ayakkabılar ile cümle

ayakkabılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Tuvalete gittiğimde ayakta işiyormuş gibi görünmek için kabinde ayakkabılarımı ters çevirirdim.Коли я ходила в туалет, я розвертала взуття в кабінці так, щоб здавалося, ніби я пісяю стоячи.
Tuvalete gittiğimde ayakta işiyormuş gibi görünmek için kabinde ayakkabılarımı ters çevirirdim.כשהייתי הולכת לשירותים, הייתי מסובבת את הנעליים בתא כדי שייראה כאילו אני משתינה בעמידה.
Tuvalete gittiğimde ayakta işiyormuş gibi görünmek için kabinde ayakkabılarımı ters çevirirdim.عندما كنت أذهب للمرحاض، كنت أضع حذائي مقلوبا للداخل في الحجرة حتى تبدوا كأني أتبول وأنا واقفة
Tuvalete gittiğimde ayakta işiyormuş gibi görünmek için kabinde ayakkabılarımı ters çevirirdim.立って使っているように見せました お泊り会では 女の子たちに
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Chị sẽ luôn cầu đôi giày này sẽ đưa em tới những nơi tốt mà không bị ngã
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Ich hoffe, dass dich diese Schuhe zu ganz besonderen Orten tragen werden.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Imádkozni fogok, hogy ezek a cipők a legjobb helyre vigyenek téged, hiba nélkül.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Jag hoppas att dessa skor tar dig till underbara platser utan misslyckande.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Je prierai pour qu'elles t'amènent vers de magnifiques endroits sans encombres.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Modlím sa, aby ťa tieto topánky doviedli na skvelé miesta bez jediného pádu.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Modlím se, aby tě tyhle boty zaručeně dovedly na skvělé místo.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.O sa ma rog ca acesti pantofi sa te duca in locuri minunate.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Rukoilen, että nuo kengät vievät sinut hienoihin pakkoihin ilman epäonnistumisia.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Saya berharap sepatu ini bisa membawamu ke tempat yang bagus tanpa gagal.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Ti auguro che queste scarpe ti portino in bei posti senza alcuna caduta.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Upam, da te bodo ti čevlji ponesli v čudovite kraje.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Θα προσεύχομαι αυτά τα παπούτσια να σε πάνε σε υπέροχα μέρη.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.Я желаю тебе, чтобы эти туфельки привели тебя в замечательные места без единого падения.
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.אני אתפלל כדי שהנעליים האלה יקחו אותךלמקומות הכי יפים בלי שתיפלי
Umarım bu ayakkabılar seni güzel yerlere götürürler.سأدعو أن يأخذك هذا الحذاء إلى أماكن جيده بدون فشل!
Üzerimde hastane önlüğü vardı. Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Miałam na sobie szpitalny fartuch i tenisówki, które ktoś mi oddał.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.E dopo aver comprato le scarpe, il commesso ci disse che potevamo portare a casa entrambi un palloncino.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Khi mua xong giầy, người bán hàng nói chúng tôi mỗi người có thể lấy một trái bóng bay.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Kiedy już płaciliśmy, sprzedawca chciał nam dać po balonie.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.신발을 다 사고, 점원이 우리에게 집에 가져갈 풍선을 하나씩 고르라고 했습니다.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Miután megvettük a cipőinket, az eladó azt mondta, hogy mindketten kaphatunk egy lufit.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Mon frère voulait un ballon rouge et moi un ballon rose.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Na konci nákupu topánok, obchodník povedal, že každý z nás si môže domov zobrať balón.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Și după ce am terminat cumpărăturile vânzătorul ne-a spus că putem alege câte un balon să-l luăm acasă.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Toen ik ongeveer zes was, ging ik met mijn moeder en broer naar een schoenenwinkel.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Y, tras comprar, el vendedor nos dijo que podíamos llevarnos un globo.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Zum Ende unseres Einkaufs sagte der Schuhverkäufer, dass wir uns jeweils einen Luftballon aussuchen dürften.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Αφού τελειώσαμε τα ψώνια μας, ο πωλητής μας είπε ότι μπορούσαμε να πάρουμε ο καθένας από ένα μπαλόνι.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.Коли ми вже купили взуття, продавець сказав, що ми з братом можемо обрати собі повітряну кульку.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.ואחרי שקנינו נעליים, הזבן אמר שאנו יכולים לקבל בלונים.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.وفي نهاية شرائنا لأحذيتنا، قال لنا البائع أنه يمكننا أخذ بالونات معنا إلى المنزل.
Ve ayakkabılarımızı aldıktan sonra, satıcı eve götürmek için ikimizin de birer balon alabileceğini söyledi.お店の人が風船をくれると言いました 弟は赤い風船を 私はピンクの風船を希望しました
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Alguém tinha-me dado um par de ténis.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Alguien me había donado unos tenis.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.A niekto mi daroval tenisky.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Dan seseorang menyumbangkan sepatu tenis untuk saya.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Egy pár teniszcipőt adományoztak nekem.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.E qualcuno mi aveva donato delle scarpe da tennis.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Iar cineva îmi donase nişte tenişi.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Iemand had me tennisschoenen gegeven.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.누군가 기부한 운동화를 신고 있었어요.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Og nogen havde doneret nogle sportssko til mig.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Quelqu'un m'avait fais don d'une paire de tennis.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Und irgendwer hatte mir Tennisschuhe gespendet.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Và ai đó tặng cho tôi đôi giày tennis.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Και κάποιος μου χάρισε παπούτσια του τένις.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.И кто-то отдал мне свои кроссовки.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Някой ми подари обувки за тенис.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.Хтось пожертвував для мене кросівки.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.מישהו תרם לי נעלי טניס,
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.وتبرع أحدهم لي بحذاء التنس.
Ve ayaklarımda da birisinin verdiği tenis ayakkabıları vardı.片手には白い杖を持ち、もう片方には
Ve koordine oldukları Bu ayakkabılar.Je tu bublina a v podstatě jedna skupina ustoupí a všechno je vyřešené.
Ve kuşlar ayakları ufak kumaş ayakkabılarla kaplanmış şekilde getiriliyorlardı.Also kam das Geflügel, deren Füße durch kleine Stofffetzen gebunden waren.
Ve kuşlar ayakları ufak kumaş ayakkabılarla kaplanmış şekilde getiriliyorlardı.De vogels kwamen binnen met hun poten beschermd door kleine canvas schoentjes.

İlgili Sayfalar