Mary'nin yüz çiftten fazla ayakkabısı var.Mary has more than a hundred pairs of shoes.
Tom babasının ayak izlerini takip etti ve bir avukat oldu.Tom followed in his father's footsteps and became a lawyer.
Yüksek lisans tezinin savunması sadece önümüzdeki aya rastlıyor.The defense of the master thesis is just happening next month.
Ayakkabını çıkarma.Keep your shoes on.
Burada ayakkabılarını çıkarmalısın.You must take off your shoes here.
Burada ayakkabılarınızı çıkarmalısınız.You must take off your shoes here.
Ben düzgün şeyler ayarlamak istiyorum.I'd like to set things straight.
Ayaklarını bir battaniye ile ört.Cover your feet with a blanket.
Bunlar Tom'un kayak ayakkabılarıdır.These are Tom's ski boots.
Lütfen içeri girmeden önce ayakkabılarını çıkar.Please take off your shoes before coming inside.
Tom bu sabah 6.30'dan beri ayakta.Tom has been up since 6:30 this morning.
Tom şafaktan beri ayakta.Tom has been up since dawn.
Tom sınıfın geriye kalanına ayak uydurmak için sorun yaşıyor.Tom is having trouble keeping up with the rest of the class.
Ayağına dolandıysam üzgünüm.I'm sorry if I got in the way.
Tom ayakkabılarını çamur etmemek için dikkatliydi.Tom was careful not to get his shoes muddy.
Konuşmasını bitirdikten sonra ayağa kalkıp gitti.When he finished speaking, he stood up and walked away.
Ayakkabılarını çıkar.Take your shoes off.
Ayakkabıların çamurlu.Your shoes are muddy.
Lütfen ayakkabılarını çıkarır mısın?Would you please take off your shoes?
Tom ayakkabı bağlarını bağladı.Tom tied his shoe laces.
Kumda ustura gagalı alkın ayak izleri vardı.There were razorbill footprints in the sand.
Bu bir toplu ayaklanmadır.This is a mass uprising.
Tom, top oynarken sol ayağını, yazarken ise sağ elini kullanır.Tom kicks a football with his left foot, but writes with his right hand.
Bir geleneksel Kore saman ayakkabısı bile bir çifte aittir.Even a straw shoe belongs to a pair.
Ayaklarım seninkilerden daha küçük.My feet are smaller than yours.
Ayakkabıcının oğlu hep yalınayak gider.The shoemaker's son always goes barefoot.
Onun ayakları kirli.His feet are dirty.
Sadece, Nürnberg Bölgesel Ekspres treninde ayakta duracak yer vardı.There was standing room only in the Regional Express to Nuremberg.
Herkes ayağa kalkıp, çocuğunu omuzuna alsın.Everyone get up and put your children on your shoulders.
Benim ayakkabım 45 numara.My shoe size is 45.
O benim ayağa kalkmamı istedi.He asked me to stand up.
"Dün gece saat kaça kadar ayaktaydın?" "Yaklaşık 2.30'a kadar ayaktaydım.""How late did you stay up last night?" "I was up until about 2:30."
"Dün gece kaça kadar uyumadın?" "2.30'a kadar ayaktaydım.""How late did you stay up last night?" "We were up until about 2:30."
Tom ayağa kalktı ve alkışladı.Tom stood up and clapped.
Benimle konuşurken ayağa kalk.Stand up when you talk to me.
Tom oldukça bir ayağı çukurda görünüyor.Tom looks pretty far gone.
Tom'un ayakları çıplaktı.Tom's feet were bare.
Ayağını frenden çek Tom.Don't ride the brake, Tom.
Ayağını frende tutma Tom.Don't ride the brake, Tom.
Ben sana Tom'u ayarlayacağım.I'm going to fix you up with Tom.
Ayağımı yere koyuyorum.I'm putting my foot down.
Tom sadece ayarlamayı bitiriyor.Tom is just finishing setting up.
Tom'un ayak bileklerinde prangalar vardı.There were shackles around Tom's ankles.
Senin ayakkabılarına tükürmedim.I didn't spit on your shoes.
Tom ayakkabılarımı parlatırdı.Tom used to shine my shoes.
Tom bizim için bir görüşme ayarladı.Tom set up a meeting for us.
Soğuk ayaklarım var.I've got cold feet.
Tom ve ben yanlış ayakla indik.Tom and I got off on the wrong foot.
Sanırım yanlış ayakla indim.I think we got off on the wrong foot.
Sanırım yanlış ayakla çıktım.I think we got off on the wrong foot.
Tom ayağıyla sessiz alarmı itti.Tom pushed the silent alarm with his foot.
Tom bana bu ayakkabıları seçmemde yardımcı oldu.Tom helped me pick these shoes out.
Yarın ayakta olacağım.I'll be on my feet tomorrow.
Herkes ayağa kalksın.Get up, everybody.
Neden hepimiz ayakta durmalıyız?Why should we all stand?
Ayakkabı almak için alışverişe gidebilir miyiz?Can we go shopping for shoes?
Tom evde ayakkabı giyer mi?Does Tom wear shoes indoors?
Ayaklarımı ovmamdan rahatsız olur musun?Would you mind rubbing my feet?
Ayaklarımı ovalar mısın?Would you mind rubbing my feet?
Tom ayakta durmadı.Tom didn't stand.