ayakkabıları ile cümle

ayakkabıları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Ayakkabılarınızı giyin.Tag jeres sko på.
Budist tapınaklarına girmeden önce ayakkabıları çıkartmak gerekmektedir.Man tar av seg skoene før man går inn i et tempel.
Ayakkabılarda ve çizmelerde hâlâ bez kullanılıyordu, ama ayakkabıların burunları bazen deriden yapılıyordu.Knebuksene, ullstrømpene og ankelskoene ble beholdt, men etterhvert ble knebuksene trangere.
Ayakkabıları hâlâ ABD'nin Alton Sanat ve Tarih Müzesi dahil çeşitli bölgelerinde sergileniyor.Sepatunya masih berada di beberapa tempat di Amerika Serikat, termasuk Museum sejarah dan seni Alton.
Jesse Owens Adi'nin ayakkabılarını giydiği sürece toplam 4 altın madalya kazandı.Jesse Owens đã thắng 4 huy chương vàng trong năm mà anh mang giày của Adi.
Bu ayakkabıların genelde moc toe (makosen gibi) tarzı yapıları vardır.Nếu họ mang giày, thường là giày cao gót.
Nike Air Max, tür olarak 1987 yılında, Nike tarafından üretilen ayakkabıların bir markasıdır.Nike Air Max là một dòng sản phẩm giày lần đầu tiên được phát hành bởi công ty Nike, Inc vào năm 1987.
Sezar MÖ 85 yılında bir sabah ayakkabılarını giyerken görünürde bir sebep olmaksızın aniden ölmüştür.Caesar qua đời đột ngột năm 85 TCN ở Roma, khi đang mang giầy vào buổi sáng.
Ayakkabıları ona promosyon ve reklamcılık için ücretsiz verilirdi.Vào đêm khai trương họ đã phát bánh pizza miễn phí để khuyến khích và quảng cáo.
4. İznikçi: Ayakkabıları düzenler.Vol 9: Đôi giày vải.
Müslüman mahallesine girdiklerinde ayakkabılarını çıkarmaları gerekmekteydi.Khi vào chùa phải cởi giày dép.
Ayakkabıları da merkeb derisinden idi."Giày cổ cao che kín vùng mắt cá chân.
Lono bu aralar yeni ayakkabılarıyla uğraşan çok sert ama aslında iyi bir adamdır.Shizuo mặc dù rất nóng nảy, trẻ con nhưng thực ra là một người tốt.
Jesse Owens Adi'nin ayakkabılarını giydiği sürece toplam 4 altın madalya kazandı.アディのシューズを履いたオーウェンスは4つの金メダルを獲得した。
2017 yılında, Vaude Grubu, tırmanış ayakkabıları ve diğer tırmanış kıyafetleri üreten Red Chili'yi devraldı.2017年には登山靴・服メーカーのRed Chiliを傘下に収めた。
Sezar MÖ 85 yılında bir sabah ayakkabılarını giyerken görünürde bir sebep olmaksızın aniden ölmüştür.紀元前85年のある朝、大カエサルはローマで靴を履いている最中に急死した。
Ayakkabıları kırmızı deriden yemeni idi.靴は赤いサテンのハイヒール。
Kadın ayakkabıları erkek ayakkabılarının modasını izledi.靴は男子は黒色の紳士靴。
Filmde, okula giden iki kardeş ayakkabılarını değişerek giymek zorunda kalırlar.ただし、学校内では運動靴に履き替え可。
Üretilen ayakkabıların niteliğini lonca denetlerdi.靴の生産で知られる。
Budist tapınaklarına girmeden önce ayakkabıları çıkartmak gerekmektedir.訪客在入寺前必須把自己的鞋子脫掉。
Ayakkabı sorunu ayakkabıları sanat odasından boya kullanarak siyaha boyayarak karara bağlanır.為了解決鞋子的問題,他在美術教室把鞋子漆成黑色。
Ulusal Basketbol Ligi (NBA) ilk zamanlarda ününü artıran bu ayakkabıların maçlarda giyilmesini yasaklamıştır.后来国际泳联禁止了运动员在比赛中身着此类泳衣。
Nike Air Max, tür olarak 1987 yılında, Nike tarafından üretilen ayakkabıların bir markasıdır.Nike Air Max是美國體育用品公司Nike在1987年開始生產銷售的系列鞋類。
Alaska Atabaskları kışın çok yaygın biçimde kar ayakkabılarını kullanarak yaya yürür ve seyahat ederler.遠足及跑步的人们会穿上雪鞋以在冬季继续活动。
Hollanda polisinin camilere girerken ayakkabılarını çıkarttıkları gösterilir.일본인들은 집에 들어갈 때 항상 신발을 벗는다.
Çoğu zaman damatlar ayakkabılarını yanlarına alır.흔히 저격수들이 이 옷을 입는다.
Çoğu zaman damatlar ayakkabılarını yanlarına alır.רוב הזמן, אקדוחנים היו מסתירים את האקדחים שלהם בכיסים שלהם.
Ayakkabıları 1980’li yıllarda her iki cinsiyet tarafından da giyilmekteydi.В Боливия през 1920-те е носена и от жени.
Sarı çorapları ve kırmızı ayakkabıları vardır.Бели шорти и червени чорапи.
Pehlivanlar soyunmazlar; yalnız ceketlerini ve ayakkabılarını çıkarırlar.Cure dolaze, ali Crveni Kaput ne.
Budist tapınaklarına girmeden önce ayakkabıları çıkartmak gerekmektedir.Prieš įeinant į budistų šventyklą būtina nusiauti batus.
Ayakkabıları kırmızı deriden yemeni idi.Geltonos žiotys nubarstytos raudonų dėmelių.
Le Coq Sportif sponsorudur ve onların basketbol ayakkabılarını giymektedir.Tai vienintelis kikbokso stilius, kuriame sportininkai dėvi batus.
Ayakkabıları almadan önce onları denemelisin.Prieš pirkdamas batus, turi juos pasimatuoti.
Leicester makina endüstrisi, fabrika ayakkabılari yapımı ve çorap üretiminde en ileri sanayi şehir oldu.Linn on tuntud sukatööstuse ja sukkade valmistamise masinate tööstuse keskusena.
Adam: Ayakkabıları al. Ayakkabıları al.신발을 들어주세요, 신발을.
Adam: Ayakkabıları al. Ayakkabıları al.איש: קח את הנעליים. קח את הנעליים.
Adam: Ayakkabıları al. Ayakkabıları al.رجل: خذ الاحذية. خذ الاحذية.
Adam: Ayakkabıları al.Fogd a cipőket.
Adam: Ayakkabıları al.Los zapatos.
Adam: Ayakkabıları al.Mężczyzna:
Adam: Ayakkabıları al.Prendi le scarpe.
Adam: Ayakkabıları al.Надень ботинки.
Ama belki kayağınız yok, sadece kar ayakkabılarınız var...하지만 당신이 설화밖에 신지 않았다면
Ama belki kayağınız yok, sadece kar ayakkabılarınız var...ولكن ان كنت تملك فحسب أحذية خاصة للثلج
Ama belki kayağınız yok, sadece kar ayakkabılarınız var...雪の「ヒッグス場」に沈んでしまいます
Askerlerini al! Ayakkabıların nerede?- Где твои ботинки?
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Az Auschwitzba tartó vonaton voltunk, amikor lenéztem, és láttam, hogy hiányzik az öcsém egyik cipője."
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Boli sme vo vlaku, idúc do Auschwitzu, a ja som sa pozrela dole a videla som, že môj brat nemal topánky.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Eram în trenul care ducea la Auschwitz şi mi-am coborât privirea şi am văzut că fratele meu nu avea pantofi.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Eravamo sul treno per Auschwitz e ho notato che mio fratello non aveva le scarpe.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Íbamos en el tren rumbo a Auschwitz y miré hacia abajo y vi que a mi hermano le faltaban los zapatos.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Jechaliśmy pociągiem do obozu. Zobaczyłam, że brat zgubił buty.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Kami di atas kereta ke Auschwitz dan aku melihat ke bawah dan melihat sepatu adikku hilang.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Khi đang trên tàu tới Auschwitz, tôi nhìn xuống và thấy giày của thằng nhỏ đã bị mất.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."아우슈비츠로 가는 기차 안에서 동생이 신발을 잃어버린 걸 알게 됐어요.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Nous étions dans le train pour Auschwitz et j'ai vu que mon frère avait perdu ses chaussures.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Ve vlaku do Osvětimi jsem se podívala dolů a všimla jsem si, že bratr nemá boty.
"Auschwitz'e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm."Vi var i toget til Auschwitz og jeg så ned og opdagede at min brors sko var væk.

İlgili Sayfalar