ayakların ile cümle

ayakların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Kendi ayakların üzerinde duracak kadar yetişkinsin.You are old enough to stand on your own feet.
Ayakkabıların çok küçük olduğu için ayakların şişmiş.Your feet are swollen because your shoes are too small.
Çocuklar ayaklarını yıkadı.The children washed their feet.
Kendi ayakların üzerinde durmak bağımsız olmak anlamına gelir.To stand in your own feet means to be independent.
Ayaklarını yorganına göre uzatmalısın.You should try to live within your means.
Ayaklarınız kirli.Your feet are dirty.
Ayaklarınıza dikkat edin.Watch your toes.
Ayakların tabanları, sıcağa ve soğuğa karşı duyarsızdır.Soles of the feet are insensitive to heat and cold.
At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.The horse rose on its hind legs.
Ayaklarını sürükledi.He dragged his feet.
Onun ayaklarına çöktü.He collapsed at her feet.
Köpeğime doğrularak oturmayı ve arka ayaklarının üstünde durmayı öğrettim.I have taught my dog to sit up and beg.
Yaşlı adam ayaklarını sürüyordu.The old man was plodding along.
Gümüş prangalarla ayaklarını zincirleyelim.Let's shackle your feet with silver fetters.
Odaya ayaklarının ucuna basarak girdi.He entered the room on tiptoes.
Islak olduklarında, ayaklarınız iyi hisseder.Your feet feel good when they are wet.
Tom ayaklarını sehpaya koydu.Tom put his feet up on the coffee table.
Tom rıhtımda ayaklarını suya sarkıtarak oturmayı sever.Tom likes to sit on the dock with his feet dangling in the water.
Tom ayaklarını yıkadı.Tom scrubbed his feet.
O ayaklarının ucuna basarak yürüdü bu yüzden onu hiç kimse duymadı.He tiptoed so no one heard him.
Ayaklarınız ıslanırsa, üşütürsünüz.If your feet get wet, you'll catch a cold.
Ayaklarınız sizi kalbinizin olduğu yere götürecektir.Your feet will lead you to where your heart is.
Onun, ayaklarını masaya koymasına izin verme.Don't let him put his feet on the table.
Tom ayaklarını ıslatmaktan nefret eder.Tom hates to get his feet wet.
Bu sizi ayaklarınızın üzerinde tutar.It keeps you on your toes.
Masanın ayaklarını tamir etti.He repaired the legs of the table.
Tom dışarıda ayaklarını sürüyerek yürüdü.Tom shuffled out.
Ayaklarını kullan.Use your feet.
Ayaklarını sıcak tutmak için kalın çoraplar giymelisin.You need to wear thick socks to keep your feet warm.
Tom'un ayaklarını uyuşmuş hissediyordu.Tom's feet felt numb.
Ayaklarını sil.Wipe your feet.
O, kendi ayaklarına baktı.She stared at her feet.
O ayaklarına baktı.He stared at his feet.
O, ayaklarına baktı.He stared at her feet.
Senin ayaklarını ıslatmaktan korkma.Don't be afraid to get your feet wet.
Benim küçük Pinokyom, benim sevgili küçük Pinokyom! Ayaklarını nasıl yaktın?My little Pinocchio, my dear little Pinocchio! How did you burn your feet?
Kediler baş aşağı bırakılsalar bile her zaman ayaklarının üzerine düşerler.A cat always lands on its feet, even if upside down when dropped.
Tom sinirli şekilde ayaklarını sürüdü.Tom nervously shuffled his feet.
Tom Mary'nin ayaklarına yardım etmek için elini aşağıya doğru uzattı.Tom reached down to assist Mary to her feet.
Tom Mary'nin ayaklarını yerden kesti.Tom swept Mary off her feet.
Sen ayaklarını temizledin.You've cleaned your feet.
Tom ayaklarına baktı.Tom stared at his feet.
Tom ayaklarını sırasının üstüne koydu.Tom put his feet up on his desk.
Tom Mary'nin yeniden ayaklarının üzerinde durmasına yardım etti.Tom helped Mary get back on her feet.
Tom ayaklarını suya sarkıtarak iskelede oturdu.Tom sat on the pier, dangling his feet in the water.
Ethel ağlıyordu; Genç adam kendini onun ayaklarına attı.Ethel was crying; the young man threw himself at her feet.
Ayaklarına giydiğin şey güvenlik kurallarına uymuyor.What you're wearing on your feet don't meet safety guidelines.
İçeri girmeden önce ayaklarınızı silin.Wipe your feet before coming in.
Jérôme ayaklarını tabağın içine koydu.Jérôme put his feet in the dish.
Tom yeniden ayaklarının üzerinde duracak.Tom will be back on his feet soon.
Tom ayaklarını paspasa sildi.Tom wiped his feet on the mat.
Ayaklarının altındaki buz kırılacak.The ice under your feet will break.
Ayaklarını bir battaniye ile ört.Cover your feet with a blanket.
Çok küçük olan ayakkabıları giymek ayaklarınız için zararlı.Wearing shoes that are too small is bad for your feet.
Ayakların çok pis.Your feet are filthy.
Size söyledim, bacaklarınıza ve ayaklarınıza dikkat etmek zorundaydınız.I told you you had to pay attention to your legs and feet.
Onun her zaman elleri ve ayaklarında kan dolaşım ile ilgili problemleri vardı.She has always had problems with the circulation in her hands and feet.
Ayaklarını sürümeyi bırak.Quit dragging your feet.
Ayaklarını suya sarkıttı.She dangled her feet in the water.
Ayaklarınızla karşılaştırıldığında, benim ayaklarım daha küçük.Compared to your feet, my feet are smaller.

İlgili Sayfalar