Ayakkabılar cilalanmalı.The shoes need to be polished.
Tom ayağa kalktı ve bardan çıktı.Tom got up and walked out of the bar.
O, sınıf arkadaşların ayak uydurmak için mücadele etti.He struggled to keep up with his classmates.
O, sınıf arkadaşlarına ayak uydurmaya çalışıyor.He tries to keep up with his classmates.
Tom'un bacağı uyuşmuştu bu yüzden ayağa kalkamadı.Tom's leg had fallen asleep so he couldn't stand up.
Bu ayakkabılar ışıklı.These shoes have lights in them.
İçeride ayakkabı giyer misin?Do you wear shoes indoors?
Evin içinde ayakkabı giyiyor musunuz?Do you wear shoes inside your house?
Evin içinde ayakkabı giyer misiniz?Do you wear shoes inside your house?
Evin içinde ayakkabı giyiyor musun?Do you wear shoes inside your house?
Evin içinde ayakkabı giyer misin?Do you wear shoes inside your house?
Benim küçük Pinokyom, benim sevgili küçük Pinokyom! Ayaklarını nasıl yaktın?My little Pinocchio, my dear little Pinocchio! How did you burn your feet?
Bunu iç ve birkaç gün içinde ayakta ve iyi olacaksın.Drink this, and in a few days you'll be up and well.
Ayakkabılarımla ilgilenmediğin için hep bana bağırıyor.He always yells at me for not taking care of my shoes.
Tom eğildi ve ayak parmaklarına dokundu.Tom bent down and touched his toes.
Kediler baş aşağı bırakılsalar bile her zaman ayaklarının üzerine düşerler.A cat always lands on its feet, even if upside down when dropped.
Onun çantası ayakkabılarıyla aynı renktedir.Her purse is the same color as her shoes.
Tom sandalyesinden ayağa fırladı.Tom jumped up from his chair.
Ayakkabımı okulda bıraktım.I left my shoes at school.
Tom ayakkabılarını ayakkabı çekeceğiyle giydi.Tom put his shoes on with his shoe horn.
En azından bunun için ayağa kalktım.At least I stood up for it.
Ayrılmadan önce ayakkabılarını temizlemeyi unutmayacağını nasıl ümit ederim?How I hope you don't forget to clean the shoes before leaving!
Onun ayak izlerini kumulun kumlarında buldum.I found her footprints in the sand of the dune.
Ben Tom ve Mary'nin ayakkabılarını birlikte bağladım.I tied Tom and Mary's shoes together.
Arkadaşım ayakkabılarımı birlikte bağladı ve ayağa kalkmaya çalıştığımda düştüm.My friend tied my shoes together and I fell when I tried to stand up.
Mary, Tom'un ayakkabılarını birlikte bağladı.Mary tied Tom's shoes together.
Lütfen ayağa kalkın.Please stand up.
Neden bu kertenkelenin beş tane ayağı var?Why does this lizard have five legs?
Beş ayaklı kertenkele, kuyruğunu kesti.The five-legged lizard had its tail cut off.
Tom ayak işi yaptı.Tom went on an errand.
Bir Japon evinin girişinde ziyaretçilerden genellikle ayakkabılarını çıkartmaları istenir.At the entrance of a Japanese house, visitors are generally asked to take off their shoes.
Küçük erkek kardeşim romanlar okuyarak bütün gece ayakta kalırdı.My younger brother used to often stay up all night reading novels.
Ağabeyim romanlar okuyarak bütün gece ayakta kaldı.My older brother often stayed up all night reading novels.
Zemin ayaklarımın altında!The floor is under my feet!
Ayakkabılarım çok sıkı.My shoes are too tight.
Tom'un ayakkabıları o kadar dardı ki o parmaklarını kıpırdatamadı.Tom's shoes were so tight he couldn't wiggle his toes.
Tom'un uyan ayakkabıları almada sorunu var.Tom has trouble buying shoes that fit.
Tom'un büyük ayakları var.Tom has big feet.
Piknik için bir zaman ayarlayalım.Let's set up a time for the picnic.
Bu ayakkabıları nereden satın aldın?Where did you buy these shoes?
Ayakkabılarını kapıda çıkarman gerekiyor.You're supposed to take your shoes off at the door.
Ayakkabılarını kapıda çakarmalısın.You're supposed to take your shoes off at the door.
Tom ayakkabılarını çözmeye başladı.Tom started to untie his shoes.
Tom genellikle bütün gece ayakta kalır.Tom often stays up all night.
O ayakkabı satıyor.He sells shoes.
Tom ayakkabı satar.Tom sells shoes.
Mary ayakkabı satıyor.Mary sells shoes.
Biz ayakkabı satıyoruz.We sell shoes.
Onlar ayakkabı satıyor.They sell shoes.
Tom uygun ayakkabıları nereden alacak?Where is Tom going to get shoes that fit?
O ona ayak bileğini gösterdi.She showed him her ankle.
O, saati ayarladı.She adjusted the clock.
Monitörünüzü ayarladınız mı?Have you calibrated your monitor?
Teleskobunuzu ayarlamalısınız.You need to collimate the telescope.
Bu alet ayarlanmalı.This instrument needs to be calibrated.
Sen hiç bir uçakta ayakta kaldın mı?Have you ever been up in a plane?
Yerde iki çift ayakkabı vardı.On the floor were two pairs of shoes.
Kaç çift ayakkabın var?How many pairs of shoes do you have?
İğrenç bir kardan adamın ayak izlerini Himalayalarda bulduklarını duydum.I heard that they found the footprints of an abominable snowman in the Himalayas.
İğrenç bir kardan adamın ayak izlerinin Himalayalarda keşfedildiğini duydum.I heard that footprints of an abominable snowman have been discovered in the Himalayas.