ayakları ile cümle

ayakları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Mais moi, mes pieds étaient presque disparu; mes pas avait failli glissé.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Ma quanto a me, i miei piedi erano quasi spariti; i miei passi erano pressoché scivolato.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Men för mig var mina fötter nästan borta; mina steg var närapå halkade.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Men som for mig, var mine fødder næsten væk; mine skridt var vel næsten gled.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Mutta minulle, jalkani olivat lähes menneet; askeleeni oli lähes liukastui.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Tetapi aku, kaki saya hampir hilang; langkah-langkah saya sudah hampir tergelincir.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Toda, kot za mene, so bile moje noge skoraj ni več; moji koraki so dobro blizu spodrsnilo.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Tuy nhiên, như đối với tôi, bàn chân của tôi đã gần như biến mất; các bước của tôi đã tốt đêm trượt.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Αλλά όπως και για μένα, τα πόδια μου ήταν σχεδόν φύγει? τα βήματά μου είχε καλά-σχεδόν γλίστρησε.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Але що стосується мене, мої ноги були майже не залишилося; мої кроки були чи не послизнувся.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Но за мен, краката ми бяха почти изчезнали; стъпките ми почти се подхлъзнали.
"Fakat benim için, benim ayaklarım neredeyse gitmiş; benim adım hemen hemen terlik vardı."Но что касается меня, мои ноги были почти не осталось; мои шаги были чуть ли не поскользнулся.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.A gdy było o północy, uląkł się on mąż, a obróciwszy się, ujrzał, a oto, niewiasta leży u nóg jego.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.A když bylo o půl noci, ulekl se muž ten a zchopil se, a aj, žena leží u noh jeho.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.A stalo sa o polnoci, že sa preľakol muž a prihnul sa, aby videl, a hľa, nejaká žena ležala pri jeho nohách.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Au milieu de la nuit, cet homme eut une frayeur; il se pencha, et voici, une femme était couchée à ses pieds.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Da es nun Mitternacht ward, erschrak der Mann und beugte sich vor; und siehe, ein Weib lag zu seinen Füßen.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.In zgodi se opolnoči, da se mož prestraši in se obrne, kajti glej, žena mu leži pri nogah!
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.밤중에 그 사람이 놀라 몸을 돌이켜 본즉 한 여인이 자기 발치에 누웠는지라
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.La miezul nopţii, omul s'a speriat; s'a plecat, şi iată că o femeie era culcată la picioarele lui.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Midt på natten blev mannen opskremt; han bøide sig frem og fikk se at der lå en kvinne ved hans føtter.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Nửa đêm, Bô-ô sợ hãi, nghiêng mình qua, kìa thấy một người nữ nằm tại dưới chơn mình.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Nửa_đêm , Bô - ô sợ_hãi , nghiêng_mình qua , kìa thấy một người nữ nằm tại dưới chơn mình .
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Ora, pela meia-noite, o homem estremeceu, voltou-se, e viu uma mulher deitada aos seus pes.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Puoliyön aikana mies säikähti ja kumartui eteenpäin; ja katso, nainen makasi hänen jalkapohjissaan.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Történt pedig éjfél tájon, hogy felrettent a férfiú, és odafordult. És ímé: asszony fekszik az õ lábainál.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Ved Midnatstide blev Manden opskræmt og bøjede sig frem, og se, da lå der en Kvinde ved hans Fødder.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Vid midnattstiden blev mannen uppskrämd och böjde sig framåt och fick då se en kvinna ligga vid hans fötter.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Και προς το μεσονυκτιον εξεστη ο ανθρωπος και συνεταραχθη και ιδου, γυνη εκοιματο παρα τους ποδας αυτου.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.В полночь он содрогнулся, приподнялся, и вот, у ног его лежит женщина.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.И около среднощ човекът се стресна и обърна; и ето жена лежеше при нозете му.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.ויהי בחצי הלילה ויחרד האיש וילפת והנה אשה שכבת מרגלתיו׃
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.وكان عند انتصاف الليل ان الرجل اضطرب والتفت واذا بامرأة مضطجعة عند رجليه.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.到 了 夜 半 、 那 人 忽 然 驚 醒 、 翻 過 身 來 、 不 料 有 女 子 躺 在 他 的 腳 下
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.到了 夜半 、 那人 忽然 驚醒 、 翻過 身來 、 不料 有 女子 躺在 他 的 腳下
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.A cítila, že prichádza, pretože sa jej triasla zem pod nohami.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Cítila, jak přichází, protože se jí třásla země pod nohama.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Czuła jak się zbliża, bo ziemia trzęsła się pod jej nogami.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Ela sentia-o a vir porque a terra tremia sob os seus pés.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Elle le sentait venir aux tremblements de la terre sous ses pieds.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Érezte, amint közelít, érezte, ahogy rázkódik a föld a talpa alatt.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Hon kände jorden skaka under fötterna.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Hun ville føle det komme, fordi jorden ville ryste under hendes fødder.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Il simtea venind, pentru ca i se zgaltaia pamantul sub picioare.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Ja hän tunsi sen tulevan, koska se sai maan keinumaan hänen jalkojensa alla.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.그럴때는 그녀의 발밑에 있는 땅이 울리는것 같았다고 합니다.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Lo sentiva arrivare, poiché faceva tremare la terra sotto i suoi piedi.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Ruth mereasakannya, karena getaran bumi tempat Ruth berpijak.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Sie fühlte, wenn es kam, denn es würde die Erde unter ihren Füßen zum Beben bringen.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Và bà cảm thấy nó đang đến, vì nó sẽ làm rung chuyển mặt đất dưới chân bà.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Y lo sentía venir, porque hacía que la tierra temblara bajo sus pies.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Και το ένιωθε να 'ρχεται, γιατί κουνιόταν η γη κάτ' απ' τα πόδια της.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Вона його відчувала, тому що під її ногами трусилась земля.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.И она чувствовала это приближение, потому что земля тряслась под её ногами.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Чувствала, че идва, понеже разтърсвал земята под краката й.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.והיא הרגישה שזה מגיע כי זה הרעיד את האדמה מתחת לרגליה.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.وقد شعرت أنه يأتي، لأنه سيهز الأرض تحت أقدامها.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.なすべきことは ただ一つ
Gezgin'in o an ayakları üstüne iniş yapmasını istedik.Chtěli jsme, aby rover dosedl rovnou na nohy.
Gezgin'in o an ayakları üstüne iniş yapmasını istedik.탐사 로봇이 곧바로 다리로 착륙하기를 바랐죠.
İlgili Sayfalar