Onlar çıplak ayakla yürüyorlar.They go barefoot.
Tom yürürken ayak bileğini burktu.Tom twisted his ankle while hiking.
Tom yürüyüş sırasında ayak bileğini burktu.Tom sprained his ankle while hiking.
Ayaklarımın her tarafında kabarcıklar var.I've got blisters all over my feet.
Ayaklarımın her tarafı su topladı.I've got blisters all over my feet.
Tom'un ayaklarının her tarafında kabarcıklar vardı.Tom had blisters all over his feet.
Tom'un ayaklarının her tarafı su topladı.Tom had blisters all over his feet.
Depremden sonra, neredeyse hiçbir ev ayakta kalmadı.After the earthquake, hardly any houses remained standing.
Bunu bitirmek üç aya kadar sürebilir.It could take up to three months to finish this.
Ayaklarım iyi hissediyor.My feet feel good.
Mary ayakkabısını ayak parmaklarının ucunda sarkıttı.Mary dangled her shoe off the tip of her toes.
Bütün gece ayakta kalmak ve çalışmak zorundayım.I have to stay up all night and study.
Bize ayak uydurabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can keep up with us?
Ayak parmaklarına dokunabilir misin?Can you touch your toes?
Tom öne doğru eğildi ve ayak parmaklarına dokundu.Tom leaned forward and touched his toes.
Tom ayak parmaklarına dokunmak için çabaladı.Tom struggled to touch his toes.
Tom ayak parmaklarına dokunamaz.Tom can't touch his toes.
Ayak sesleri daha da yaklaştı.The footsteps moved closer.
Ayak izleri Tom'unki değildi.The footprints weren't Tom's.
Benim en büyük zayıflığım ayakkabılara para harcamak.My biggest weakness is spending money on shoes.
Birdenbire ayağa kalktı, çok solgundu ve gözlerinde tuhaf bir ışık vardı.Suddenly she stood up, very pale, and with a strange light in her eyes.
Laura ona bayıldı ve o onun ayakkabı bağlarını öpmeye hazırdı.Laura adored him, and he was ready to kiss her shoe-strings.
Tom şarkı söylemek için ayağa kalktı.Tom stood up to sing.
Tom ayakkabılarını çıkarmadı.Tom didn't take his shoes off.
Tom yavaşça ayağa kalktı.Tom stood up slowly.
Ayağından yaralanan kişi benim.I'm the one who was wounded in the foot.
Tom eski bir çift ayakkabı giyiyordu.Tom was wearing an old pair of shoes.
Bu ayakkabılar çok maliyetli.These shoes cost too much.
Tom Mary'yi ayağa kaldırdı.Tom made Mary stand up.
Mary her zaman son modaya ayak uydurur.Mary is always up-to-date on the latest fads.
Lütfen ayağa kalkar mısın?Would you please stand up?
Siz arkadaşların yeni ayakkabılara ihtiyacı var.You guys need new shoes.
Tom henüz kendi ayakkabılarını bağlayamıyor.Tom can't tie his own shoes yet.
O ayakkabıları nereden aldın?Where did you get those shoes?
Biz NASA'ya güvenemiyorsak bu geçekten aya gitmediğimiz anlamına mı geliyor.If we can't trust NASA, does that mean that we didn't really go to the moon?
Savaşı protesto etmek için ülke çapında ayaklanmalar oluyor.Riots are occurring across the country to protest the war.
Tom el ile ayağa kalkmamı işaret etti.Tom motioned for me to stand up.
Tom bütün gece ayakta kaldı.Tom stayed up the whole night.
Bu ayakkabılar uymaz.These shoes don't fit.
Tom'a ayak uydurmaya çalış.Try to keep up with Tom.
Bunların kimin ayak izleri olduğunu merak ediyorum.I wonder whose footprints these are.
Ön verandada kim bu çamurlu ayak izlerini bıraktı?Who left these muddy footprints on the front porch?
Ben karda yoldan ön kapıma kadar üç dizi ayak izi gördüm.I saw three sets of footprints in the snow from the road up to my front door.
Neden dün gece geç saatlere kadar ayaktaydın?Why were you up so late last night?
Tom piyanosunu ayarlattı.Tom had his piano tuned.
Bütün gece ayakta kalmayı planlamıyorsun, değil mi?You're not planning to stay up all night, are you?
Onun çorabındaki delik o kadar büyük ki onun ayak bileğini görebilirsin.The hole in his sock is so big that you can see his ankle.
İnsanlar aya gitmediğini düşünen insanlar var.There are people who think humans didn't go to the moon.
Ayağımı yere hafifçe vurdum.I tapped my foot on the floor.
Mary ayağını yere hafifçe vurdu.Mary tapped her foot on the floor.
Sanırım çok fazla ayakkabın var.I think you have too many pairs of shoes.
Tom'un ayakkabıları üzerinde kan vardı.Tom had blood on his shoes.
Tom hiç ayakkabı giymiyor.Tom isn't wearing any shoes.
Tom ayaklarımı yerden kesti.Tom swept me off my feet.
Tom üç çift ayakkabı satın aldı.Tom bought three pairs of shoes.
Satürn bir sürü aya sahip.Saturn has a lot of moons.
Bütün gece ayakta olmak istemiyorum.I don't want to be up all night.
Yeni müdürle konuştum, her şeyi ayarladım.I talked to the new manager, I arranged everything.
Üç ayaklı bir yarış için en az dört kişiye ihtiyacın var.You need at least four people for a three-legged race.
Tom Mary'nin ayağa kalkmasına yardım etti.Tom helped Mary stand up.