ay ile cümle
ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Nancy bir çift kırmızı ayakkabı istiyor.Nancy wants a pair of red shoes.
Niçin ayrılmak istediğine dair fikrim yok.I have no idea why you want to part with that.
Aynı dili konuşuyoruz, değil mi?We speak the same language, don't we?
Ona ne sıklıkta söylersem söyleyeyim, o aynı hatayı yapmaya devam ediyor.No matter how often I tell her, she keeps making the same mistake.
Ne kadar uğraşırsan uğraş, sonuç aynı olacak.No matter how hard you try, the result will be the same.
Hırsızın eli ve ayağı bağlandı.The thief was bound hand and foot.
Bir ayı bir kaplanla karşılaştırıldığında bir dost canavardır.A bear is a friendly beast compared to a tiger.
Tom Kobe'den yarın sabah ayrılıyor.Tom is leaving Kobe tomorrow morning.
Tom uzundur ve ayrıca güçlüdür.Tom is tall and likewise strong.
Tom sabah erken ayrılmayı umuyordu fakat o uyuyakaldı.Tom expected to leave early in the morning, but he overslept.
Tom benim için bir koltuk ayırdı.Tom held a seat for me.
Tom sokakta yatan bir ayyaşı fark etti.Tom noticed a drunkard lying in the street.
Tom'a ayakkabılarımı tamir ettirdim.I got Tom to mend my shoes.
Tom'a göre Jane geçen ay evlendi.According to Tom, Jane got married last month.
Ay'a gitmek Tom'un tutkusudur.It is Tom's ambition to go to the moon.
Tom ve benim aramdaki sır aydınlandı.Tom and my secret came to light.
Tom ve Nancy geçen ay ayrıldılar.Tom and Nancy broke up last month.
Tom ve Jane geçen ay evlendiler.Tom and Jane got married last month.
Sadece Tom değil aynı zamanda ben de çalışmak zorundayım.It's not just Tom that has to study. I have to study, too.
Sadece Tom'dan değil aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I borrowed money not only from Tom, but from his wife, too.
Ayağa kalk ve kitabı oku, Tom.Stand up and read the book, Tom.
Her öğrenci saat altıya kadar okuldan ayrılmak zorundadır.Every student has to leave school by six.
Tony kirli eski ayakkabılarına baktı.Tony looked down at his dirty old shoes.
Paha biçilmez porselen parçalara ayrıldı.The priceless china shattered into fragments.
Ben ayı kadar açım.I'm as hungry as a bear.
Aynı anda ışıklar kesildi.All at once the lights went out.
Hangi yoldan giderseniz gidin, aynı zamanda götürecektir.Whichever way you take, it'll take you the same time.
Kimin kazanacağına gelince bir şanstır; her iki takım da kalite olarak aynıdır.It's a tossup as to who will win; both teams are about the same in quality.
Bu arada, Mary'nin işinden ayrıldığını duydun mu?By the way, did you hear that Mary quit her job?
Nereye gidersen, aynı türde insanlar bulursun.Wherever you go, you will find the same kind of people.
Oh, seninle aynı görüşte olup olmadığımı bilmiyorum.Oh, I don't know if I agree with you.
Lütfen ayağa kalkmayın.Please remain seated.
Lütfen ayakta kalın.Please remain standing.
Lütfen bana ayrıntılı planınızı gösterin.Please show me your detailed plan.
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.Television enlightens the viewers as well as entertains them.
Lütfen televizyon görüntüsünü ayarla.Please adjust the television picture.
Tenis oynayalım. 10.30 için bir kort ayırttım.Let's play tennis. I've booked a court for 10:30.
Tatlı için yer ayırmaya çalışıyorum.I'm trying to save room for dessert.
Masanın üstünde bir kedinin ayak izleri var.There are footprints of a cat on the table.
Ay, ufkun üzerindeydi.The moon was above the horizon.
Tur sırasında gruptan ayrıldı ve kendi yolunu buldu.During the tour he broke apart from the group and found his own way.
Bana bir dakikanızı ayırın.Excuse me a minute.
Bana birkaç dakika ayırabilir misin?Can you spare me a few minutes?
Sadece aynaya bak.Just look in the mirror.
Ben ayrılmak üzereyim.I'm about to leave.
Kapı zili çaldığında ayrılmak üzereydim.I was about to leave when the doorbell rang.
O telefon ettiğinde biz tam ayrılmak üzereydik.We were just about to leave when she telephoned.
Chaplin geri dönmemek üzere Amerika'dan ayrıldı.Chaplin left America for good.
Üç yer ayırtmak istiyorum.I'd like to book three seats.
Ayrılma saati ne zaman?When is checkout time?
Hiç kimse onları ayıramaz.No one can separate them.
Seni evinden alması için birini ayarladım.I'll arrange for someone to pick you up at your home.
Yanında iki kutu bedava ayakkabı cilası ile birlikte onlar sadece 50 dolar.They're only $50 with two cans of shoe polish free of charge.
Bir taksi ayırtmak daha hızlıdır.It's faster to reserve a taxi.
Çoğu Avrupalı, bir Japon'u bir Çinli'den ayırt edemez.Most Europeans cannot tell a Japanese from a Chinese.
Lütfen terminale ulaşana dek ayağa kalkma.Please stay seated until we reach the terminal.
Lütfen çok hızlı yürüme. Sana ayak uyduramıyorum.Please don't walk so fast. I can't keep pace with you.
Geç saatlere kadar ayakta kalmamalısın.You ought not to stay up so late.
Onlar aşağı yukarı aynı boyuttalar.They are more or less the same size.
O, benimki ile aynı renk.That is the same color as mine.