Ana içeriğe geç
Sözlük

aya ile cümle

aya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Amy ayağa kalkmak için bir çaba sarfetti.Amy made an effort to stand up.
Enflasyondan dolayı, maaşlar yüksek yaşam maliyetine ayak uyduramıyor.Because of inflation, salaries can't keep up with the high cost of living.
O ne zaman kendi ayakları üzerinde durabilecek?When will he be able to stand on his own feet?
O, yaramaz erkek çocuğunu kovalarken onun ayakkabılarından biri çıktı.While she was running after the naughty boy, one of her shoes came off.
Şunlar kimin ayakkabıları?Whose shoes are those?
Meşe ağacı fırtınadan sonra ayakta kaldı.The oak tree remained standing after the storm.
O ayakkabılar bu takım elbiseyle gitmez.Those shoes do not go with the suit.
Maaşın enflasyona ayak uyduruyor mu?Is your salary keeping up with inflation?
Narita'ya ayak basmadan, hava kararacak.By the time you land at Narita, it will be dark.
Armstrong aya ulaşan ilk insandı.Armstrong was the first man to reach the moon.
Bir yıl on iki aya sahiptir.A year has twelve months.
Genç arkadaşlar bütün gece konuşarak ayakta kaldılar.The teenage friends stayed up talking all night.
On kadar öğrenci hepsi birden ayağa kalktı.As many as ten students stood up all at once.
Askerler Yunanistan'a ayak bastı.The troops landed in Greece.
Polis çalınan ayakkabıların orada olmadığından emin olmak için o evi araştırdı.The police searched that house to be sure the stolen shoes were not there.
Umarım aya gidebileceğimiz gün yakında gelecektir.I hope the day will soon come when we can travel to the moon.
İnsanın aya seyahat edebileceği zaman yakında gelecek.The time will soon come when man will be able to travel to the moon.
Aya yolculuk artık bir hayal değil.A trip to the Moon is no longer a dream.
Çok geçmeden aya bir seyahat yapabiliriz.It will not be long before we can take a trip to the moon.
Biz müzakereler için sahne ayarlamak zorundayız.We have to set the scene for negotiations.
Orada ayakta duran kız kız kardeşim Sue'dur.The girl standing over there is my sister Sue.
Siyah insanlar otobüsün arkasında oturmak ya da doluysa ayakta durmak zorunda kaldılar.Black people had to sit in the back of the bus, or stand if the back was full.
O, bu öğleden sonra ayağa kalkıp hareket edecek.She'll be up and around this afternoon.
Bu yıl iki çift ayakkabı eskittim.I've worn out two pairs of shoes this year.
Benim sol ayağım uyuştu.My left foot is asleep.
Bu günlerde genç kızların modasına ayak uyduramıyorum.I can't keep up with the fashions of young girls these days.
Final sınavları muhtemelen gelecek aya ertelenecek.The final exams will probably carry over into next month.
En son modalara ayak uydurmak çok pahalı.It is very expensive to keep up with the latest fashions.
Kız kardeşim her pazar günü ayakkabılarını yıkar.My sister washes her shoes every Sunday.
Çocuklar ayaklarını yıkadı.The children washed their feet.
Çocuklardan bazıları ayakları üstünde kalmak için çok zayıftı.Some of the children were too weak to stay on their feet.
Endeks bir önceki aya göre % 4 yükseldi.The index rose 4% from the preceding month.
Endeks 120.5'e yükseldi, bir önceki aya göre %4 fazla.The index advanced to 120.5, up 4% from the preceding month.
Aya gidebileceğimiz gün gelecektir.The day will come when we can travel to the moon.
Hepimiz ayağa kalktık.All of us stood up.
Biz kuyrukta ayakta bekletildik.We were made to stand in line.
Biz ayakkabı giymeye alışkınız.We are accustomed to wearing shoes.
Amcam doksana ayak bastıMy uncle lived to be ninety.
Benim ayakkabılar gitti.My shoes are gone.
Benim ayakkabılarımı bulamıyorum.I can't find my shoes.
Benim ayakkabılarım onunki ile aynı ölçüde.My shoes are the same size as his.
Benim ayakkabılarım eski, ama onunkiler yeni.My shoes are old, but his are new.
Ayakkabılarım cilalanmalı.My shoes need polishing.
Ayakkabılarımı tamir ettirmek ne kadara mal olur?How much will it cost to have my shoes repaired?
Benim çocuklarım ayakkabılarını çabucak eskitiyorlar.My children wear out their shoes quickly.
Ellerim ve ayaklarım buz gibi soğuktu.My hands and feet were as cold as ice.
Yeni ayakkabılarım deriden yapılmıştır.My new pair of shoes are made of leather.
Bu ayakkabılardan memnunum.I'm pleased with these shoes.
Modadaki bu değişimlere ayak uyduramıyorum.I can't keep up with these changes in fashion.
Ben kaydım ve ayak bileğimi burktum.I slipped and twisted my ankle.
Otobüs beklerken ayakta durdum.I stood waiting for a bus.
Ayakta duramayacak kadar yorgunum.I was too tired to stand.
Yarın Bill'in Ann'le buluşmasını ayarladım.I have arranged for Bill to meet Ann tomorrow.
Egzersiz yaparken ayağımda bir kemik kırdım.I broke a bone in my foot while exercising.
Ayağıma bir şey dokunduğunu hissettim.I felt something touch my foot.
Ayakta duramayacak kadar çok hastaydım.I was too sick to stand.
Ben benim ayakkabı bağlarını gevşettim.I loosened my shoelaces.
Benim ayakkabılarımı ıslattım.I got my shoes wet.
Ayakkabılarımı eskittim.I've worn out my shoes.
Bir çift ayakkabı almalıyım.I must buy a pair of shoes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod