ayakları ile cümle
ayakları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Aniden zemin ayaklarımın altından kayboluyor gibi görünüyordu.Suddenly the ground seemed to disappear from beneath my feet.
Ayaklarım hep soğuk.My feet are always cold.
Ayakkabılarım ayaklarımı vuruyor.My shoes are chafing my feet.
Onun her zaman elleri ve ayaklarında kan dolaşım ile ilgili problemleri vardı.She has always had problems with the circulation in her hands and feet.
Ayaklarını sürümeyi bırak.Quit dragging your feet.
Onun ayakları su içinde sallanıyordu.Her feet dangled in the water.
Ayaklarını suya sarkıttı.She dangled her feet in the water.
Sadece bir süre burada dinlenelim, ayaklarım o kadar çok ağrıyor ki yürüyemiyorum.Let's just rest here for a little while, my feet are aching so much I can't walk.
Ayaklarınızla karşılaştırıldığında, benim ayaklarım daha küçük.Compared to your feet, my feet are smaller.
Benim ayaklarım senin ayaklarından daha küçüktür.My feet are smaller than your feet.
Kediler neredeyse her zaman ayaklarının üzerine düşerler.Cats almost always land on their feet.
Ayakların üşüyor mu?Are your feet cold?
Ayaklarım gerçekten ağrıyor.My feet really hurt.
Ayaklarıma bakmadım.I didn't look at my feet.
Kum o kadar sıcaktı ki ayaklarımı yaktı.The sand was so hot that it burned our feet.
Ben ayaklarımı yıkadım.I washed my feet.
Ayaklarımın her tarafında kabarcıklar var.I've got blisters all over my feet.
Ayaklarımın her tarafı su topladı.I've got blisters all over my feet.
Tom'un ayaklarının her tarafında kabarcıklar vardı.Tom had blisters all over his feet.
Tom'un ayaklarının her tarafı su topladı.Tom had blisters all over his feet.
Ayaklarım iyi hissediyor.My feet feel good.
Tom ayaklarımı yerden kesti.Tom swept me off my feet.
Her şeyden önce ayakları yere basmayan kızın yanına gidelim.First things first, let's go to the girl with her head in the clouds.
Tom'un ayakları karda battı.Tom's feet sank in the snow.
Tom ayakları yere basan bir aile adamıdır.Tom is a down-to-earth family man.
Tom'un minik ayakları var.Tom has tiny feet.
Onun şeker hastalığı var ve bu yüzden onlar onun ayaklarımı kestiler.She has diabetes and so they chopped off her feet.
Tom her gece Mary'nin ayaklarına masaj yapar.Tom massages Mary's feet every night.
Köpek, Tom'un ayaklarının kokusundan hoşlanıyor.The dog likes the smell of Tom's feet.
Ayaklarıma dokundum.I touched my feet.
Ayaklarıma göz gezdirdim.I glanced down at my feet.
Benim büyük ayaklarım var.I have big feet.
Düz ayaklarım var.I have flat feet.
Ben ayakları içe basanım.I'm pigeon-toed.
Tom ayaklarını suyun içine sarkıttı.Tom dangled his feet in the water.
Fadil sessizce arka kapıyı açtı ve ayaklarının ucuna basarak eve girdi.Fadil quietly opened the backdoor and tiptoed into the house.
Bu benim kedim değil. Benimkinin beyaz ayakları var.This is not my cat. Mine has white feet.
Tom ayaklarını sürüklüyor.Tom has been dragging his feet.
Ayaklarınızı pedalların üzerinde tutun.Keep your feet on the pedals.
Senin ayaklarının altındaki zemini öpüyorum.I kiss the ground beneath your feet.
Ayaklarım ıslandı.My feet got wet.
Çorap giymiyordum, bu yüzden ayaklarım üşüdü.I wasn't wearing socks, so my feet got cold.
Tom'un yeniden ayaklarının üstünde durmasına yardım ettim.I helped Tom get back on his feet.
Ayaklarıma baktım.I looked down at my feet.
Senin ayakların büyük.Your feet are big.
Çorap giymiyorum, bu nedenle ayaklarım soğuk.I'm not wearing socks, so my feet are cold.
Ayaklarım pis kokuyor.My feet stink.
Onun ayaklarıyakları donmuştu.Her feet were frozen.
Ayaklarımda kabarcıklar var.I have blisters on my feet.
Mary sandalyeyi ayaklarıyla kenara itti.Mary pushed the chair away with her feet.
Tom'un ayakları pis kokuyor.Tom's feet stink.
Tom'un küçük ayakları var.Tom has small feet.
Köpek, Tom'un ayaklarında uyuyor.The dog sleeps at Tom's feet.
Ayaklarımızı yıkadık.We washed our feet.
Ayaklarındaki sıkıntı devam ediyor mu?Are you still having foot problems?
Tom ayaklarını yere koydu.Tom put his feet on the floor.
Tom'un elleri ve ayakları bağlıydı.Tom's hands and feet were tied.
Akşam yemeğinde masa altından ayaklarınızla oynaşıyor muydunuz?Were you playing footsie with each other at dinner?
Hapisten çıkınca yeniden ayaklarımın üstünde durmama yardım etti.When I got out of prison, he helped me get back on my feet.
Gunter'in ayakları donmaya başladı.Gunter's feet started to freeze.
İlgili Sayfalar