Ana içeriğe geç
Sözlük

aya ile cümle

aya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Mary yüksek topuklu ayakkabılarını giydi.Mary put her high-heels back on.
Her şeyden önce ayakları yere basmayan kızın yanına gidelim.First things first, let's go to the girl with her head in the clouds.
Henüz tarihleri ​​ayarladın mı?Have you fixed the dates yet?
Kat üyeleri lütfen ayağa kalkar mısınız?Would the members of the floor please stand up?
Bunların kimin ayak izleri?Whose footprints are these?
Gerçekten ayakkabıları anlamıyorum.I don't really understand footwear.
Çocuklar Noel için ayakkabı aldı.The children received shoes for Christmas.
Tom'un ayakları karda battı.Tom's feet sank in the snow.
Sanki dünya onun ayağının altından kaybolmuş gibiydi.It was as if the earth were to disappear from under his feet.
Tom bir çift tenis ayakkabısı satın aldıTom bought a pair of tennis shoes.
Kauçuk botları giyin, aksi halde ayağınızı ıslatırsınız!Put the rubber boots on, or else you will get your feet wet!
Şirket ayakta kalabilmek için çabaladı.The company scrambled to stay afloat.
Bu benim en sevdiğim ayakkabım.This is my favorite pair of shoes.
Tom yeni bir çift tenis ayakkabısı satın almak istedi.Tom wanted to buy a new pair of tennis shoes.
Ayağını yere koyman gerekiyor.You need to put your foot down.
Keşke ona ayakkabı atabilseydim.I wish I could throw a shoe at him.
Açıkçası ayarlamak zordu.Obviously the adjustment was hard.
Henüz tarihi bile ayarlamadık.We haven't even set the date yet.
Ayakkabı giymek zorunda bile değilim.I didn't even have to wear shoes.
Bir tutum ayarlamasına ihtiyacın var.You need an attitude adjustment.
Tom'un ayak parmaklarına basmak istemiyorum.I don't want to step on Tom's toes.
Tom ayakları yere basan bir aile adamıdır.Tom is a down-to-earth family man.
Davalı lütfen ayağa kalkın.The defendant will please rise.
Hâlâ onu ayarlamaya çalışıyorum.I'm still trying to arrange it.
Hayatın hepsi ayarlamalarla ilgilidir.Life is all about adjustments.
Tom bile ayakta kalamadı.Tom wasn't even able to stand.
Tom ayağa kalktı ve etrafına baktı.Tom stood up and looked about.
Tom birçok ayak parmağına bastı.Tom did step on a lot of toes.
Her şeyi ayarlamak zorunda kaldık.We had to adjust everything.
Ayağını incitmiş olmalısın.You must've hurt your foot.
Tom her şeyi ayarlayacak.Tom will arrange everything.
Boston'da ayaklanmalar patlak verdi.Riots broke out in Boston.
İnandığınız şey için ayağa kalkın.Stand up for what you believe in.
Tom bir ayakkabı mağazası yönetiyor.Tom manages a shoe store.
Bir randevu ayarlanmadı.A date hasn't been set.
Nike az önce kendi kendine yapışan ayakkabıları çıkardı.Nike has just released a pair of self-lacing shoes.
Tom bir ayakkabı dükkanı işletiyor.Tom runs a shoe shop.
Tom iyi ayakkabılar giydi.Tom wore good shoes.
Ayarlamak zorundasın.You have to adjust.
Ayak parmaklarında kal.Stay on your toes.
Tom'un minik ayakları var.Tom has tiny feet.
Tom ayak parmağını suyun içine daldırdı.Tom dipped his toe into the water.
Mary ayak parmağını suya daldırdı.Mary dipped her toe into the water.
Mary arkadaşı için bir kör randevu ayarlamaya çalıştı.Mary tried to arrange a blind date for her friend.
Eğer zayıf ayak bilekleriniz varsa, onları seyahat etmeden önce güçlendirin.If you have weak ankles, strengthen them before traveling.
Onun şeker hastalığı var ve bu yüzden onlar onun ayaklarımı kestiler.She has diabetes and so they chopped off her feet.
Tom bir siyah ayakkabı istiyor.Tom wants a pair of black shoes.
Tom her gece Mary'nin ayaklarına masaj yapar.Tom massages Mary's feet every night.
İyi bir örnek ayarlamaya çalışıyorum.I try to set a good example.
Köpek, Tom'un ayaklarının kokusundan hoşlanıyor.The dog likes the smell of Tom's feet.
Hayvanlar kar üzerinde yürürken ayak izlerini bırakırlar.Animals leave footprints when they walk through snow.
Ayağımı nasıl incittiğimin konusunda hiçbir fikrim yokI have no idea how I hurt my foot.
Tom'un ayak bileği kırık.Tom's ankle is broken.
Sanırım ayak bileğimi burktum.I think I've sprained my ankle.
Üç aya kadar evleniyorsun, değil mi?You're getting married in three months, right?
Ben ayağa kalktım.I stood up.
Ayaklarıma dokundum.I touched my feet.
Ne kadar zamandır ayaktasın?How long have you been up?
Tom gece boyunca gerçekten ayakta kalmayı planlamıyor, değil mi?Tom doesn't really plan to stay up all night, does he?
Matthew, gözlerinde şüpheli bir nemle, ayağa kalktı ve dışarıya çıktı.Matthew, with a suspicious moisture in his eyes, got up and went out-of-doors.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod