ayakların ile cümle
ayakların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Benim ayaklarım senin ayaklarından daha küçüktür.My feet are smaller than your feet.
Kediler neredeyse her zaman ayaklarının üzerine düşerler.Cats almost always land on their feet.
Ayakların üşüyor mu?Are your feet cold?
Tom'un ayaklarının her tarafında kabarcıklar vardı.Tom had blisters all over his feet.
Tom'un ayaklarının her tarafı su topladı.Tom had blisters all over his feet.
Tom her gece Mary'nin ayaklarına masaj yapar.Tom massages Mary's feet every night.
Köpek, Tom'un ayaklarının kokusundan hoşlanıyor.The dog likes the smell of Tom's feet.
Tom ayaklarını suyun içine sarkıttı.Tom dangled his feet in the water.
Fadil sessizce arka kapıyı açtı ve ayaklarının ucuna basarak eve girdi.Fadil quietly opened the backdoor and tiptoed into the house.
Tom ayaklarını sürüklüyor.Tom has been dragging his feet.
Ayaklarınızı pedalların üzerinde tutun.Keep your feet on the pedals.
Senin ayaklarının altındaki zemini öpüyorum.I kiss the ground beneath your feet.
Tom'un yeniden ayaklarının üstünde durmasına yardım ettim.I helped Tom get back on his feet.
Senin ayakların büyük.Your feet are big.
Köpek, Tom'un ayaklarında uyuyor.The dog sleeps at Tom's feet.
Ayaklarındaki sıkıntı devam ediyor mu?Are you still having foot problems?
Tom ayaklarını yere koydu.Tom put his feet on the floor.
Akşam yemeğinde masa altından ayaklarınızla oynaşıyor muydunuz?Were you playing footsie with each other at dinner?
Karl aniden ayaklarında yoğun bir ağrı hissetti.Karl suddenly felt intense pain in his feet.
"Stamata Revithi'yi bakıp sadece trajedisini görebildiler, sıra dışı ayaklarını değil.""Looking at Stamata Revithi, they could see only tragedy, not her extraordinary feat."
22:7 Bir Kohen, hizmet etmeden önce ellerini ve ayaklarını yıkamalı Ex.22:7 A Kohen must wash his hands and feet before service — Ex.
25 katılımcıdan sadece beşi ilk ayakta ayaklarının üzerinde kalmayı başardı.Of the 25 participants, only five managed to stay on their feet during the first run.
Yine oturuş sırasında, ayakların birbirine yakın olması gerekmektedir.When sitting, the legs need to be close together.
Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın.Give him a place of honor near you and treat him with due reverence.
Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar."판소리를 세계에 알린 파란 눈의 이방인들" .
Tarantallegra: Kişiyi ayaklarını kontrol edemeyecek hâle getirerek oynamasına sebep olan büyüdür.A vortex opens which will take them to the land with no magic.
Atlayan oyuncular eşeğin üzerine bindikten sonra yıkmak amacıyla sürtünemez, ayaklarını dolayamaz.Anyone who walks over the coals quickly will not have burned feet.
Alt yüzü genellikle krem sarı renktedir ve tüp ayakların ucu kırmızı renklidir.The underside is usually creamy yellow and the tube feet are tipped with red.
Adamın ayaklarının dibinde, yerdeki yaprakları yemekte olan kaplumbağalar vardır.Njegove oči so kot kupi koruze na polju.
Başın açık ve ayakların çıplak olması istenir.There she is prayed for and her legs are washed.
Domuzgillerin her ayaklarında daima 4 parmakları vardır.Chickens normally have 4 toes on each foot.
Ön ayaklarında ikişer, arka ayaklarında ise üçer parmağı bulunur.He has prehensile (grasping) hands, each with three fingers and a thumb.
Ön ayaklarında dört tırnağı vardır.They have four toes on the hind feet.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.When he surrendered the arms, they shot him with a gun and the bullet scratched his eye.
Sonrasında ise kaçmaması için ayaklarına pranga vurulur.He then tried to flee on foot only to be tased.
Ayaklarının çevresinde de Kur'an ve Kur'an sayfaları bulunur.The Qur'an and its interpreters.
Ayaklarında dört parmakları birbirine perde ile bağlıdır.Their feet have webbing between all four toes, as in their relatives.
Sonrasında bir sanatçı olarak kendi ayaklarının üstünde durabilmek için New York’ a taşındı.Then she moved to New York City to work as an actress.
Arka ayaklarının ikinci parmaklarında, orak benzeri pençeleri olan, iki ayaklı bir etoburdu.The former two have the full hand with fingers extended similar to the Red Hand.
Daha dikkatle bakıyorum resme, ayaklarına.I look closer, I look down at their feet.
Kazanırsanız, ayaklarınız yere basmasını engellerler, sizi havaya kaldırırlar.If you win, they don't allow you to stand on the ground - they keep you up in the air.
Bana bir e-mail yollamış:"Eğer bunu ayakların yere basmezken aldıysanHe sent me an email, saying, "If you get this thing off the ground
Ayaklarını tut.Hold her feet.
Ayaklarını tut!Her feet!
Ayaklarına bakarsak onlarda havadaymış gibi.If you look down at their feet, they sort of dangle down a little bit.
Ayaklarına ne oldu?Mmm, but what's wrong with your foot?
Demin ayaklarına bakıyordun.You were just looking at it. Why?
Ayakların üşüyecek.Your feet are going to freeze.
Yani ayaklarınızı çırpmıyorsunuz.So you don't kick.
Kollarında kalmak için, ayaklarına düşmeden.To stand in your arms Without falling to your feet
Ön ayaklarına bir bakın.But watch its front legs.
Bençin bir ucuna bir dambıl yerleştirin ve ayaklarınız yere bassınYour hips should be below the bench with your legs bent and your feet firmly on the floor.
Ayaklarınıza bakın.Look at your feet.
New Yorklular hep ayaklarına bakar.New Yorkers look at their feet.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Just as that woman tried to kiss my feet when we were taking her sons.
Ama yavaşça, önce ellerin ve ayaklarını kıracağım ...sonra karnını deşeceğimBut in the meantime, I'll break your hands and legs ...and let you die slowly
White Rabbit olarak ayaklarını uzun çim hışırdadı tarafından acele korkmuşThe long grass rustled at her feet as the White Rabbit hurried by--the frightened
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.And she felt it coming, because it would shake the earth under her feet.
Ve onlar odadan çıkar çıkmaz o ayaklarının üzerinde, müziğe doğru hareket ettiğini söyledi.And the minute they left the room, she was on her feet, moving to the music.
Kuyruğunu ayaklarının arasına sıkıştırıp, Los Angeles'a geliyor.He's showing up to L.A., tail between his legs.