ayakkabılar ile cümle

ayakkabılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Yom Kippur'da, özellikle de Kal Nidre esnasında beyaz kıyafet ve deri olmayan ayakkabılar giyilmesi adettir.È abitudine vestirsi di bianco per Yom Kippur, soprattutto al Kol Nidre, e non si portano scarpe di cuoio.
Ayrıca koltuk döşemelerinde, çanta ve ayakkabılarda kullanılan suni deri de poliüretandır.Poi, col tempo, borse e valigie sono realizzate in pelle.
Sonic koşarken zemin üstünde uçarcasına gitmesine izin veren anti-yerçekimli spor ayakkabılar giyer.Possiede delle scarpe da ginnastica anti-gravità che gli permettono di librarsi sul terreno durante la corsa.
Onlarda bir hayır olsa bile Almanların ayakkabıları onların başkentini çiğneyip geçmiştir."Se fosse rimasto ferito, i sentimenti del popolo tedesco nei suoi confronti sarebbero radicalmente cambiati.».
Şu ayakkabılar bu beyaz etekle iyi gider.Те туфли подходят к этой белой юбке.
Bunlar benim ayakkabılarım ve şunlar seninkiler.Эти туфли мои, а те твои.
Biri yanlışlıkla benim ayakkabılarımı aldı.Кто-то по ошибке взял мои туфли.
Benim ayakkabılar yıpranmış.Моя обувь изношена.
Derhal ayakkabılarımı giydim.Я сразу же обулся.
Bu ayakkabılar Tom'a aittir.Эта обувь принадлежит Тому.
Bu ayakkabılar Tom'unki.Эта обувь принадлежит Тому.
O, ayakkabılara çok para harcar.Она тратит много денег на туфли.
Ben ayakkabılarımı çıkardım.Я снял свою обувь.
Eve girmeden önce ayakkabılarımızı çıkarmalıyız.Нам нужно разуться перед тем, как зайти в дом?
Kazandığım para Mary'nin ayakkabılarına ve taytına yetmiyor.Денег, которые я зарабатываю, не хватает Мэри на обувь и колготки.
İçeriye girmeden önce ayakkabılarımızı çıkartmak zorundayız.Нам придётся разуться, перед тем как войти.
Tom'a ayakkabılarını çıkarmasını söyledim.Я сказал Тому разуться.
Tom ayakkabılarını çıkardı, çantasına koydu ve camiye girdi.Том снял обувь, положил её в рюкзак и зашёл в мечеть.
Bu ayakkabıların genelde moc toe (makosen gibi) tarzı yapıları vardır.Зачастую такая обувь имеет вообще плоскую подошву.
Çok büyük bir ayrıcalık olarak düşündüğü için Messalina'ya onun ayakkabılarını çıkarmak için yalvarıyordu.За его поддержку Мессалина дозволила ему заботиться о её обуви.
Bu durum, 1915 yılında tenis için atletik ayakkabılar üretmeye başlanıncaya kadar devam etmiştir.К 1915 году фабрика набирает популярность и начинает производить обувь для тенниса.
Platform ayakkabıların tarihi oldukça eskiye dayanır.Политическое единство на архипелаге наступило достаточно поздно.
Ayakkabıların etrafı ve içi kuru otlarla kaplanarak, sıcak çorap işlevi görmüştür.Такую обувь носили дома или ходили в ней в жаркую погоду.
Hakan Demir: 4 yıldır bana çaldığın bütün şarkılarına ve o güzel ayakkabılarına.ليلتحق بدكان الموسيقار عبد العزيز جميل الذي علمه لأربع سنوات العزف على آلتي العود والكمنجة.
19. yüzyılda kadın ayakkabıları saten ya da kadifedendi ve topuksuzdu.في القرن السادس عشر كانت رقبة القميص ونهاية الأكمام مزخرفة أو مطرزة أو مزركشة .
Ayakkabıları yoktu, başlıklı uzun bir yağmurlukları olurdu.ولا يوجد أحذية وكان يوجد معاطف طويلة ذو قبعة.
Dansçılar, bu dansa özel ayakkabılar giyerler.في هذه الرقصات ، الراقصين يرتدون الملابس الفخمة.
Ayakkabı, vurulduğu ülkede Sivil ayakkabılara benzer görünümü Gidermek için olabilir.وفي كثير من الأحيان يمكن أن تقطع الأحذية لتظهر مثل الأحذية المدنية في البلاد حيث يهبط أفراد الطاقم إذا أسقطت.
Ayakkabılar nerede?أين الأحذية؟
Ayakkabılarını nerede bıraktın?أين تركت حذاءك؟
O ayakkabılar bu takım elbiseyle gitmez.هذا الحذاء لا يليق بهذه الألبسة
Hollanda polisinin camilere girerken ayakkabılarını çıkarttıkları gösterilir.Policiais holandeses são mostrados tirando os sapatos antes de entrarem em uma mesquita.
Öğrenciler ayakkabılarını boyuyorlardı.Eu estourava os meus sapatos.
Dansçılar, bu dansa özel ayakkabılar giyerler.Nesta dança, patrão e dançarinos usam trajes especiais.
Bu ayakkabıların numarası nedir?Qual o tamanho desses sapatos?
Şirketin dönüm noktası, 1917'de Converse All-Star basketbol ayakkabıları üretilince gerçekleşti.Het keerpunt van het bedrijf was in 1917 toen de Converse All-Star basketbalschoen werd geïntroduceerd.
Giydikleri ağır demirdöküm ayakkabılar ve taşıdıkları ağır mızraklara rağmen çok hızlı hareket edebilirler.Een red cap is, ondanks zijn zware ijzeren pieken en schoenen, erg snel.
Daha sonra 1968 yılında şirket, spor ayakkabıları üretimi ve dağıtımı konusunda uzmanlaşmıştır.Vanaf 1968 specialiseerde het bedrijf zich in het maken van sportschoenen.
Sezar MÖ 85 yılında bir sabah ayakkabılarını giyerken görünürde bir sebep olmaksızın aniden ölmüştür.Caesar stierf plotseling op een morgen in 85 v.Chr. te Rome, terwijl hij zijn schoenen aan het aandoen was.
Ondan kurtulmak için de ayakkabıları, giysileri ters giymek gerekir.Om hun voeten niet te laten bevriezen, moesten ze hun schoenen 's nachts uitdoen.
Daha sonraki tarihlerde ayakkabılara yüksek mantar topuklar eklendi.Daarna kwamen schoenen met zeer hoge hakken in de mode.
Çoğu zaman damatlar ayakkabılarını yanlarına alır.Onpaar heeft vaak betrekking op schoenen.
Yayıncısının ofisine kuyruklu ceket ve parlak deriden dans ayakkabıları ile giderdi.Bij zijn uitgever verscheen hij in een jacquet en lakleren schoenen.
1948 Michael Powell filmi The Red Shoes "Kırmızı Ayakkabılar" değil Kırmızı pabuçlar olarak anılmalıdır.Het nummer The Red Shoes was gebaseerd op de film The Red Shoes uit 1948.
Hangi ayakkabıları giyeceksin?Welke schoenen trek je aan?
Bu ayakkabılar benim.Deze schoenen zijn van mij.
Ayakkabıları pencereden attım.Ik gooide de schoenen uit het raam.
Ayakkabılarınızı giyer misiniz, gidiyoruz!Willen jullie je schoenen aandoen, we gaan!
İçeri girer, ayakkabılarımı çıkarır ve televizyonun başına geçerdim.Ik ging naar binnen, trok mijn schoenen uit en plofte voor de televisie neer.
Geçmişten günümüze ürettikleri ayakkabılar sergilenir.Buty zdejmuj, co po chwili się stało.
Başlangıçta, ayakkabılar birer halde elle imal edilmekteydi.SarniZleb: Na początku rysowałem buty.
Daha sonra 1968 yılında şirket, spor ayakkabıları üretimi ve dağıtımı konusunda uzmanlaşmıştır.Od momentu założone w 1963 roku firma koncentruje się na produkcji odzieży sportowej i obuwia.
Pehlivanlar soyunmazlar; yalnız ceketlerini ve ayakkabılarını çıkarırlar.W zamian prosi jedynie o jego kożuch i buty.
4. İznikçi: Ayakkabıları düzenler.Jerzy Osiatyński: Buty nie kupują butów. .
Ayakkabıları kırmızı deriden yemeni idi.Ptak zrzucił jej czerwone buty.
Air Melo, NBA yıldızı olan Carmelo Anthony'nin imzalı ayakkabılarıdır.Jest żoną gwiazdy NBA Carmelo Anthonego.
Bu ayakkabıların genelde moc toe (makosen gibi) tarzı yapıları vardır.Obuwie takie zapewnia również dobrą przyczepność na macie.
Ayakkabıları yoktu, başlıklı uzun bir yağmurlukları olurdu.W ochronie przed deszczem nosili kurtki z dużymi prostokątnymi kapturami.
Ayakkabılarını çıkarmana gerek yok.Nie musisz zdejmować butów.
Yeni ayakkabıların mı var?Masz nowe buty?

İlgili Sayfalar