ay ile cümle
ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yılın ilk ayı Ocaktır.The first month of the year is January.
Bütün gün ayakta durduğum için yoruldum.I'm worn out, because I've been standing all day.
Tüm günü buna ayırabiliriz.We can make a day of it.
Buradan bir kez ayrılırsan, tekrar dönemezsin.Once you leave here, you can't come back again.
Bir yolcu bayıldı ama hostes onu ayılttı.A passenger fainted, but the stewardess brought him round.
En kısa sürede buradan ayrılmalıyız.We should lose no time in leaving here.
Buradan ayrılırken zaman kaybetmemeliyiz.We should lose no time in leaving here.
Parti için sandalyeler ayırtıldı.The seats were reserved for the party.
Ocak yılın birinci ayıdır.January is the first month of the year.
Ocak ayında karımız var.We have snow in January.
Ocak ayında bir sınava giriyorum.I'm taking an exam in January.
Öncelikle, beş parasızım, ayrıca, zamanım yok.For one thing, I'm penniless; for another, I don't have the time.
Ben tam Bay Isoda ile aynı hissediyorum.I feel exactly the same as Mr Isoda.
Komite ayda iki kez toplanır.The committee meets twice a month.
Komite beş bölüme ayrıldı.The committee divided into five sections.
Üzgünüm seninle aynı düşüncede değilim.Sorry, but I can't go along with you.
Geçen ay bu eve taşındık ama henüz yerleşmedik.We moved into this house last month, but we still haven't settled down.
Bu eve geçen ay taşındık. Yakında yerleşeceğiz.We moved into this house last month. We will settle down soon.
Gelecek ay on altı yaşında olacağım.I'll be sixteen years old next month.
Her ay on dolar biriktirdim.I put away 10 dollars each month.
Üç kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a table for three.
Bu noktada seninle aynı düşüncede olamam.I cannot agree with you on this point.
Robert telefon konuşmasının ortasında kırılıp ayrıldı.Robert broke off in the middle of his phone call.
Roket şimdiye kadar aya varmış olacak.The rocket ought to have reached the moon by now.
Roket ayın etrafında yörüngededir.The rocket is in orbit around the moon.
Mumlar odayı aydınlatıyor.The candles made the room bright.
Ayrıca bir araba kiralamak istiyorum.I would also like to rent a car.
Lütfen bu ayın son gününe kadar evraklarını teslim et.Please hand in your papers by the last day of this month.
Red Mulligan gelecek ay Rocky Luciano ile dövüşeceğini duyurdu.Red Mulligan has announced that he'll fight Rocky Luciano next month.
Linda şarkı söylemek için ayağa kalktı.Linda stood up to sing.
Lisa, sadece İngilizce değil, aynı zamanda Fransızca da konuşur.Lisa speaks not only English but also French.
Tamir etmek için radyoyu parçalara ayırdım.I took the radio apart to repair it.
Radyo haberleri ayrıntılı olarak yayınlıyor.The radio broadcast the news in detail.
İyi ayakkabılarını giyin.Put on your good shoes.
Avrupa'da okul Eylül ayında başlar.School starts in September in Europe.
İyi kahveyi kötü kahveden ayırt etmek için dilini eğitmelisin.You must educate your tongue to distinguish good coffee from bad.
Çok geçmeden, ay görünmeye başladı.Before long, the moon began to appear.
Otobüsler Montgomery'de ayrıldı.The buses in Montgomery were segregated.
Montgomery'de otobüslerin içinde ırk ayrımcılığı vardı.The buses in Montgomery were segregated.
Daha önce ayrılmalıydık.We should have set off earlier.
Otelde daha önce yer ayırtmalıydın.I ought to have made a hotel reservation earlier.
Kanatlarımız olsaydı, aya uçabilir miydik?If we had wings, could we fly to the moon?
Yerinde olsam, aynı şeyi yaparım.Were I in your place I would do the same thing.
Yerinde olsam, işimi bırakırım ve Londra'dan ayrılırım.If I were you, I would quit my job and leave London.
Yerinde olsam, böyle zor bir durumda aynı şeyi yaparım.If I were you, I would have done the same thing in such a difficult situation.
Başka bir oda ayırmamızı istiyorsanız, lütfen hemen bize bildirin.If you wish us to reserve an alternative room, please let us know immediately.
Birkaç ay içerisinde İngilizceyi akıcı olarak konuşabileceksin.You will be able to speak fluent English in another few months.
Kendi iki ayağının üstünde durmanın zamanıdır.It's time you stood on your own two feet.
Onu daha ayrıntılı olarak açıklayabilir misiniz?Would you explain it in more detail?
Ben yakında ayrılmak zorundayım.I've got to leave soon.
Kar hakkındaki kısmı hariç, sizinle aynı düşüncedeyim.I agree with you, except for the part about the profits.
Şu anda eylül ayındayız ama hava çok sıcak.It's already September; however, it is very hot.
Altı ay sonra Almancayı akıcı olarak konuşabileceksin.In another six months you will be able to speak German fluently.
Üyelerden herhangi biri seninle aynı fikirde mi?Do any of the members agree with you?
Meg'in ayakkabıları biraz gevşek.Meg's shoes are a little loose.
Mary'nin ondan ayrılmak istediğini haber aldım.I got word that Mary wants to divorce him.
Mary'nin önümüzdeki ay bir bebeği olacak.Mary is going to have a baby next month.
Mary aynada kendine baktı.Mary looked at herself in the mirror.
Mary her zaman iki sentini ayırmak zorundadır.Mary always has to put her two cents worth in.
Mary ve ben aynı sınıftayız.Mary and I are in the same class.