ayakları ile cümle

ayakları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Lawrence'a göre bu testereler zincirleri kesmek için değil kendi ayaklarını kesmek için gönderilmiştir.Lawrence pochopí, že pily nejsou určeny k přeříznutí řetězů, ale k uříznutí jejich nohou.
Sessiz bir şekilde hortumları ve ayakları ile bu kemikleri inceledikleri gözlemlenir.Často jsou pozorováni, jak v klidu a jemně zkoumají kosti svými choboty a nohama.
Ön ve arka ayakları neredeyse aynı uzunluktadır.Přední a zadní končetiny mají stejnou délku.
Ayaklarım titremeye başladı.Kůže se začne olupovat.
Bu ulvî ruhun sesi gök gürültüleri, ayaklarından çıkan alevler ise şimşekler olarak algılanmaktaydı.Patří sem oheň (svíčka, lampa), v němž září: rozžhavené částice (nejčastěji uhlíku), slabě i žhavé plyny.
Hepsinin elleri, ele benzer ayakları, ileri bakan gözleri vardır.Mají dlouhé ruce, nohy a převážně hnědé (někdy až světle černé) oči.
Kolların, bacakların, ayakların ve karın bölgesinin farklı pozisyonlar aldığı birçok dönüş türü bulunmaktadır.V různých variantách a tradicích, ruce, nohy i trup mohou mít různé pozice.
Umarım koşarken ayaklarınızdan patikleriniz düşer!Spierdalaj, bo ci nogi z dupy powyrywam! - Odpal, nebo ti zpřerážím nohy!
Ayakları iyi gelişmiştir ve arka parmak yere değer.Zadní tlapky mají dobře vyvinuté, mají zakřivené drápy na všech prstech.
Bu sayede kendi ayakları üzerinde durabileceğini görmüştür.A tak se musí postavit na vlastní nohy.
Hatta dalgıçların ayaklarına bile dolanabilirler.Pruhované mohou být také nohy.
Sonrasında bir sanatçı olarak kendi ayaklarının üstünde durabilmek için New York’ a taşındı.Poté se přestěhoval do New Yorku, aby se stal hercem.
O, kendi ayakları üzerinde durup yürüyemez.Dokonce nemůže ani ležet na boku, protože si nemůže opřít chodidla o sebe.
Ben sabah giderdim ve Stuart çoraplı ayaklarıyla kapıyı açardı – tüm gece ayakta kalmıştı.Veneam acolo dimineața și Stuart răspundea la ușă în ciorapi - de parcă ar fi fost treaz toată noaptea.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Che s-a predat după ce a fost rănit la picior iar pușca deteriorată de un glonț.
İlk birkaç gün yeni doğan yavru ayakları üstünde çok dengeli duramaz ve annesinin desteğine gereksinim duyar.În primele câteva zile, nou-născutul este instabil pe picioare și are nevoie de sprijinul mamei sale.
Ayaklarım titremeye başladı.Nu mi-au tremurat genunchii!"
Kartal ayaklarıyla buğday ve üzüm de dahil olmak üzere çeşitli tarım ürünleri tutmaktadır.Picioarele vulturului au între gheare diferite produse agricole inclusiv grâu și struguri.
Postunun altından sadece ayakları görünür.Acesteia i se văd doar picioarele.
Hamerkopun ayakları kısmen perdelidir.Este evident că picioarele lui sunt parțial amputate.
Bacakları kısa olur ve her ayaklarında beş parmakları vardır.Picioarele sunt scurte, cu câte cinci degete la fiecare picior.
Bir gece eve sarhoş dönen anlatıcı, ayaklarına dolanan kediyi uzaklaştırmak ister.Într-o noapte, când a venit acasă beat, el a crezut că pisica îl evită.
Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler.La picioarele muncitorului sunt desenate flori.
Ayakları iyi gelişmiştir ve arka parmak yere değer.Picioarele sunt bine dezvoltate, cele anterioare fiind înzestrate cu spini.
Ayaklarını bir el gibi rahatça kullanır.El își întinde mâinile ca după o muncă grea.
Ayakların arkasındaki tüyler bir miktar daha uzundur.Picioarele posterioare au o lungime mai mare.
Uzuvları uzadı ve ayakları daha kısaldı ve kalınlaştı.Membrele lor au crescut în lungime și labele picioarelor s-au scurtat și s-au lărgit.
Ayakları genellikle renklidir.Picioarele lungi, de obicei de culoare închisă.
İsa Havarilerinin Ayaklarını Yıkamasi , Madrid, Prado Müzesi.Torcătoarele sau Legenda Arachnei de Diego Velázquez, Muzeul Prado, Madrid.
Bu botlar ayaklarını çok sıcak tutar.Picioarele sunt înzestrate cu gheare puternice.
Çocuklar ayaklarını yıkıyorlar.Copiii îşi spală picioarele.
Ayaklarınızın altındaki buz kırılacak.Gheața de sub picioarele voastre se va sparge.
Lindwormların ya ayakları ya da kanatları bulunmaz.A madaraknak nem volt se lábuk se szárnyuk.
Ayaklarım titremeye başladı.A látásom kezdett szürkülni.
Çoğunlukla dört ayakları üstünde hareket ederler.Többnyire négy lábon közlekedik.
Ayakları iyi gelişmiştir ve arka parmak yere değer.A lapocka meredek, a hát és a hátulsó láb jól formált.
Bunun sebebi ise ayaklarının olmamasıdır.Gurul, mert akkor már nincs lába.
Arka ayaklarında ise sadece dördüncü parmağı ile yürürdü.A hátsó lábain csak 4 ujj volt.
Ayakları tüylerle kaplıdır.Lábát pikkelyek borítják.
Ayakları sıçramaya ve tutunmaya elverişlidir.A lábujjai ívesek és zártak.
Bir gece eve sarhoş dönen anlatıcı, ayaklarına dolanan kediyi uzaklaştırmak ister.Egyik este részegen hazatérve a macskát hívta magához.
Kişinin elleri, ayakları, kolları ve bacakları bağlanabilir.Érintheti az arcot, a karokat vagy a lábakat.
Ayakların arkasındaki tüyler bir miktar daha uzundur.A lábak hátsó oldalán is valamivel hosszabb a szőrzet.
Bacakları tıknaz ve ayakları perdelidir.A nyak vastag, a vállak szélesek.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Che antautui haavoituttuaan jalkoihin ja luodin rikottua hänen aseensa.
Takımyıldızında köpeğin ön ayakları konumunda yer alır.Niijen peälle nostaa koira jalan.
Ayaklarında çoğunlukla beş parmakları vardır.Yleensä varpaita on viisi jalkaa kohden.
Dört gün sonra ormanda bir vücut bulundu, elleri ve ayakları yoktu.1906 Saksa – k. ?) oli nainen, jolla ei ollut käsiä eikä jalkoja.
Nebukadnezar rüyasında dört metalden yapılmış bir put görür ve ayakları demir ile kil karışımıdır.Kuningas Nebukadnessar näkee unen patsaasta, jossa on osia neljästä metallista ja savesta.
Ayakları kısa ve güçlüydü.Jalat olivat lyhyet ja vahvat.
Yine oturuş sırasında, ayakların birbirine yakın olması gerekmektedir.Ilmalennon aikana jalat lyödään yhteen.
Ayaklarında dört parmağıda birleştiren perdeler bulunur.Jaloissa on neljä varvasta, joita yhdistää räpylä.
Ön ve arka ayakları neredeyse aynı uzunluktadır.Etu- ja takasiivet ovat lähes samankokoiset.
Ayakları iyi gelişmiştir ve arka parmak yere değer.Sen selkäranka oli voimakas ja jalan luut olivat vahvat painon kannattelemiseksi.
Ayakların arkasındaki tüyler bir miktar daha uzundur.Runko on säkäkorkeutta jonkin verran pidempi.
Tom ayaklarını yıkadı.Tom pesi jalkansa.
Lawrence'a göre bu testereler zincirleri kesmek için değil kendi ayaklarını kesmek için gönderilmiştir.Ο Λόρενς αντιλαμβάνεται ότι τα πριόνια δεν προορίζονται για τις αλυσίδες, αλλά για τα πόδια τους.
Doğu nehri üzerindeki köprünün ana ayakları arasındaki açıklık 486,3 metredir.Το κύριο άνοιγμα της γέφυρας πάνω από τον ποταμό Ιστ είναι 486,3 μέτρα.
Oyuncular, elleri ya da ayaklarıyla pas verebilir.Οι ουρακοτάγκοι μπορούν να κρατούν αντικείμενα με τα χέρια ή τα πόδια τους.
"Stamata Revithi'yi bakıp sadece trajedisini görebildiler, sıra dışı ayaklarını değil."«Βλέποντας τη Σταμάτα Ρεβίθη, μπόρεσαν να διακρίνουν μόνο την τραγωδία · όχι το ασυνήθιστο κατόρθωμά της.»
İlgili Sayfalar