O ayakkabılar senin için çok küçük.Those shoes are too small for you.
Tom, John'la ayak golfü oynadı.Tom played footgolf with John.
Ayakyolu nerede?Where's the loo?
Mennad ayakkabılarını giymeyi unuttu.Mennad forgot to put his shoes on.
Ayakkabıcıya gittik.We went to the shoe store.
Bu ayakkabıları giyemem.I can't wear these shoes.
Ali'yi en son gördüğümde yalın ayak, başı kabak bir durumdaydı.When I saw Ali last time, he was barefoot and bareheaded.
Metro durağında ayakta bekliyordu.He stood on the platform in the underground station.
İşine ayak uyduramıyor.He is getting behind in his work.
Hapisten çıkınca yeniden ayaklarımın üstünde durmama yardım etti.When I got out of prison, he helped me get back on my feet.
Tom ayakkabılarını ters giymiş.Tom has his shoes on the wrong feet.
Tüm gece ayaktaydı.She stayed up all night.
Yeni ayakkabı alması gerekiyor. Eskisinin haşatı çıkmış.He must buy a pair of shoes. His old ones are all worn out.
Ayağında bu ayakkabılarla komik görünüyor.He looks funny wearing those shoes.
Tom ayaklı kütüphanedir.Tom is a mine of information.
Tom, Mars'a ayak basan ilk insan olmak istiyor.Tom wants to be the first human to step foot on Mars.
Tom, ayakkabılarını hiçbir yerde bulamadı.Tom couldn't find his shoes anywhere.
Vaziyete ayak uydurman gerekiyor.You have to adapt to the circumstances.
Ayakkabıların modası geçiyor.The shoes are going out of style.
Tom'un ayakkabıları kahverengi.Tom's shoes are brown.
Ayakta durarak geçirdiğimden daha çok oturarak zaman geçiriyorum.I spend more time sitting than standing.
Tom arkasında birinin ayak seslerini duydu.Tom heard somebody's footsteps behind him.
Ayakkabılar eskimiş.The shoes are worn out.
Hemen ayakkabılarımı giydim.I put on my shoes immediately.
Müdahale ayakta mı yapılmıştı?Was the operation an outpatient procedure?
Sabah kalktığınızda ayak bileklerinizde şişklik oluyor mu?Are your ankles swollen when you wake up in the morning?
Sabah uyandığınızda ayak bileklerinizde şişme oluyor mu?Are your ankles swollen when you wake up in the morning?
Ayak parmaklarınızı oynatın.Wiggle your toes.
Hangi ayak parmağınıza dokunuyorum?Which toe am I touching?
Bu bölgede sadece bizim ev depremde ayakta kalabildi.Our house is the only one in this area that survived the earthquake.
Bu civarda depremde ayakta kalan tek ev bizimki.Our house is the only one in this area that survived the earthquake.
Kaça kadar ayaktasın?How late will you stay up?
Tom'un ayakkabıya ihtiyacı var.Tom needs shoes.
Ayakkabı giymeyi sevmiyorum.I don't like wearing shoes.
Neden hepimiz ayakkabılarımızı çıkarmıyoruz?Why don't we all take off our shoes?
Ayakkabılar pahalıdır.Shoes are expensive.
Ayakkabımın altına yapışmış sakız var.There's gum stuck to the bottom of my shoe.
Ayakkabımın altına sakız yapışmış.There's gum stuck to the bottom of my shoe.
Ayakkabıma taş girmiş.I have a rock in my shoe.
Ayakkabıma taş kaçmış.I have a rock in my shoe.
Belki torunlarımdan biri Mars'a ilk ayak basan insan olur.Maybe one of my grandchildren will be the first person to set foot on Mars.
Mars'a ilk ayak basacak kişi belki torunlarımdan birisi olur.Maybe one of my grandchildren will be the first person to set foot on Mars.
Birkaç güne ayaklanır inşallah.I hope he'll be on his feet in a few days.
Çabucak ayaklanırım.I'll be back on my feet in no time.
Mary ayak tırnaklarına bakım yaptırdı.Mary got a pedicure.
Arkamdan ayak sesleri geldiğini duyunca adımlarımı hızlandırdım.I started to walk faster when I heard footsteps behind me.
Avrupa'nın ayak basmadığım yeri kalmadı.I've been to every corner of Europe.
Bir çift ayakkabı alana ikinci çift bedava.Buy one pair of shoes and get another pair for free.
İyi bir ayakkabı genelde ne kadar dayanır?How long does a good pair of shoes usually last?
Mary 37 numara ayakkabı giyiyor.Mary wears a size 37 in shoes.
Ayakta gitmek iyi bir egzersizdir.Going by foot is good exercise.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmalıyız.We should take off our shoes at the entrance.
Girişte ayakkabılarımızı çıkaralım.Let's take off our shoes at the entrance.
Robert çok geç saatlere kadar ayakta kalmıştı.Robert stayed up really late.
Gunter'in ayakları donmaya başladı.Gunter's feet started to freeze.
Karl aniden ayaklarında yoğun bir ağrı hissetti.Karl suddenly felt intense pain in his feet.
Sahilde çıplak ayakla yürümeyi seviyorum.I like walking barefooted on the beach.
Stefan ona yaklaşan ayak seslerini duydu.Stefan heard footsteps approaching him.
Stefan ona yaklaşan ayak seslerini işitti.Stefan heard footsteps approaching him.
Çünkü sende yapılan mucizeler Sodomda yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı.For if the miracles done among you had been done in Sodom, it would have continued to this day.