ayakkabılar ile cümle

ayakkabılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Het hele bedrijf heeft zo'n 10.000 werknemers. Ze maken schoenen voor de eigen markt.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,회사 전체로는 만 명 정도의 직원이 있고 그들은 내수용 신발을 만듭니다.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,La compagnie en compte 10 000 au total, et ils produisent des chaussures pour le marché intérieur.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,La misma compañía tiene unos 10,000 empleados y están haciendo zapatos nacionales.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,L'azienda intera ha circa 10.000 impiegati e produce scarpe per il consumo nazionale.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,W firmie zatrudnionych jest około 10 000 ludzi, którzy robią buty na rynek lokalny.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Всего в компании примерно 10 000 сотрудников. Это китайский производитель обуви.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,Самата фирма има около 10 000 служители, и те изработват местни обувки.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,לחברה עצמה היו כ- 10,000 עובדים, והם מייצרים נעליים לשוק המקומי.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,الشركة نفسها لديها حوالي 10000 موظف ، ويصنعون أحذية للسكان المحليين.
Fabrikanin 10,000 tane calisani var, ve yerli ayakkabilari yapiyorlar,国内用に靴を製造しています 海外企業に立ち入ることはとても困難でした
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Aber diese Schuhe hatten runde Nylon-Schnürsenkel, und sie gingen mir immer wieder auf.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Ale buty te miały grube nylonowe sznurówki, i cały czas się rozwiązywały.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Ale k těm botám jsem dostal kulaté nylonové tkaničky a nedokázal jsme je udržet zavázané.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Ale šnúrky boli guľaté a nylonové, a hlavne sa mi ich nepodarilo udržať zaviazané.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Ám a cipőhöz kerek, nejlon cipőfűző járt, és nem tudtam bekötve tartani.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Die schoenen hadden nylon veters, en ik kon ze niet gestrikt houden.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.그 신발은 동그란 나일론 끈이 있었고, 그 끈은 계속 플어 졌습니다.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Mais ces chaussures avaient des lacets de nylon ronds, et je n'arrivais pas à les garder attachés.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Ma quelle scarpe avevano stringhe di nylon arrotondate, e io non riuscivo a tenerle allacciate.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Mas esses sapatos vinham com atacadores redondos de nylon, e não conseguia mantê-los apertados.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Men de sko havde runde nylon snørebånd, og jeg kunne ikke få dem til at holde.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Men dessa skor kom med runda nylonsnören, och jag kunde inte hålla dem knutna.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Namun sepatu itu memiliki tali nilon bulat, dan ikatannya sering lepas.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Nhưng đôi giày đó lại đi kèm với những chiếc dây nylon tròn, và tôi không thể buộc được.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Pantofii aveau şireturi rotunde de nailon şi nu stăteau legate.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Pero esos zapatos vinieron con cordones de nylon redondo, y no podía mantenerlos atados.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Ti čevlji so imeli najlonske vezalke, ki so se kar naprej odvezovale.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Αλλά αυτά τα παπούτσια είχαν στρογγυλά πλαστικά κορδόνια, και δεν μπορούσα να τα κρατήσω δεμένα.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.І в цих черевиках були круглі нейлонові шнурівки, які я не міг надійно зав'язати.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.Но у них были нейлоновые шнурки, которые постоянно развязывались.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.אבל לנעליים האלה היו שרוכי ניילון עגולים, ולא הצלחתי לקשור אותם כך שלא יפתחו.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.ولكن هذا الحذاء اتى معه اربطة دائرية من النايلون، ولم استطع ان ابقيهم مربوطة.
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.すぐに解けてしまうんです 店員に言いました
Fakat bu ayakkabılar kalın naylon bacıklarla gelmişti, onları bağlayamadım.綁住尼龙鞋带, 但我唔识点绑。
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.Cuando visite una casa de finlandeses, quítese los zapatos o pregunte si puede dejárselos puestos.
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.Kun käyt suomalaisessa kodissa, ota kengät pois jalasta tai kysy, voitko käyttää kenkiä.
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.När du besöker ett finländskt hem, ta av dig skorna eller fråga om du kan ha dem på.
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.Придя в дом к финнам, разуйтесь или спросите у хозяев, можете ли вы не снимать обувь.
Finli birinin evine girerken ayakkabılarınız çıkarın ya da ayakkabı ile girip giremeyeceğinizi sorun.عندما تدخل البيوت الفنلندية، اخلع حذاءك من رجلك أو اسأل ما إذا كان بإمكانك الدخول بالحذاء.
Gazze çevresinde sürekli kurumuş ayakkabılar buluyorum.Esto es lo que un drone le hizo a su coche.
Gazze çevresinde sürekli kurumuş ayakkabılar buluyorum.No dejo de encontrarme zapatos chamuscados en Gaza.
George Bush'a atılan ayakkabılardı onlar.조지 부시 대통령에게 던져진 것입니다
George Bush'a atılan ayakkabılardı onlar.la o conferință de presă din Irak acum câțiva ani.
George Bush'a atılan ayakkabılardı onlar.במסיבת העיתונאים העיראקית לפני מספר שנים.
George Bush'a atılan ayakkabılardı onlar.في مؤتمر صحفي في دولة العراق منذ عدة سنوات
George Bush'a atılan ayakkabılardı onlar.(拍手)
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Các cô giáo mặc những bộ váy xinh đẹp, mang giày cao gót.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.De hade fina klänningar, högklackade skor.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Elles portaient de jolies robes, des chaussures à talons.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Indossavano bei vestiti, scarpe con i tacchi.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.그들은 좋은 옷를 입고, 하이힐을 신었죠.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Majú pekné šaty a topánky s vysokými podpätkami.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Nosiły ładne sukienki i buty na wysokim obcasie.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Nosily pěkné šaty a boty na podpatku.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Pakaian mereka bagus-bagus, dan mereka mengenakan sepatu hak tinggi.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Siempre usaban lindos vestidos, zapatos con tacón.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Sie tragen schöne Kleider, hohe Schuhe.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Tinham vestidos bonitos, sapatos de salto alto.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.Ze hadden mooie jurken en schoenen met hoge hakken.

İlgili Sayfalar