aydınlat ile cümle

aydınlat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Çiçekler odayı aydınlattı.The flowers brightened the room.
Bir fincan kahve kafamı aydınlattı.A cup of coffee cleared my head.
Mumlar odayı aydınlatıyor.The candles made the room bright.
Paris'e Işıklar Şehir denir. Çok sayıda güzel bina geceleri aydınlatılmaktadır.Paris is called the City of Lights. Many beautiful buildings are lit at night.
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.Television enlightens the viewers as well as entertains them.
Oda kırmızı ışıklarla aydınlatıldı.The room was illuminated with red lights.
Meydan parlak ışıklarla aydınlatıldı.The square was illuminated by bright lights.
Güneş ışığı odayı aydınlatıyor.Sunlight brightens the room.
Sahne her iki taraftan aydınlatılmıştı.The stage was lit from both sides.
Ay odayı aydınlattı.The moon lit the room.
Sadece bir şakaydı.Aydınlat!It was just a joke. Lighten up!
Yıldırım gökyüzünü aydınlattı.The lightning lit up the sky.
María, sonbahar gecesini aydınlatan çeyrek ayı bulunan, yıldızlı gökyüzüne baktı.María looked at the starry sky, with a quarter moon that illuminated that autumn night.
Belki beni aydınlatabilirsin.Maybe you could enlighten me.
Yakılan her kitap dünyayı aydınlatır.Every burned book enlightens the world.
Ay, yolu aydınlatıyor.The moon lights the way.
İnsanları aydınlatmak çok kolaydır.Enlightening the people is very easy.
Ben kendimi sınırsızlıkla aydınlatıyorum.I illuminate myself with immensity.
Ayin sırasında binlerce mum kiliseyi aydınlattı.Thousands of candles illuminated the church during the ceremony.
Ay, odayı aydınlatıyor.The moon is lighting the room.
Bir mum odayı aydınlattı.A candle lighted the room.
Karanlık alanları aydınlatmak için bir el feneri kullanırım.I use a flashlight to illuminate dark areas.
Floresan aydınlatmadan nefret ediyorum.I hate fluorescent lighting.
Neden bizi aydınlatmıyorsun?Why don't you enlighten us?
Şehrin bu kısmında aydınlatma yetersiz.The lighting is poor in this part of the city.
Dünya güneş tarafından aydınlatılır.The world is lightened by the sun.
Şu anda aydınlatma var.There's lighting right now.
Oda tek bir mumla aydınlatıldı.The room was lit by a single candle.
Mumlar odayı aydınlattı.The candles lighted the room.
Joseph Goebbels Kamu Aydınlatma ve Propaganda Nazi bakanıydı.Joseph Goebbels was the Nazi minister of Public Enlightenment and Propaganda.
Caddeler parlak bir biçimde aydınlatılmış.The streets are brightly lit.
Mumun ışığı Tom'u aydınlatmaya başladı.Tom stepped into the candlelight.
Polis memuru rozetini aydınlattı.The police officer flashed his badge.
Çeşme çok renkli ışıklarla aydınlatılıyor.The fountain is lit with multi-colored lights.
Oda mumlarla aydınlatıldı.The room was lit by candles.
Klavye arkadan aydınlatmalı.The keyboard is backlit.
Aydınlatma mükemmel.The light is perfect.
Bilgeliğin ışığı yeni ufukları aydınlatmalıdır.The ray of wisdom must enlighten new horizons.
Onların yorumları aydınlatıcıydı.Their comments were illuminating.
Bu aydınlatıcı.This is enlightening.
Aydınlatın, arkadaşlar.Lighten up, guys.
Gün ışığı ortalığı aydınlatır, acılar da ruhu.Sun lights the landscape, pain illuminates the soul.
Müzik hayatımızı aydınlatır.Music brightens our lives.
Elektrik keşfedilmeden önce Noel ağaçları mumlarla aydınlatılırdı.Before electricity was discovered, Christmas trees used to be lit by candles.
Bu gezi çok aydınlatıcı.The trip was very informative.
Bir şimşek çakması aniden karanlık gece manzarasını aydınlattı.A flash of lightning suddenly lit up the dark nocturnal landscape.
Belki biri beni aydınlatabilir.Perhaps somebody can enlighten me.
Tom'un gülümsemesi odayı aydınlattı.Tom's smile lit up the room.
O çok aydınlatıcıydı.That was very enlightening.
O konuyu aydınlatabilir misin?Can you shed light on that?
Eski ofis daha az aydınlatılmıştı.The old office was less illuminated.
Tom aydınlatma anahtarını bulamadı.Tom couldn't find the light switch.
Sami'nin gülümsemesi günümü aydınlatıyor.Sami's smile brightens my day.
Biraz aydınlat.Lighten up a bit.
Sami aydınlatmayı tamir ediyor.Sami is fixing the lighting.
Banyoya spot aydınlatma yaptırdık.We had spotlights installed in the bathroom.
"Kamuoyunu aydınlatıyorum: Hande cidden eskiye mi döndü?"."Kamuoyunu aydınlatıyorum: Hande cidden eskiye mi döndü?".
Batı Kapısı, renkli ışıklarla aydınlatılmış (2005).West Portal, illuminated with colored lights (2005).
1108 ayrıca yeşil arka aydınlatmayı beyaz arka aydınlatma ile değiştirir.The 1108 also replaces the green backlighting with a white backlighting.
Tesla'ya verilen projelerden biri ark lambalı bir sokak aydınlatma sistemi geliştirmekti.One of the projects given to Tesla was to develop an arc lamp-based street lighting system.
İlgili Sayfalar