school at sixteen.
Okuldan ayrılmak istiyorum.I want to leave school.
Ayrıca bu biraz ekstra yapmak için bir yoldur.It's a way to make a little extra on the side.
Tom ve Mary evlendikten üç yıl sonra ayrıldı.Tom and Mary split up after being married for three years.
Tom Mary'ye ters ters baktıktı ve sonra odadan ayrıldı.Tom gave Mary a dirty look and then left the room.
Tom, defterindeki bazı ayrıntıları karaladı.Tom scribbled down some details in his notebook.
Tom ve Mary arabaya bindiler ve ayrıldılar.Tom got in the car with Mary and they drove off.