Bill ayartmaya direndi.Bill resisted the temptation.
Çocuk suyun soğuk olup olmadığını görmek için ayak parmaklarını okyanusa daldırdı.The child dipped his toes into the ocean to see if the water was cold.
Her yerde ayakkabılarımı arıyorum.I've been looking all over for my shoes.
Yüksek topuklu ayakkabıları sevmem.I don't like high-heeled shoes.
Ayaklarım uyuşuk.My feet are numb.
Tom'un ettiği laflar kendi ayağına dolandı.Tom's words came back to bite him.
Ayakkabılarını nasıl bağlayacağını biliyor musun?Do you know how to tie your shoes?
Onun arkadaşı sanki bir hayaletmiş gibi Thomas ayağa fırladı.Thomas jumped up, as if his friend were a ghost.
Yerde çok fazla ayak izleri vardı.There were too many footprints on the ground.
Ayak yolu.It is the toilet.
Tom'un yürüyüş botlarıyla sorunu var. Bir ayağının tabanında kabarcıklar var.Tom has trouble with his walking boots. He has blisters on the sole of one foot.
Tom outdoor botlarıyla problem yaşıyor. Bir ayağının tabanı su toplamış.Tom has trouble with his walking boots. He has blisters on the sole of one foot.
Gururunu ayaklar altına alma!Swallow your pride!
O elden ayaktan düştü.He's got one foot in the grave.
Onun bir ayağı çukurda.He's got one foot in the grave.
Onun bir ayağı mezarda.He's got one foot in the grave.
Benim ayakkabımda bir taş var.There is a stone in my shoe.
Neden bu kadar çok ayakkabıya ihtiyacın var?Why do you need so many shoes?
Savaş gazisinin her iki ayağı kesilmiştir.The war veteran is a double amputee.
Ayakta duramayacak kadar hastayım!I'm sick as a dog!
Ayakkabılarım çok eski. Yenilerine ihtiyacım var.My shoes are too old. I need some new ones.
Tom yeni ayakkabı giyiyor.Tom is wearing new shoes.
Aniden zemin ayaklarımın altından kayboluyor gibi görünüyordu.Suddenly the ground seemed to disappear from beneath my feet.
O tökezledi ama çabucak tekrar ayağa kalktı.He stumbled but quickly got up on his feet again.
Sağ ayağımdaki baş parmak acıyor.The big toe on my right foot hurts.
Densizce imalarına ayar oluyorum.I'm sick of your crass hints.
Ayaklarım hep soğuk.My feet are always cold.
Sen ayağa kalk ve kapıyı kapat.You stand up and close the door.
Ayakkabılarım ayaklarımı vuruyor.My shoes are chafing my feet.
O bir ayartmaydı, Mary, ve sen karşı koyamadın.It was a temptation, Mary, and you succumbed.
Ne zaman ayağa kalksam başım dönüyor.I feel dizzy every time I stand up.
Sağlam giyin, gece ayazı çok soğuk olur.Dress warmly, the night air is very cold.
Tom giyindi ve ayakkabılarını giydi.Tom got dressed and slipped on his shoes.
Tom'un Meryem'e vurgun olduğu ayan beyan ortada.It's as plain as the nose on your face that Tom is dotty about Mary.
Tom ayak tırnaklarını kesmediği için çorapları delindi.Tom got holes in his socks from not cutting his toenails.
Onun her zaman elleri ve ayaklarında kan dolaşım ile ilgili problemleri vardı.She has always had problems with the circulation in her hands and feet.
O, kaç numara ayakkabı giyiyor?What size shoe does he wear?
İyi bir koşu kötü bir ayakta bekleyişten daha iyidir.A good run is better than a bad stand.
Tom'un burkulmuş bir ayak bileği var.Tom has a sprained ankle.
Tom'un yatak odası penceresinin dışında ayak izleri vardı.There were footprints outside Tom's bedroom window.
Çocuklar çıplak ayaklıydılar.The children were barefoot.
Ayaklanmalar vardı.There were riots.
Tom'un mağazası golf sopası, top, ayakkabı ve diğer aksesuarları satmaktadırçTom's store sells golf clubs, balls, shoes and other accessories.
Herkes ayarlamak zorunda.Everybody has to adjust.
Dans ayakkabılarını getir.Bring your dancing shoes.
Ayakkabılarını temiz tut.Keep your shoes clean.
Kilise hala ayakta duruyor. Her şey tahrip edildi.The church is still standing. Everything else was destroyed.
Fırsat ayağına gelse onu tekrar yapar mısın?Would you do that again if you had the chance?
Tom kaç numara ayakkabı giyer?What size shoes does Tom wear?
Ayaklarını sürümeyi bırak.Quit dragging your feet.
Sol ayak parmağımda ızdıraplı bir acı hissettim.I felt excruciating pain in my left big toe.
Tom koşan ayak seslerini duydu.Tom heard the sound of running footsteps.
Ben Tom'un yeni bir çift ayakkabı giydiğini fark ettim.I noticed that Tom was wearing a new pair of shoes.
Ayakkabım Tom'unkinden daha büyük.My shoes are bigger than Tom's.
Ayak parmaklarım uyuşmuş.My toes are numb.
Tom ayak bileğini yaralamasaydı kazanırdı.Tom would've won if he hadn't injured his ankle.
Tom ayakkabılarını kaybetti.Tom lost his shoes.
Biz ayak parmaklarının üzerinde yürüdük.We walked on tiptoes.
Ayakkabı gereklidir.Shoes are required.
Bu ayakkabılar belli ki Tom için yeterince büyük değil.These shoes are obviously not large enough for Tom.